Paylaş

Uykuyu uyutan adam!

Eylül 22, 2009

Uykuyu uyutan adam!

Bayram da, bayram yazısı yazmayacağım. Yüzünüzü güldürecek, en azından tebessüm ettirecek bir yazıyı paylaşmak istiyorum sizinle. Uykuyu uyutan matbaacı Halis’in uykusunu anlatacağım sizlere.

Birçok uyku hikayesi dinlemiştim. Ancak bugün sizinle paylaşacağım “uyku” hikayelerini başkasından dinlesem inanmayabilirdim. Bizzat tanıdığım bir uykucunun gerçek uyku hikayeleridir bunlar. Bu bir hastalık olsa gerek! Tedavisi var mı bilmiyorum.

Yaz tatilinde memlekete gittiğimde sık sık yanına uğradığım matbaacı arkadaşım Halis’in kaza yaptığını öğrendim. Arabanın tekeri patlamış ve direğe çarpmış diye duyduk önce. Araba ciddi hasar görmüş olsa da kendisine fazla bir şey olmamıştı.

Önce, “Önüne köpek çıkmış, köpeğe çarpmamak için direksiyonu kırınca direğe çarpmış” diye duyduk. Evine ziyarete gittiğimizde kazanın gerçek sebebini öğrendik. Direksiyonda uyuyakalmış bizim Halis. Uyku hastalığı yüzünden milletin diline düştüğü için de köpek yalanını uydurmuş!

Uyku yüzünden kaza yaptığını duyduğumuzda şaşırmadık. Çünkü Halis’in uykuya düşkünlüğünü hepimiz biliyorduk. Diyeceksiniz uykuya düşkün insan çok var. Hatta insanların büyük bir kısmı uykuyu sever. Elbette birçok insan uykuyu sever. Ancak Halis, çekirdek yerken, dişlerinin arasında çekirdeği tutarken bile, uykuya dalmayı başarabilen biridir. Dişlerinin arasında çekirdekle uyuyakaldığından ben ona heyecanla bir şeyler anlatıyordum. Birde baktım ki elinde çekirdek uyumuş.

Evine ziyarete gittiğimizde çabuk uykuya dalma hastalığının çocukluğundan kalan bir hastalık olduğunu anlattı bize.

Çocukken inekleri gütmek için annem beni çobanlığa gönderirdi. Akşam olunca ineklerin hepsi eve gelirmiş. Tabi ben ortalıkta yokum. İnekleri ahıra yerleştiren annem beni aramaya çıkardı. Ya bir ağacın dibinde, ya da bir taşın yanında uyuyakalırdım.

Askerde, günlerin nasıl geçtiğini hiç anlayamadım. Hatta bazen gece ile gündüzü birbirine karıştırırdım. Herkes gün sayardı, ben hiç saymazdım. Sadece bir defa beni nizamiye nöbetine koydular. Orda da uyuyakaldığım için komutandan fırça yedim. Bir daha da nizamiye nöbeti yazmadılar bana.”

Halis uyku yüzünden yaşadığı sıkıntıları hem anlatıyor hem de gülüyordu.

“Akşam yemeğinden sonra yatağıma girince, yastığa başımı koyduğum anı bile zor hatırlıyorum. Her seferinde “Fatiha süresi okuyup sonra uyuyayım!” diyorum. Ancak şimdiye kadar Fatiha suresini bitirebildiğimi hatırlamıyorum!

Bir müddet sonra tekrar uyanıyorum. Fatiha süresine tekrar başlıyorum. Ancak yine bitiremeden uyuyorum.”

Matbaacılık yapan Halis, matbaa makinelerinin sesi arasında bile çok rahat uyuyabiliyor. Gözlerini kapayınca, sanki kulaklarını da tüm dünyaya kapatmış oluyor.

“Bu kadar da olmaz!” diyebilirsiniz. Ancak Tokat’ın Turhal ilçesinde Halis’i tanıyan herkes buna şahittir. Böylesi bir uyku hikayesi hiç dinlemediğim için, yazının başlığını, “Uykuyu uyutan adam!” diye koydum.

Uyan be Halis! Daha matbaa da yapılacak çok iş var!

Hayırlı Bayramlar.

Sait ÇAMLICA

Eğitimci – Yazar

Paylaş ------------------------------------------------------------------ -----------------------------------------------------------------

Yorumlar

Yorum, eleştiri, fikir ve düşüncelerinizi yazabilirsiniz!





Şimdi Reklamlar :)

Şimdi Reklamlar :)

İnternet Hizmetleri