Paylaş

Kişisel gelişim dergisi; Genç Beyin

Haziran 22, 2010

GENÇ BEYİN’İN 97. SAYISI
GERÇEK BİR HAZİNE!

• Başarıyı engelleyen zehirli sözler (Şu 70 sözü DUYMA ve SÖYLEME)
• EN TEMEL karakter özelliğin ne?
• YÜKSEK KARİYER yapmış eş adaylarına 3 tavsiye
• Ekmeği arslanın ağzından çıkarmada 8 yol
• Aşırı konuşkan çocuğa 4 çâre (Anneler! Bunları uygulayın, rahat edin!)
• Ünlü hatiplerin kürsü korkusu (Bu örneklere inanamayacaksınız)
• Çocuğumun zekâsını nasıl geliştirebilirim? (15 taktik)
• İtici güç arayanlara 2 çâre
• Milyon $’lık düşünme sanatı
• 50 yıl mutlu evlilik için 7 kural
• İmajını yönetemiyorsun, çünkü…
• İsim ve yüz hatırlamada İPUÇLARI
• Senin dostun 14 çeşitten hangisi?
• Çocuklarına okumayı sevdiren annenin 5 taktiği (Sonuç veren uygulama)
• Gerçek bir Leylâ ve Mecnun hikâyesi
• İçindeki 5 düşmanla YÜZLEŞ! (Pusuda bekliyorlar!)
• Böyle yetişen kız EVDE KALIR!
• Temizlikçiydi, şimdi 4 bin çalışanı var! (30 milyon $ ciro!)

İsrail Boykot Ürünleri

Haziran 2, 2010


İsrail Boykot Ürünleri

İsrail Boykot Ürünleri

İsrail boykot ürünleri 2

İsrail boykot ürünleri 2

Ey İsrail, ağla ve çocuklarından utan!..

Haziran 2, 2010

Bm.
“İşte bu adları geçenler, (…) Adem soyundan ve Gemide Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın neslinden (…) İsrail neslinden, hidayete erdirdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendir.(…) Sonra bu (…) salih kimselerin ardından (öyle kötü) bir nesil geldi ki (…) azgın isteklerine uydular; bunlar cehennemdeki Gayya vadisini boylayacaklardır (Kur’an, Meryem/58-59).”

Kaldır başını topraktan ey İsrail!.. Allah’ın izniyle beni duy ve sana yine senden olanların yaptığı vahşeti anlatırken anla beni. Bütün insanların gözü önünde yapılan zulme bir bak!.. Bak ve çocuklarından utan!..

Kaldır başını topraktan ey İsrail!.. Gazze’ye bir bak. Senin adını taşıyan sırtlanların sana yakışmayacak şekilde insanlık onurunu parçalayışlarına bir bak. Güzeller güzeli Yusuf için ağladığın yurtlarda iyiliğin Yusuflarına kıyan oğullarına bir bak. Bak ve oğullarından utan!..

Kaldır başını topraktan ey İsrail!.. Tek arzusu senin yurduna ekmek götürmek olan, senin kutlu hatırana, Filistin yurdundaki acıları dindirmek olan insanların trajedisine bir bak!. Bak ve “Allah hükümran olsun!” anlamına gelen adının hilafına masumlara karşı zulmü hükümran kılan çocuklarından utan!.

Kaldır başını topraktan ey İsrail!… Bir zamanlar ayak izlerini bıraktığın beldelerde yaşanan acıya ve o acıyı dindirmeye yola çıkan gemilerden denize karışan kanlara bir bak. Ciğer paren için gözlerine kara suların indiği hasret yurdunda sürüp giden acılara, ırmak olan göz yaşlarına, köpüklü suları boyayan kanlara bir bak… Bak ve elinde sopadan gayrı müdafaa silahı olmayan masumlara mermiler yağdıran canavarlaşmış torunlarından utan!..

Kaldır başını topraktan ey İsrail!.. Bir zamanlar kaybolan oğluna ağladığın Hüzünler Evi’ne (Beytü’l-Ahzen) bir bak!.. Bak ki Hüzünler Evi bir tane değil artık; bak ki çocukların senin adını kullanarak binlerce yürekte Hüzünler Evi açmaktalar. Bak ki Hüzünler Evi Filistin’den dünyaya yayıldı, çocuklarının marifetiyle dinini yaydığın yurtların her köşe başında bir Hüzünler Evi, her evde insanlığa hasret, insaniyete hasret parçalanan yürekler…

Kaldır başını topraktan ey İsrail!.. Bir zamanlar kundağında süt kokusunu koklayıp bağrına bastığın Yusuf’unu emziremeyen Rahil’in acısını duy. Duy ve Laya’nın çocukları yüzünden şimdi Yusuf yüzlü bebeğini emzirmeye sütü kalmayan Rahil’lerin memelerinden kanların damlayışına ağla!.. Ağla ve artık çocuklarından utan!.. Hani bir zamanlar kardeşleri Yusuf’a da zulmeden canavar ruhlu çocuklarından… Hani hakkı batıla çevirmek için masumiyet gömleğine kurt kanı bulaştıran çocuklarından… Ve onların bugün vahşi kurtları bile aratmayacak yırtıcılıklarından utan!..

Kaldır başını topraktan ey İsrail!.. Kaldır başını ve vahşet karşısında gözleri ve kalpleri kör olan çocuklarına bir bak!.. Sen ki Rahman olanın “Muhsin” elçisi iken senin adına hükümet ederek senin temiz adını kirletenler bu vahşet genlerini senden almış olamazlar. Onun için ya reddet bunları evlatlıktan, yahut Yusuf’un gömleğini yeniden tutuştur ellerine. Ta ki gözlerine sürsünler, ta ki olmayan vicdanlarına ve yüreklerine sürsünler ve vahşetle kör olan gözleri yeniden görsün.

Kaldır başını topraktan ey İsrail!.. Sen ki sabır timsali Eyyub’un yeğeni, İshak ile Refeka’nın oğlu ve Allah dostu Hanif İbrahim’in torunusun. Sen ki Allah’ın seçtiği kutlu kullardan, salih amel üzre elçilerden, saf ve berrak yaratılışlı nebilerdensin. Sen ki sınavlar aşıp geçtin, hasretler çekip piştin. Senin adın Ken’an’da “huzur” olarak anılırdı bir vakitler, neslin insanlara hidayet dağıtırdı. Sen ki “Tanrı’nın halkı” demek olan İsrail adını taşırdın, ve sen ki benim dilimde hâlâ “Yakup (Allah’ın kulu)” olarak anılırsın. Sahi İsrail, sahi bu insanlıktan yoksun vahşiler, bu yırtıcı sırtlan nesli senin çocukların olabilir mi?

Ey İsrail!.. Biz seni çok seviyoruz. Lakin bazı çocuklarından şikâyetçiyiz. Hani Yusuf ile Bünyamin’e bile insanlık dışı muameleleri reva gören çocuklarından… Şimdi dünyanın gözü önünde senin adını kirletenlerdir onlar ve yeryüzünde senin adını kirletmeye vahşice devam ettikleri sürece de şikâyetçi olacağız. Bütün dünya da şikâyetçi olacak hatta!.. O halde kaldır başını topraktan ey İsrail!..

Kaynak: Zaman

İskender PALA

01 Haziran 2010, Salı

IMF yerine bedelli askerlik

Mart 22, 2010

askerBedelli askerlik bekleyenler IMF ile görüşmelerin kopma noktasında olduğu şu dönemde Bedelli askerlikten elde edilecek gelirin IMF’ye karşılık iyi bir koz olduğunu düşünüyor.

Hükümetin IMF’le anlaşma yapmayacağını açıklaması üzerine bedelli askerlik kanunun çıkmasını bekleyenler yine umutlandı. Kurdukları siteler aracılığıyla kamuoyu oluşturmaya çalışan bedelli askerlik yanlıları bedelliaskerim.com sitesinden şu açıklamayı yayınladı.

2008 sonlarında başlayan ve 2009 yılında iyice etkisini gösteren ekonomik krizle sarsıldı ve bu kriz şu anda işsizliğin %14 gibi rekor bir orana çıkmasına neden oldu. İnsanlarımız, ailevi sorunları ve ekonomik sorunları sebebiyle askerlik vazifelerini geciktirmek zorunda kalmakta ama ilerleyen yıllar bu insanların durumlarını daha da zora sokmaktadır. Birçok gencimiz, askerliğini yapmadıklarından dolayı; düzenli bir işe girememekte ve kendilerini çıkmazda hissetmektedir. Öte yandan; borç harç iş kurmuş olan ve ailelerini geçindirmekle yükümlü olan çok sayıda vatandaşımız, askerlik vazifelerini mevcut yasaların öngördüğü sürelerde (6 ay, 12 ay veya 15 ay) yerine getirmeleri durumunda işyerlerini kapatmak zorunda kalacak ve bu işyerlerinin kapanması yanlarında çalıştırdıkları insanların işsiz kalmalarına neden olacaktır. Devlet ve vatandaş el ele vererek sorunlarımızı çözmeye başlamalıyız. Bizlerin çözüm önerileri şunlar:

1) En son 1999 senesinde uygulanan “bedelli askerlik” yasası, raflardan indirilmeli ve bu uygulamadan elde edilecek gelir, deprem olma ihtimalinin yüksek olduğu bölgelerdeki yapıların güçlendirilmesi veya tamamen yenilenmesi için kullanılmalıdır. Öncelikle; sınırlarımız dahilinde 1 tane bile “kerpiç ev” kalmaması sağlanmalıdır. İş işten geçmeden önlem alınması, uzmanların öngördüğü olası depremlerde can kaybının azalmasını ve bu depremler sonrası ortaya çıkacak ekonomik bilançonun hafiflemesini sağlayacaktır.

2) Son zamanlarda mayın patlaması sonucu verdiğimiz şehitler, hepimizi derinden üzdü. Acil olarak mayın temizleme cihazları alınmalı ve o cihazları kullanacak personel yetiştirilmelidir. Bu tip vakaların “güçlü ordu” imajımıza ciddi zarar verdiğini ve mehmetçiğimizin bu şekilde şehit olmayı haketmediğini düşünüyoruz.

3) Yaşları ilerlemiş olup da askerlik vazifelerini yerine getiremeyen insanların askerlik sorunlarının çözülmesi, hem vatandaşlarımızın hem de devletimizin yükünü hafifletecektir. Yaşı 27 ve üzeri olan askerliğini yapmamış tek bir vatandaş kalmayacak şekilde kolaylıklar (kredi kullanımı vb.) sağlanmalı ve bu sayede sayıları 1 milyonu bulan bakaya veya tecilli vatandaşlarımızın tamamının 1 veya 2 ay gibi bir zaman diliminde temel askerlik eğitimi almalarının önü açılmalıdır. Askerlik sorunu (sürenin uzun olması ve rütbesizlerin verimli kullanılamaması), siyasi görüş, din, mezhep vb. farklılıklar gözetilmeksizin toplumun tüm kesimlerinin ortak sorunudur. Bu bağlamda; toplumun tüm kesimlerinin ve sivil toplum kuruluşları’nın desteğini beklemekteyiz.

Sunduğumuz çözümlerin uygulanması durumunda; yapıların yeniden inşa edilmesi inşaat sektöründe bir canlanmaya vesile olacaktır. İnşaat sektörü, ekonominin lokomotifi durumundadır. Bu sektörün hammadde temini ve bünyesinde çalıştırdığı insanlar göz önüne alındığında; bu sektördeki canlanmanın diğer sektörlere de yansıyacağı açıktır.

Böylece; ekonomik krizin daha kolay atlatılması ve istihdamın artması mümkün olabilecektir. Milletimizin sorunlarını çözmek adına yine milletimizden destek talep etmekteyiz. Devletimiz, vatandaşlarını daha sağlam konutlarda huzurla yaşatabilmeli ve aynı zamanda askerlik vazifesinin profesyoneller tarafından yerine getirilmesinin önünü açmalıdır.

Kaynak: Zaman

Müminlerin Mevlit Kandilini kutluyoruz.‏

Şubat 25, 2010

Bir mümin için en büyük başarı, Allah’ın, elçisi Hz. Muhammed (asm) aracılığıyla öğrettiği yüksek ilahî ahlaka tutunarak cenneti kazanmaktır. Dolaysıyla Hz. Peygamberin (asm) doğumunu hakkıyla kutlamanın yolu, hayatın akışını Hz. Peygamberin (asm) öğrettiği yolda yeniden gözden geçirmektir.

Hz. Muhammed (asm) kimdir? İnsanlığa hangi mesajla gelmiştir? Onu dinlemek ve yolundan gitmek için ne yapmak gerekir? Onun yolundan gitmenin sonucu nedir? Cevapları sırayla ve özetle hatırlayalım:

-Hz. Muhammed kimdir? Hz. Muhammed Miladi 571 yılında şimdiki Suudi Arabistan topraklarında kalan Mekke şehrinde doğdu. Bir fakir ve yetim olarak büyüdü. Çocukluğundan itibaren fiziğinin, ahlakının, edebinin, iyiliklerinin dikkat çeken ihtişamı vesilesiyle emin/güvenilir sıfatıyla meşhur oldu. Büyük Melek Cebrail (as) 40 yaşından itibaren kendisine Kur’an vahyini 23 yılda ayet ayet indirdi. İnkârcı reislerin tüm saldırılarına/öldürme girişimlerine rağmen Allah’ın dinini insanlığa tebliğ etti. Kendisiyle savaşanları yendi ve getirdiği din hızla bölgesine hâkim oldu. Bugün yeryüzünde 1,5 milyar insan Hz. Muhammed’in (asm) getirdiği İslam’a inanıyor.

-Hz. Muhammed (asm) insanlığa hangi mesajla gelmiştir? İnsanlar ve tüm evren, ilmi, iradesi, kudreti sonsuz; başlangıcı ve sonu olmayan, kendi kendine mevcut ve hiçbir şeye benzemeyen tek Allah’ın eseridir. Allah bizim evrenimizi esasen içine yerleştirdiği en önemli canlı olan insan için yaratmış ve insanla ilişkili bir sonsuzluk yolculuğu takdir etmiştir. Buna göre, önce ruhlar âleminde yaratılan ve anne rahminde bedenle birleşip dünyaya gelen insanlar, ölümle beden gömleğini çıkardıktan  sonra ruhen ruhlar âleminde kıyameti ve dirilişi bekler. İyice yaklaşan kıyamet kopacak, bu evren yok olacak ve ahiret evreni ortaya çıkacak. Tüm insanlar ve herkes dirilip bir büyük hesap meydanında toplanacak. Herkes kul hakkından, ilahi emir ve yasaklardan aklı/idraki/niyeti ölçüsünde sorgulanacak. Kendisine tebliğ edildiği halde kötü niyetle Allah’a inanmayanın bütün iyilikleri yanacak. Son tartıda sevabı üstün olan cennetlere yükselecek, günahları ağır gelen de cehenneme düşecek. Böylece herkes kısacık dünyada yaptıklarıyla kazandığı ahiret hayatı ne ise o hayatın içinde cennette veya cehennemde ebediyen yaşayacak.

-Hz. Muhammed’in (asm) yolundan gitmek için ne yapmak gerekir? Hz. Peygamberin yolu Kur’an-ı Kerim’dir. Kuran ana hatlarıyla iman/ahlak/ibadet unsurlarından oluşur. Cenneti hedefleyen, her şeyi bir planla yaratıp yöneten tek Allah’ın varlığına ve elçilerine, kitaplarına, ahirete, öldükten sonra dirilmeye inanmalıdır. İmanını da ilim ve irfan aracılığıyla hayat boyunca şüphelerden korumalıdır. İlahi emir ve yasaklar çerçevesinde dengeli ve saygın bir hayata özenmelidir: Bu amaçla içkiden, kumardan, zinadan, cinayetten, hırsızlıktan, anne-babaya isyandan, sahtekârlıktan şiddetle kaçınmalıdır. Dürüst, öğrenen, çalışkan,  sözünde duran, iyiliksever, sorumlu, merhametli bir kişilik geliştirmelidir. Namaz, oruç, zekât, hac ve Allah ile gönül bağı kurmak gibi ibadetleri de yerine getirmeye çalışmalıdır.

-Hz. Muhammed’in (asm) yolundan gitmenin sonucu nedir? Hayatınızı sağlıklı ve huzurlu yaşarsınız. İnsanlar arasındaki ilişkileriniz olumlu gelişir, toplumda şefkat, iyilik ve dayanışma hâkim olur. Sağlıklı ve başarılı nesiller yetişir. Ölüm korkusu yerine sonsuz saadete geçiş ümidi yeşerir. Diriliş, hesap ve sorgu kolayca aşılır. Bu kısacık hayattaki ahlaklı duruşa bedel, hayaller ötesi güzelliklerden örülü sonsuz cennet saadetine kavuşursunuz.

Şu halde, Hz. Peygamberin (asm) doğumunu kutlamak, ardından içi boş gözyaşları dökmek değil, insanlığa öğrettiği yolu iyice düşünüp o yolda tüm hayatını gözden geçirmektir. Allah’ın amacına yönelmek, ilahi ahlakla yücelmek ve yüce saadete uçmaktır.

Müminlerin Mevlit Kandillerini kutluyoruz. Her gün ve gecelerini Mevlit Kandilindeki gibi bir özeleştiri, değerlendirme ve yenilenme penceresinden görmelerini diliyoruz.

Dr. Muhammed Bozdağ

Yetenek.com

Türkiye´nin girişimci haritası

Ocak 30, 2010

İçlerinde 80 milyon dolar ciro yapan da var, birkaç yüz milyar lira ciro yapan da. 20 milyon dolar ihracat yapan da var, ´ihracata hazırlanıyoruz´ diyen de.

EYLEM TÜRK   — Milliyet 19 eylül 2004

Biz çizdik; işte Türkiye’nin yeni girişimci haritası
Faaliyet alanları farklı, büyüklükleri farklı. Türkiye’nin farklı illerine dağılmışlar. Ancak hepsinin ortak bir heyecanı var: Öncelikle hepsi genç şirketler. Son on yıl içinde kurulmuşlar veya son 10 yıl içinde krizlere rağmen büyük atak yapmışlar. Önemli bir kısmı beş yaşından da genç. Hepsi marka olmak, daha büyük ihracatlar yapmak istiyorlar.
Akla hayale gelmedik işler yapıyorlar. Birisi, Almanya’da viyolonsel, keman yapmayı öğreniyor, koşa koşa dönüp memlekette üretime başlıyor. Birisi, derisi iyi para eden ve kürk yapımında kullanılan çinçilya, bir başkası bio tavşan yetiştiriyor. Bir diğeri çini çamurundan el işi karo ve vazo, çerezli bal, keçe battaniyesi, metalize iplik, tavşan eti, etnik mutfak yemekleri, paulownia ağacı veya ançüez üretiyor. Tam anlamıyla bir ‘Allah ne verdiyse’ durumu söz konusu.
İşe küçük bir atölyede, bir bodrum katında, bir iki ilkel makine ile başlayıp, küçük birikimlerle ama büyük hedeflerle yola çıkmışlar. Şimdi milyonlarca dolarlık ciro ve ihracat yapıyorlar. Krizlere yenilmeden istikrarla büyümüşler. Piyasaları, boşlukları görmüşler, doğru öngörülerde bulunarak, gerçek birer ‘girişimci’ gibi hareket etmişler.
İşe hobi olarak başlayıp 1 milimlik taşlardan Hz. İsa ve Meryem Ana’nın yüz portresini üretip satan, hobileri olan balıkçılığı işe dönüştürüp, Avrupa’ya ihracat yapanlar var. Böylece hem sevdikleri işi yapmış, hem de para kazanmış, istihdam sağlamışlar.
‘Emekliliğim geldi, benden bu kadar’ demek yerine tecrübelerini değerlendirerek iş kuranlar var. Pilotmuş, ayrılmış, kendi şirketini kurmuş, şimdi beş uçağı, 12 helikopteri var.
Birçok alanda hizmet veriyor. Tekstil işçisiymiş, yıllarca çalışmış, öğrenmiş, emekli olmuş, kendi şirketini kurmuş, daha yeni olmasına karşın 200 milyar ciro yapıyor. Öğretmenmiş, kazancı yetmemiş, öğrencilik yıllarında öğrendiği işten para kazanmak istemiş, meslektaşlarını ikna etmiş, 80 ortak bulmuş, şimdi Almanya’ya tuzlu balık, havyar gibi su ürünleri işleyerek ihraç ediyor.
‘Türkiye’nin yeni girişimci haritası’ üzerinde isimlerini ve kısaca birkaç rakamını gördükleriniz, aslında bu şirketlerin tamamı değil. Bunlar, bizim araştırmamızda ulaştıklarımız. Gerçekte daha fazlalar. Her birinin hikâyesi birbirinden ilginç.
EDİRNE
ÖDENAY (1991)
Girişimci: Mustafa Öden
Ciro: 10 trilyon lira
Çalışan sayısı: 40 kişi
Çiftçilikten gelen aile, ayçiçek ve mısır yağı üreterek Trakya bölgesinde önemli bir marka haline geldi
ÇATAL – ÇEKİÇ SÜPÜRGE (1994)
Girişimci: Feridun Çatalçekiç
Ciro: 500 milyar lira
Çalışan sayısı: 5 – 10 kişi
Süpürge üretimi yapan firma 100 bin dolarlık ihracatının tamamını Yunanistan’a yapıyor.
ÇANAKKALE
SAROZ GIDA (1994)
Girişimci: Ahmet Or, Cengiz Batılı
Çalışan sayısı: 17
Ciro: 2 milyon euro
Canlı balık üretiyor. Tamamını ihrac ediyor. Yunanistan’a yaptığı ihracat 600 ton.
AKBALIK (1992)
Girişimci: Mehmet Ali – Hüseyin Ak
Ciro: 200 milyar lira
1992 yılında devralınan şirkette ançuez ve konserve üretimi yapılıyor.
İDA GIDA (1997)
Girişimci: Irmak Yayın, Erdem Ökte
Ciro: 2 milyon euro
Çalışan sayısı: 28
Firma kalkan balığı, çipura ve levrek üretimi yapıyor.
KIRKLARELİ
MEGA KONFEKSİYON (1996)
Girişimci: Münir Bedelli, Tahsin Kesim
Çalışan sayısı: 20 – 30
Ciro: 5 trilyon lira
Jean üreten ve 1 milyon dolarlık ihracatı olan firma 1996 yılından bu yana Marks & Spencer, Levi’s ve Lee’ye mont dikimi yapıyor.
TEKİRDAĞ
LAFER TÜRK TEKSTİL (1995)
Girişimci: Ahmet – Tamer Hasbay
Üretim: Makine
Çalışan sayısı: 125
Ciro: 7.5 milyon euro
İtalyan ortaklı şirketin ihracatı 1.8 milyon euro
MARSU (2002)
Girişimci: Eyüp Yiğiter – Harun Öner – Mustafa Sözen
Üretim: Deniz ürünleri
Çalışan sayısı: 100 – 200
Hobilerini işe çeviren iki ortak Avrupa’ya 4 milyon euro ihracat yapıyor.
YALOVA
GÜRLER MAKİNE (1998)
Girişimci:Hüseyin Toy
Çalışan sayısı: 14
Ciro: 200 milyar lira
Daha önce işçi olarak çalışan Toy, emekli olunca kendi şirketini kurmuş. Tekstil makineleri üretiyor.
GÖLLÜ SÜS BİTKİLERİ (1997)
Girişimci: Hakan Göllü
Çalışan sayısı: 4
Dış mekan canlı süs bitkileri üretiyor.
BALIKESİR
BEKKİ METAL (1997)
Girişimci: Hüseyin Beki
Çalışan sayısı: 43
Ciro: 7 trilyon lira
Çivi ve tel üretiyor. Yunanistan, Litvanya ve İsrail’e 300 bin dolar ihracatı var.
MANİSA
NEKY CHINCHILLA FARM (2003)
Girişimci: Neky Kurtulmuş
Ciro: Yıllık 50 bin euro
Çalışan sayısı:Üretme çiftliğine bağlı Türkiye çapında 95 aile var.
Dünyanın en değerli kürk hayvanı olarak değerlendirilen ve Türkiye’nin ithalatçı konumunda olduğu Çinçilya’ları üretiyor.
İZMİR
SUSÜTAŞ SU ÜRÜNLERİ (1982)
Girişimci: Cihangir Hür
Çalışan sayısı: 100
Ciro: 3 milyon dolar
Firma havyar ve kapari üretimi yapıyor.
AYDIN
KALTUN MADENCİLİK (1986)
Girişimci: Mehmet Tuncer
Çalışan Sayısı: 350
Ciro: 41 trilyon
Seramik ve cam hammaddesi üretiyor ve yüzde 80′ini ihraç ediyor. Kapasitesini son 10 yılda 10 katına çıkarmış. İki gemi ile nakliyeye de girmiş.
POLAT MAKİNE (1993)
Girişimci:İbrahim Polat
Ciro: 8.4 trilyon lira
Çalışan Sayısı: 250
Şirket zeytinyağı yerine zeytin sıkma makinesi üretmeyi tercih etmiş. 3 milyon dolar ihracatı var.
İZMİT
MARİNTEK TEKNE
Girişimci: Cengiz Arsay
Çalışan sayısı: 100
Ciro: 2.2 trilyon lira
Spor malzemeleri, deniz ve yat malzemeleri, tekne aksamı, dalış malzemeleri üretiyor.
SAKARYA
PAUL OWNİA FİDANCILIK (1999)
Girişimci:Erdem Yıldırım
Ciro: 100 bin dolar
Çalışan sayısı: 4Ciro: 100 bin dolar
Çalışan sayısı: 4
Anavatanı Çin olan Paul Ownia ağaçların üretim ve satışını yapıyor.
BİLECİK
DEKOMER ( 1997)
Girişimci: Haldun Aynur
Çalışan: 70 Kişi
Ciro: 1.5 milyon dolar
Taştan, dekoratif ürün üretiyor. Sahibi işe hobi olarak başlamış. 1 milimlik taşlardan Hz.İsa ve Meryem Ana’nın yüz portresini de üretiyor.
BURSA
ONURAL (1997)
Girişimci: Selahattin Topoğlu,
İbrahim Yaşar Ürey, Hayrettin Bıçakçı
Üretim: Oturma Grupları
Çalışan sayısı: 35
Ciro: 3 trilyon lira
KÜTAHYA
SARAÇOĞLU TEKSTİL (1996)
Girişimci: Mehmet Saraç
Ciro: Yaklaşık 10 trilyon lira.
Çalışan sayısı: 35
Firma, nevresim ve gömlek üretiyor.
ALTIN ÇİNİ (1995)
Girişimci: Mustafa Kıratlı
Ciro: 4 trilyon 628 milyar lira
Çalışan sayısı: 200
Çini çamurundan el işi karo, vazo, tabak, duvar seramiği, bordür ve çini karo üretiyor.
UŞAK
PAYTEKS DERİ (1998)
Girişimci: Ayhan Kınden
Çalışan sayısı: 16
Ciro: 1 milyon 200 bin euro
2000 yılında ihracata başlayan firma keçe battaniyesi ve vatka üretiyor.
AFYON
ÖZERLER HOLDİNG (1995)
Girişimci: Mustafa Özer
Ciro: 80 milyon dolar
Çalışan Sayısı: 1.000
Lastik ayakkabı, çizme, branda üretiyor. 20 milyon dolar ihracatı var. 1995′te özelleştirilen dört tesisi alarak atağa geçmiş.
DENİZLİ
FUNİBO (1995)
Girişimci: Celal Erkaya
Ciro: 12 milyon dolar
Çalışan sayısı: 250 kişi
Kumaş boyama ve apre üzerine çalışan firma kendilerine ait Funitex şirketlerinin kumaşlarını boyamak amaçlı kuruldu.
FABER MERMER (1993)
Girişimci: Yasin Cinkaya
Ciro: 10 trilyon lira
Çalışan sayısı: 500 kişi
Küçük bir atölyede işe başlayan şirket, Amerika, Avrupa ve Japonya’ya traverten ihraç ediyor.
MUĞLA
MANAVLAR GIDA (1994)
Girişimci: Mehmet, Cengiz Manav
Ciro: 2.5 milyon dolar
Çalışan sayısı: 45
Bal, helva, polen, arı sütü, çerezli bal üreten iki kardeş, baba mesleğinde marka yaratmış. Buram Bal markasıyla 18 ülkeye ihracat yapıyorlar.
BURDUR
AYTAŞ AKIN (1996)
Girişimci: Ercan Akın
Çalışan sayısı: 80
Ciro: 2 trilyon lira
Çorap üretimi yapan firma 1998 yılında ihracata başladı. Şirket bu yıl mermer üretimine de başlayacak.
KÜÇÜKKAYA (1992)
Girişimci: Hakan – Erkan Küçükkaya
Çalışan sayısı: 12
Ciro: 300 bin euro
Yaylı çalgılar üretiyor. Almanya’da eğitim gören firma sahibi, üretimin tamamını Almanya’ya ihraç ediyor.
ANTALYA
AGT Furniture Components (1999)
Girişimci: Ahmet – Mehmet – Mustafa Söylemez)
Ciro: 43 trilyon lira
Çalışanı: 160 kişi
Orman ürünleri malzemeleri üreten firmanın 5 milyon dolar ihracatı var. 1984 yılında kurulan aile şirketi, 1999′da kurulan fabrika ile atağa geçmiş.
RAL TEKSTİL (1995)
Girişimci: Ramazan Atılgan
Çalışan sayısı: 100 kişi
Cirosu: 1.5 milyon dolar
Yılda 100 bin parça ihracat yapan firma pijama üretimi konusunda çalışıyor.
ZONGULDAK
EMKO FENNİ MALZEME (1994)
Girişimci: Hüseyin Aydın
Çalışan sayısı: 100
Ciro: 5 trilyon lira
200 bin euro ihracat yapan firma panel radyatör imalatı yapıyor.
YURTBAY SERAMİK (1995)
Girişimci: Ali Yılmaz
Çalışan sayısı: 600
Ciro: 55.2 trilyon lira
Yer ve duvar karoları üretiyor ve yüzde 40′ını ihraç ediyor.
DÜZCE
YAVUZLAR FINDIK (1994)
Girişimci: İsmail Ergin Yavuz
Ciro: 57 trilyon lira
Çalışan Sayısı: 300 Kişi
1994′te fındık tüccarı ortaklar tarafından kurulan firma yılda 22 milyon dolarlık fındık ihraç ediyor.
BOLU
ERPİLİÇ (1997)
Girişimci: Ali Ericek
Çalışan sayısı: 900
Ciro: 158 trilyon lira
Civciv, yem ve piliç üretiyor. Er Civciv ve Er Yem’in birleşmesiyle kurulmuş.
ESKİŞEHİR
SERVO ELEKTRONİK (1995)
Girişimci: Serkan – Hayri – Volkan Durukan
Ciro: 1 trilyon 210 milyar lira
Çalışan sayısı: 38 kişi
Firma sinema ses sistemleri üretimini yapıyor.
KEMAL KÜKRER (1998)
Girişimci: Cavit Gülel
Ciro: 7 trilyon lira
Çalışan sayısı: 65 kişi
Sirke, şalgam ve sos üretimi yapan firmanın 100 bin dolarlık ihracatı var.
ANKARA
ANKARA MADENİ YAĞ (2002)
Girişimci: Murat Gür
Çalışan sayısı: 17
Ciro: 10 trilyon lira
Madeni yağ üreten firma, İngiltere, Ürdün, Suriye, İran ve Azerbaycan’a Esko markasıyla ihracat yapıyor.
OSKO ALÜMİNYUM (1996)
Girişimci: Mehmet – Murat Konyalı
Çalışan sayısı: 50
Ciro: 6 trilyon lira
Alüminyum profil imalatı konusunda çalışıyor.
KONYA
SAFA TARIM (1995)
Girişimci: Mustafa Büyükeğen
Ciro: 5 milyon dolar
Çalışan sayısı: 120
Kendi markasıyla tarım ilacı üretiyor. 170 çeşit ürünü var. Avrupa, Afrika ve Ortadoğu’ya ihracat yapıyor.
KARAMAN
ŞİMŞEK BÜSKÜVİ (1996)
Girişimci: Ramazan – Erol Şimşek
Çalışan sayısı: 500
Ciro: 30 trilyon lira
Bisküvi, çikolata, kek ve gofret üretimi yapan ve kurulduğu yıl 2 milyon dolar ihracat yapan firmanın 2003 yılı ihracatı 10 milyon dolar.
ANI BİSKÜVİ (1994)
Girişimci: Kemay, Rıfkı, Nazım, Vefik Boynukalın
Çalışan sayısı: 327
Ciro: 19 trilyon lira
Ticaretle uğraşan ama 1994′te üretime karar verip fabrika kuran Boynukalın kardeşler, 68 ülkeye, 9 milyon dolarlık bisküvi ihraç ediyorlar.
ISPARTA
ER-AH HAVACILIK
Girişimci: Erdoğan Cabıoğlu
Çalışan sayısı: 20
Ciro: 3.5 trilyon lira
Pilot olan Cabıoğlu’nun beş tane zirai mücadele uçağı, 12 yangın söndürme helikopteri ve hava taksi uçağı bulunuyor.
BARTIN
SELKO ATEŞ TUĞLA (1993)
Girişimci: Selahattin Kalaycı
Çalışan sayısı: 45
Ciro: 3 trilyon lira
Tuğla üreten şirket altı ortaklı bir aile şirketi olarak kurulmuş.
SİNOP
ÖRSAN TEKSTİL (1999)
Girişimci:Osman Ör
Ciro: 30 milyon euro
Çalışan sayısı: Bin 300
Pantolon üretiyor.
BETATEKS (1993)
Girişimci:Nejat Önen
Ciro: 10 milyon euro
Çalışan sayısı: 180
Metalize iplik üretiyor. İhracatı 9 milyon euro.
KASTAMONU
DORTEK KAPI (2004)
Girişimci: Ahmet Ceritoğlu
Çalışan sayısı: 200
Monoblok kapı üreten firma yeni kurulduğu için cirosu belli değil. Ancak hedeflerini yüksek tutuyor.
ÇORUM
YAĞMAKSAN (1994)
Girişimci: Mustafa Yağmaksan
Ciro: 2 milyon dolar
Çalışan sayısı: 35 kişi
Makine yedek parçası üretimi yapan ve iki ortakla 1994 yılında kurulan şirket üretiminin yüzde 90′ını Almanya’ya ihraç ediyor.
ÇANKIRI
ÇANKIRI YEM (1993)
Girişimci: Sadullah Erdem
Ciro: 4 trilyon lira
Çalışan sayısı: 25 Kişi
1975 yılında kurulan tesis 1993 yılında satın alınarak tekrar faaliyete geçirildi. Firma yem üretimi yapıyor.
EREN UN (1997)
Girişimci: Şeref Çınaroğlu
Ciro: 12.5 trilyon lira
Çalışan sayısı: 60 Kişi
1997 yılında yatırım amaçlı kurulan ve 2001 yılında faaliyete geçen firma un ve yem üretiyor. Firma yakın dönemde makarna ve bisküvi üretimi yapacak.
KIRŞEHİR
KAYALAR EV TEKSTİL (1998)
Girişimci: Mevlüt – Hakan Kaya
Çalışan Sayısı: 8
Ciro: 250 – 300 milyar lira
Kayalar Ev Tekstil, perde üretimi yapıyor.
NEVŞEHİR
BİMSBLOK HAFİF YAPI (2002)
Girişimci:Adem Civelek
Ciro: 3 trilyon lira
Çalışan sayısı: 50
Bims mamülü ve duvar blokları üretiyor.
NEVKARSAN (1995)
Girişimci: Gürbüz Pınarbaşı
Ciro: 2 trilyon lira
Çalışan sayısı: 33
Kasa, dorse, silobas ve römork üreten firmanın 450 – 500 bin dolar ihracatı var.
AKSARAY
ÇİFT KARTAL (1998)
Girişimci: Sefa Saatçioğlu
Çalışan sayısı: 200
Ciro: 10 milyon dolar
Değirmen makineleri üretimi ve çelik tahıl depolama siloları üreten şirket üretiminin yüzde 70′ini ihraç ediyor
ADANA
ÖZGÜMÜŞ DÖKÜM (2002)
Girişimci: Fırat Karalı
Ciro: 7.5 milyon dolar
Çalışan: 160
İş makinesi parçaları üretiyor. Üç arkadaş kiralık bir atölyede işe başlamışlar. Şimdi kendi fabrikaları var.
ABDİOĞULLARI PLASTİK (1993)
Girişimci: Abdi Sütçü
Ciro:13 trilyon lira
Çalışan sayısı: 400
Çuval ve ambalaj konusunda çalışıyorlar. İhracatları 1.3 milyon dolar. Babaları Abdi Sütçü’nün vefatı üzerine dört kardeş tarafından kurulmuş.
MERSİN
YUMMY MEYVE SULARI (1994)
Girişimci: Selahattin Öder
Ciro: 7.5 trilyon lira
Çalışan sayısı: 60
Meyve suyu üreten firmaya daha önce ticaretle uğraşan ortaklar kurmuş. Fabrika, günlük 350 ton üretim kapasitesine sahip.
AKDENİZ ÇİVİ (1994)
Girişimci: Serhat Dövenci
Ciro:18 trilyon lira
Çalışan sayısı: 107
Çivi ve dikiş teli üreten firmanın 1 milyon dolar ihracatı var.
SAMSUN
VEZİR AĞAÇ (1996)
Girişimci: Hasan – Nihat – Fuat Turan
Ciro: 17 trilyon lira
Çalışan sayısı: 157
Ağaç sanayi, sunta, suntalam, kereste ve kontraplak üretiyor.
AS ÇELİK (1995)
Girişimci:Turgut Tüfenk
Ciro: Yaklaşık 8 milyon euro.
Çalışan sayısı: 150
Çelik döküm üreten firma, üretiminin yüzde 90′ını ihraç ediyor
AMASYA
MERBAK (1999)
Girişimci: Ahmet Okudan
Ciro: 4.5 trilyon
Çalışan sayısı: 20
Nohut, yeşil mercimek üretiyor. ‘Bölgesel ihtiyaç’tan kurulmuş,
ÖZ YILDIZ (1998)
Girişimci: Arif – Ahmet Gürsoy
Ciro: 1 trilyon lira
Çalışan Sayısı: 200
Turizm sektörüne yönelik temizlik, ilaçlama, hemşirelik, konularında çalışıyor.
TOKAT
SANTAFE TEKSTİL (1997)
Girişimci: Mehmet Sena Arvaz
Ciro: 600 milyar lira
Çalışan sayısı: 52 kişi
Firma iplik üretiyor.
ERBA HAZIR BETON (2003)
Girişimci: Talha Yüce
Ciro: 700 – 800 milyar
Çalışan sayısı: 17 kişi
Firma İnşaata hazır beton üretiyor.
KIRIKKALE
PRİZMA MOBİLYA (1999)
Girişimci: Oğuzhan – Şeref Eryılmaz
Çalışan sayısı: 100
Ciro: 8 milyon dolar
Modüler mobilya üretiyor. 1.5 milyon dolar ihracatı var.
AKS MOBİLYA (1995)
Girişimci: Sami – Yusuf Özdemir
Çalışan sayısı: 25
Ciro: 300 milyar lira
Koltuk ve mobilya üretiyor. Yedi ülkeye ihracat yapıyor.
YOZGAT
ROSA MOBİLYA (1999)
Girişimci: Şenol Taşhan
Çalışan sayısı: 150
Ciro: 3 milyon dolar
Firma mobilya, oturma grubu, yatak odası ve ev tekstil ürünleri üretiyor.
SENTEKSTİL (1999)
Girişimci: Ruhi Daştan
Çalışan sayısı: 300
Ciro: 2 milyon dolar
Kadın giyim üretiyor. İngiltere’ye 1.5 milyon dolarlık ihracatı var.
KAYSERİ
PARTEKS TEKSTİL (1996)
Girişimci: Ahmet Çapar
Çalışan sayısı: 120
Ciro: 5 trilyon lira
Firma geri dönüşümlü kağıt ve oluklu mukavva üretiyor.
ULUTAŞ (1995)
Yetkili kişi: Mehmet Ulutaş
Çalışan sayısı: 600
Ciro: 60 trilyon lira
İplik ve dokuma üretimi yapan firmanın 5 trilyon liralık ihracatı var.
NİĞDE
NİĞDE MAKİNA (1996)
Girişimci:Serkan – Mustafa Karadal
Üretim: Tarım makineleri
Ciro:400 milyar lira
Çalışan sayısı: 10
KAHRAMAN MARAŞ
TEMSAN MAKİNE (1995)
Girişimci: Yusuf – Cem – Metin – Bekir Sıtkı Kesim.
Çalışan sayısı: 90
Ciro: 6 trilyon lira
Tekstil klima sistemleri, santralleri ve filtre sistemleri üretiyor.
ŞİRİTÇİOĞLU MENSUCAT (1994)
Girişimci: Atıf – Arif Şiritçioğlu
Çalışan: 160
Ciro: 15 trilyon lira
Denim kumaşı üretiyor. Kardeşler altı makineyle işe başlamış. şimdi ihracat da yapıyorlar.
OSMANİYE
AYŞEM MODA (1994)
Girişimci: Feride Yılmaz
Ciro: 240 milyar lira
Çalışan sayısı: 100
Giyim alanında üretim yapan firmanın ihracatı 200 bin euro.
OSMANİYE YEM (1998)
Girişimci: Ahmet Özkan
Ciro: 2 trilyon 164 milyar TL
Çalışan sayısı: 15
Yem üretiyor.
HATAY
ÖZBUĞDAY TOHUMCULUK (1995)
Girişimci: Aykut Özbuğday
Çalışan sayısı: 40
Ciro: 5 trilyon lira
Özbuğday Tohumculuk pamuk, mısır ve buğday tohumu üretimi yapıyor.
KİLİS
HACI YUSUFOĞULLARI TEKSTİL (2003)
Girişimci: İsmail – Hüseyin Niziplioğlu
Çalışan sayısı: 150
Ciro: 6 milyon dolar
Seccade ve divan örtüsü üretiyor.
ORDU
DUT TEKSTİL (1996)
Girişimci: Sertan Abalı
Ciro: 5 trilyon lira
Çalışan sayısı: 70
Çuval üretiyor. 1992 yılında kurulan ve 1996 yılında üretime geçen firma Yunanistan ve Fransa’ya ihracat yapıyor.
GRUP GOFRET (1996)
Girişimci: Aydın Şen
Ciro: 200 milyar lira
Çalışan sayısı: 8
Gofret, pudra şekeri ve nişasta üretiyor. Firma, bölgenin ihtiyacını karşılamak için üç ortak tarafından kurulmuş.
GİRESUN
FREŞA (1997)
Girişimci: Ahmet Çakırmelikoğlu
Çalışan sayısı: 100
Ciro: 24 trilyon lira
Giresun’da İnişdibi Madensuyu kaynağının alınmasıyla kurulan, saatte 30 bin şişe üretim kapasitesine fabrikada meyveli soda üretiliyor.
TRABZON
ÖZGÜR LASTİK (1994)
Girişimci: Ramazan Ünal
Ciro: 463 milyar 563 milyon
Çalışan sayısı: 4 kişi
1994 yılında kurulan firma kauçuk soğuk kaplama işi yapıyor.
GÜNDOĞDU MOBİLYA (1994)
Girişimci: Aydın Gündoğdu
Ciro: 5 trilyon 760 milyar lira
Çalışan sayısı: 187 kişi
Modüler mobilya, oturma grupları ve yaylı yatak üretimi yapıyor
SÜMELA MOBİLYA (1999)
Girişimci: Aydın Gündoğdu
Ciro: 415 milyar lira
Çalışan sayısı: 25 kişi
Devlet teşviğiyle kurulan firma sünger ve mobilya üretiyor.
GÜMÜŞHANE
GÜMÜŞYAPI SANAYİ (1996)
Girişimci: Lokman Eren
Çalışan sayısı: 8
Ciro: 1 trilyon lira
Gümüş Yapı Sanayi inşaat malzemesi üretimi konusunda faaliyet gösteriyor.
SİVAS
TUĞRA MOBİLYA (1996)
Girişimci: Ünal Karaca
Ciro: 2 trilyon lira
Çalışan sayısı: 120 kişi
Oturma grubu, yatak, kanepe, masaj koltuğu üretimi yapan firma ürünlerinin yüzde 80′ini ihraç ediyor.
IŞIN GRUP (1997)
Girişimci: Tamer Işın
Ciro: 1.5 – 2 milyon dolar.
Çalışan sayısı: 13 kişi
Firma medikal ürün pazarlamasının yanı sıra tarım ve hayvancılık ile uğraşıyor.
TUNCELİ
ÖZCİHAN GIDA (2002)
Girişimci: Bülent Açıkgöz
Ciro: 3 trilyon lira.
Çalışan sayısı: 13 kişi
Firma un üretimi yapıyor.
MALATYA
ILSAN TEKSTİL (1996)
Girişimci: Sadullah Ilıcak
Ciro: 10 trilyon lira
Çalışan sayısı: 200
İplik üretiyor.
ELAZIĞ
AKDAĞ SENTETİK (1990)
Girişimci: Sait Akdağ
Ciro: 2 trilyon lira
Çalışan sayısı: 30
Çuval üretimi yapan firma bu yıl içinde mermer üretimine başlayacak. Firma 5 milyon dolar ciro hedefliyor.
ADIYAMAN
YÜCEL İPLİK (2002)
Girişimci: Mustafa Yücel
Ciro: 10 trilyon lira
Çalışan sayısı: 116
İplik üretiyor. GAP projesi kapsamında bölgede oluşan potansiyeli değerlendirmek için kurulmuş.
GAP AYAKKABI (2004)
Girişimci: Zafer Ersoy, Mehmet Aşıcıoğlu, Mehmet Çetin
Ciro: 700 bin dolar (hedef)
Çalışan sayısı: 70
Ayakkabı üretiyor. Ortadoğu’ya ihracat yapacak.
GAZİANTEP
TAD PİLİÇ (1997)
Girişimci:Abdülkadir Boyhüyük
Ciro: 12 trilyon lira
Çalışan sayısı: 150 kişi
Firma tavuk yemi üretiyor.
ŞANLIURFA
POLTEKS İPLİK (1999)
Girişimci:Barış Gendal Polat
Ciro: 20 trilyon lira
Çalışan sayısı: 180
İplik üretmek amacıyla kurulan firma Irak’a yıllık 5 milyon dolar ihracat yapıyor.
IŞIKLAR GIDA (1992)
Girişimci: Abuzer Işık
Ciro: 1.5 trilyon lira
Çalışan sayısı: 10
Üretim: Bulgur, mercimek.
DİYARBAKIR
DİMER (2003)
Girişimci: Raif – Mehmet Latif Türk, Nihat Yıldırım
Ciro: 6.6 trilyon lira
Çalışan Sayısı: 210
Üretim Konusu: Mermer
BATMAN
BATMAN UN (2002)
Girişimci: İbrahim İzmir
Çalışan sayısı: 35
Ciro: 25 trilyon lira
Un üreten üç ortaklı firma yakında ihracata başlıyor.
BAYTAR VETERİNER (1994)
Girişimci: Fikret Gündüz
Ciro: 300 milyar lira
Hayvancılık üzerine ilaç üreten firmayı, oğulları veteriner olan Fikret Gündüz kunmuş.
MARDİN
ERDOBA EVLERİ (2001)
Girişimci: Bülent Sümer, Emin Gözü
Ciro: 90 milyar lira
Çalışan sayısı: 30
Firmanın sahip olduğu Erdoba Evleri’nin yatak kapasitesi 65.
CERCİS MURAT KONAĞI (2001)
Girişimci: Ebru Baybara
Ciro: 86 milyar lira
Çalışan sayısı: 32
Etnik mutfak yemekleri üretiyor.
RİZE
GÜRSOY ÇAY (2000)
Girişimci: Muhammed Gürsoy
Ciro: 1.5 trilyon lira
Çalışan sayısı: 80
Kuru çay imalatı ve pazarlaması alanında faaliyet gösteriyor.
ARTVİN
MACAHEL GIDA (1997)
Girişimci: Metin – Zekeriya Özaydın, Nurettin Sav
Çalışan sayısı: 4
Ciro: 183 milyar lira.
Bal ve ana arı üreten şirket, Borçka’daki Macahel yöresinin balını Türkiye genelinde pazarlıyor.
BAYBURT
ARGÜR DEMİR (1998)
Girişimci: Nurettin Gürbüzer
Çalışan sayısı: 10
Ciro: 162 milyar lira
İnşaat çivisi ve bağlama teli üreten firma müzik piyasasına çalışıyor.
ÇORUH PLASTİK (1998)
Girişimci: İbrahim Erdemli
Çalışan sayısı:24
Ciro: 900 milyar lira
250 bin dolar ihracatı olan firma, plastik üzerine çalışıyor. Bayburt yöresinin ilk ihracatını yapmış.
ERZİNCAN
BALACAN SÜT (1998)
Girişimci: Mürsel Atış
Ciro: 977 milyar lira
Çalışan sayısı: 17 kişi
Firma süt ve süt ürünleri üretiyor.
IŞIKPINAR (1997)
Girişimci: Dinçer Parmaksız
Ciro: 700 – 800 milyar lira
Çalışan sayısı: 20 kişi
Firma yoğurt ve ayran üretiyor.
BİNGÖL
BETONSAN (1999)
Mehmet Ali Uzunyayla
Üretim: Hazır beton
Çalışan sayısı: 30
Ciro: 5 trilyon lira
BİNGENÇTUĞ TUĞLA (1997)
Girişimci: Mehmet Ali Uzunyayla
Çalışan sayısı: 150
Ciro: 1 trilyon lira
Tuğla üretiyor. İl Özel İdaresi’nden satın alınmış.
ERZURUM
BİRLİK UN (1993)
Girişimci: Yavuz Akpınar
Ciro:4 trilyon lira
Çalışan sayısı: 31
Un üretimi yapan firma Orta Asya’ya ihracat yapıyor.
MUŞ
SÜLEYMANOĞLU NAKLİYAT (1995)
Girişimci: Yadigar – Murat Korkmaz
Ciro: 1 trilyon lira
Çalışan sayısı: 10
Nakliye ve toplu taşıma alanında faaliyet gösteriyor. Askeri birliklere kömür taşımacılığı ve şeker pancarı nakliyesi yapıyor.
SİİRT
LAY MER (1999)
Girişimci: Bedri – Refik – Mehmet – Ömer – Uğur Kızılay
Ciro: 3 trilyon 900 milyar lira
Çalışan sayısı: 46
1994′te yem üretimiyle işe başlayan Kızılay kardeşler, 1999′da mermer ve doğal taş işine girmişler. Uzakdoğu ülkeleriyle ihracat görüşmeleri yapıyorlar.
ARDAHAN
DEM – SAN YEM (1995)
Girişimci: Şefik Demirci
Çalışan Sayısı: 30 kişi
Sahibi Şefik Demirci 17 yıl yurtdışında kazandığı parayla kurmuş. Saatte 200 torba yem üretiyor. Önümüzdeki ay ihracata başlıyor.
DEMİR AŞ (1994)
Girişimci: Osman Demir
Çalışan Sayısı: 6
Ciro: 3 milyon dolar
Süt ve kesimhanelere hayvan yetiştiren firma, bir ‘Anadolu markası’ yaratmak istiyor.
KARS
ÇAMLI OTEL (1998)
Girişimci: Çamlı Kardeşler
Çalışan sayısı: 30 – 50
Ciro: 500 milyar lira
Çamlı Otel, bölgedeki kayak turizminin değerlendirilmesi amacıyla yedi kardeş tarafından kurulmuş.
AĞRI
NUHUN TEKSTİL (2004)
Girişimci: Ahmet Fuat Türkmen
Çalışan sayısı: 130
Ciro: 500 bin paund
Kadın dış giyim üreten firma tamamen ihracata çalışıyor. ‘Memlekete yatırım’ yapan firma, elemanlarını da ‘sıfırdan’ yetiştirerek iş sahibi yapmış.
IĞDIR
SÜRKİT BİSKÜVİ (2000)
Girişimci: Mehmet – Murat Sürkit
Çalışan sayısı: 350
Ciro: 5 milyon dolar
Bisküvi, kek ve çikolata üretimi yapan firmanın ihracatı ise 3 milyon dolar.
KAFKAS SÜT (1996)
Girişimci: Doğukan Bayat
Ciro: 250 milyar lira
Kafkas Süt, yoğurt, ayran ve yöresel peynir üretimi yapıyor.
BİTLİS
BİO TAVŞAN (2002)
Girişimci: Fırat Kıyagan
Çalışan sayııs: 3
Ciro: 40 milyar lira
Tavşan eti üreten firmanın 250 metrekarelik çiftliğinde ayda 400 tavşan üretiliyor.
VAN
CEVHER BAL (1994)
Girişimci: Halil Elasan
Çalışan sayısı: 3
Ciro: 360 milyar lira
Alınan bal siparişleri Türkiye geneline ücretsiz olarak gönderiliyor.
ŞIRNAK
BARINÇ MADENCİLİK (1997)
Girişimci: Vahit Haspolat
Kuruluş tarihi: 1997
Üretim alanı: Pres kömür eleme tesisi
Çalışan sayısı: 20 – 30
Ciro: 1 trilyon 650 milyar lira
HAKKARİ
BASKIN KARDEŞLER (1996)
Girişimci: Necip, Mehmet, Rıfat, Hamza Baskın
Çalışan sayısı: 25
Ciro: 200 – 300 milyar lira
Özelleştirilen SEK Süt fabrikasını alan Baskın kardeşler, Baskınova süt markasıyla süt ve süt ürünleri üretimine başlamış.
Viyolonsel üretip, Almanya’ya satıyor
Erkan Küçükkaya, viyolonsel, keman ve kontrbas gibi müzik aletleri üretmeyi Almanya’da küçük bir aile işletmesinde çalışırken öğrenmiş. Türkiye’ye dönerek ağabeyini ikna ederek kendi atölyesini kurmuş. Yılda 800 viyolonsel, 150 – 200 kontrbas, 150 viyola ve 150 keman üretip tamamını ihraç ediyor. Hammaddelerinin de Almanya’dan geldiğini söyleyen Küçükkaya, “Artık ağaçları kendimiz kesip hammaddemizi kendimiz üreteceğiz. Böylece kendi markamızla dünyaya açılmak istiyoruz” diyor
Erkan Küçükkaya, viyolonsel çalmayı bilmiyor. Keman da, kontrbas da çalamıyor. Çalmayı bilmiyor ama iyisini üretebiliyor. Bu müzik aletlerine ilgisi ‘sanatsal’ bir meraktan değil, ‘zanaatkâr’ bir meraktan kaynaklanıyor.
1965′te Burdur’da doğan Erkan Küçükkaya, gençlik yıllarını Almanya’da geçirmiş. Gönül verdiği viyolonsel yapımına da 1980 yılında Almanya’da küçük bir aile işletmesinde başlamış. 1992 yılına kadar aynı işletmede çıraklıktan ustalığa yükselen Küçükkaya, geleceğini bu işte kurmaya karar vermiş.
Viyolonsel üretimine yatırım kararı alan Küçükkaya, Türkiye’ye dönerek, memleketi Burdur’da ağabeyi Hakan Küçükkaya’nın kapısını çalmış: “Gel, birlikte viyolonsel üretelim. Bu işte para var.”
Ağabeyi Küçükkaya, biraz tereddüt etmiş ama sonunda ikna olmuş. Birlikte yaylı çalgı üretimine başlamışlar.
Hepsini ihraç ediyor
O günleri şöyle anlatıyor:
“12 yaşından sonra Almanya’ya gittim. Bu mesleği orada öğrendim. Çıraklık ve ustalığı orada geçirdikten sonra Türkiye’de üretmeye karar verdim. Bu süre içinde onlarca usta yetiştirdik. Bugün Burdur Organize Sanayi Bölgesi’nde 500 metrekarelik bir atölyede üretim yapıyoruz. Şu anda 12 çalışanımız var.”
Üretimlerinin yüzde 100′ünü ihraç ettiklerini söyleyen Küçükkaya, “Tüm ürünlerimizi Almanya’daki köklü atölyelere satıyoruz. Oradan da ABD, İtalya, Japonya’ya ihraç ediliyor” diyor.
Yılda 800 viyolonsel, 150 – 200 kontrbas, 150 viyola ve 150 keman ürettiklerini kaydeden Küçükkaya, yılda yaklaşık 300 bin euro ciroları olduğunu belirtiyor.
Hammaddelerinin Almanya’dan geldiğini söyleyen Küçükkaya, “Artık ağaçları kendimiz kesip hammaddemizi kendimiz üreteceğiz. Böylece kendi markamızla dünyaya açılmak istiyoruz” diyor.
Altın gibi kıymetli çinçilya üretiyor
Neky Chinchilla firmasının sahibi Neky Kurtulmuş, Türkiye’de henüz yaygınlaşmamış, derisi kürk üretiminde kullanılan çinçilya üretimine 2003 yılında başlamış. Dünyanın en değerli kürk hayvanlarından biri olarak bilinen çinçilya, İnka dilinde ‘tavşan’ anlamına geliyor. Bu konuya askerden geldikten sonra merak saran Kurtulmuş, “Ne iş yapabilirim diye düşünürken, yurtdışından çinçilya getiren insanlarla tanıştım ve araştırdım. Değerinin çok üstünde satıldığı ortaya çıkınca bu insanlar ortadan yok oldu ve iş bana kaldı” diyor.
Neky Kurtulmuş, 1997 yılında Almanya’da bu işi yapan bir Alman’dan işin tüm inceliklerini ve çinçilyaların 60 – 70 marka satıldığını öğrenmiş.
“Uzakdoğu’nun Viagrası”
Türkiye’de 5 bin çinçilyanın olduğunu söyleyen Neky Kurtulmuş; Marmaris, Karacabey, Bandırma, Konya, Denizli, Buca ve Dalaman’dan yatırımcılara damızlık veriyor. Diyarbakır, İstanbul, Antalya, Afyon, İzmir ve Balıkesir’den çinçilyaya yatırım yapmak isteyen aileler sırada bekliyor. Avrupa’da çinçilyanın
endüstri haline geldiğine değinen Kurtulmuş, Danimarka, Kanada ve Finlandiya gibi ülkelerin, çinçilya etiyle ilgilendiğini, Singapur, Tayland ve
Hong Kong gibi ülkelerde de ‘Viagra’ niyetine tüketildiğini anlatıyor.
Yeni doğan bir çinçilyanın para getirmesi için 10 ay gerekiyor. ‘Kürk olarak’ değeri dünyada 30 – 50 dolar. Damızlık
fiyatı ise 100 – 150 dolar arasında değişiyor. Bir çinçilya mantonun fiyatı ise 8 – 10 bin dolar. “Türkiye için çinçilya kürkünden bir manto lükstür” diyen Kurtulmuş, standart ve mutasyon renkte 500 civarında çinçilyayı üretim ortamında görmek isteyenleri Turgutlu’ya davet ediyor.
Pilotları kaçınca dümene kendi geçti
Obir pilot işadamı. Hem uçuyor hem para kazanıyor. Türk Hava Kurumu’ndan ayrıldıktan sonra kendi şirketini kuran Erdoğan Cabıoğlu, 1975 yılından bu yana havacılık sektörüyle uğraşıyor. Hem hobisi, hem de
işi olan pilotluğunu kurduğu şirket ile kazanca çeviren Cabıoğlu’nun, 1993 yılında Isparta’da kurduğu Er – Ah Havacılık, zirai ilaçlama, yangın söndürme, taksicilik gibi pek çok alanda faaliyet gösteriyor.
Cabıoğlu’nun şirketinde şu anda beş uçak var. Yurtdışından helikopter de kiraladıklarını anlatan Cabıoğlu, ihtiyaç olduğunda kendisinin de pilot olarak çalıştığını söylüyor. Yıllık 3.5 trilyon ciro yaptığını kaydeden Cabıoğlu, “Uçaklarımda kadrolu beş, helikopterlerde de 12 pilotumuz var. İhtiyaç olduğunda ben de çalışıyorum. Mesela bu yıl ben de uçtum. Pilotlarımın bir kısmı havayollarına kaçtı. Ben de uçmak zorunda kaldım” diye gülerek anlatıyor.
Havadan broşür de atıyor
‘Hem hobim, hem işim’ dediği havacılık faaliyetleri için Orman Bakanlığı’ndan ihale aldıklarını söyleyen Cabıoğlu, çiftçilere tarımsal ürün ilaçlaması konusunda bireysel hizmet de verdiklerini söylüyor.
Dört kişilik uçaklarıyla hava taksi işi de yaptıklarını söyleyen Cabıoğlu, “Bu yolla turist de taşıyoruz. Şirketimiz reklam panosu çekiminin yanı sıra havadan broşür ve el ilanı atımı gerçekleştiriyor. Ayrıca özel ve gösteri amaçlı paraşüt atlayışı da yaptırıyoruz. Teleferik montajı da faaliyetlerimiz arasında” diyor.
Fabrikasında sadece kadınlar çalışıyor
Turizmci Ebru Baybara, 2001 yılında Alman turistleri gezdirmek amacıyla Mardin’e gelmiş. Turistler ‘Mardin’e özgü yemek’ istemişler. Ancak böyle yöresel yemek sunan bir yer yokmuş. Ebru Baybara’nın kafasında işte o zaman bir ışık çakmış: ‘Bu işi yapabilirim.’
Aslen Mardinli olan Baybara bunun üzerine turistleri kendi evinde ağırlamış. Yemek için de mahallesindeki kadınlardan yardım istemiş. Şöyle anlatıyor: “Yapılan yemekleri misafirlerim çok beğendi. Bunun üzerine ben de Mardin’de bu kadınlarla beraber bir restoran açmayı düşündüm ve bu düşüncemi hep beraber gerçekleştirdik. Turizm amaçlı geldiğim Mardin’de Cercis Murat Konağı Restoranı’nın yanı sıra şimdi de bir yemek fabrikası kurdum.”
Baybara bu yıl faaliyete geçirdiği yemek fabrikasında sadece kadın işçilerle çalışıyor. Yemekler hiç makine kullanılmadan odun ateşinde pişiriliyor. “Kadınlarımız evde nasıl yemek pişiriyorsa biz de öyle pişiriyoruz. Aynı yöntemlerle üretim yapıyoruz. Pekmez, konserve, reçel, kuru bakliyat, baharat, tahin ve şimdi de şarap üretimi yapıyoruz. Ürünlerimizi koyduğumuz bez torbalardan ağızlarını kapattığımız bezlere kadar hepsini kendimiz dikiyoruz.” diyor.
Kitabını yazmış
Baybara, dört yıllık araştırma sonrasında içinde eski Mardin yemekleri tarifleri olan “Gelenekler İçinde Doğu’nun Mistik Tatları” adlı bir kitap da hazırlamış. Mardin’e gelen turistlere ilginç bir de hizmet veriyor. Şöyle anlatıyor:
“Tur kapsamında belli saatlerde restorana gelen turistler seçtikleri yemekleri çalışanların yardımıyla kendileri yapıyor. Daha sonra kendi yaptıkları yemekleri yeme şansına sahip oluyorlar.”
32 kişinin çalıştığı firmanın amaçlarından birisinin de Mardinli kadınları ekonomiye kazandırmak olduğunu anlatan Baybara, “Ev kadınları artık bir marka oluşturdu. Şimdi hedeflerimiz arasında İstanbul’da bir şube açmak yer alıyor. Restoranımızın cirosu 86 milyar lira” diyor. Baybara, bu yıl kurulduğu için fabrikanın cirosunu veremiyor.
Hz. İsa’nın mozaik portresini üretti
Haldun Aynur, İtalya seyahatinde bir mozaik sanatçısıyla tanıştı, çok etkilendi. Dönüşünde mozaik konusunu inceledi. Zamanla, en büyük hobisi haline gelen mozaik alanında fabrika kurdu. İki milimetrekarelik taş kesimleri yaparak Hz. İsa’nın portresini bile üretti. 25 ülkeye ihracat yapıyor
Dekomer’in öyküsü İtalya sokaklarında başlıyor. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Haldun Aynur, İtalya seyahatinde, sokaklarda gezerken bir mozaik sanatçısıyla tanışır. Sanatçının yaptığı mozaiği incelerken yaptığı sohbet sayesinde kendisini mozaiğin etkileyici dünyasında bulur. Döner dönmez ilk işi mozaikleri incelemek olur.
Tarihin Anadolu’ya büyük bir armağanı olan mozaiklere sevdası günden güne artar. Bu araştırmalar süresince mozaiklerin sonraki nesillere aktarılması gerektiğini düşünür ve mozaik fabrikası açmaya karar verir. Hobisi olan mozaiği fabrikasında üretmeye başlar.
Anadolu mozaikleri hakkındaki bilgilerini de kullanarak Ayasofya’da bulunan ‘diesis’ mozaiği ve buna benzer birçok ikona çalışmaları yapar.
Büyük fabrika kuruyor
Bilecik’te faaliyet gösteren Dekomer’in eskitilmiş mermer ve mozaik üretimiyle dekoratif ürünler yelpazesine estetik kalitesi yüksek ürünler kattığını söyleyen Aynur, “Bu fabrikada 2 mm X 2 mm ebatlarında taş kesimi yapıyoruz. Hatta Hz. İsa ve Meryem Ana’nın 1 milimetrelik taşlardan yüz portresini de çalıştık” diyor.
Aynur, Bilecik’te 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde, Ekim 2004′te inşaatı tamamlanacak olan, 40 bin metrekare alan üzerine kurulu 3 bin metrekare kapalı alanı olan yeni fabrikasında 300 kişiyi istihdam etmeyi hedefliyor. Mevcut fabrikasında 150 çalışanıyla yaptığı aylık 35 bin metrekare mozaik fon, 70 bin metrekare antik fon, 7 bin 500 metrekare mozaik halı üretiminin tamamını üç kıtada , 25 ülkeye ihraç ediyor.
Dubai Emiri’nin evini süslüyor
Avrupa pazarındaki payını artırmak için Bulgaristan’da da bir fabrika açmayı planlayan Aynur, malzemesi ‘doğal taş’ olan mozaik üretiminde asıl hedeflerinin malzemenin doğallığını bozmadan ona günümüzde endüstriyel ve estetik anlamda varlık kazandırmak olduğunu söylüyor.
Aynur, “Dünyada Dekomer’in imzasını taşıyan birçok proje var. Bunlar Dubai Emiri’nin evindeki mozaikler, Avrupa’daki birçok kilise mozaikleri, Amerika’da Claudia Schiffer, Shaquel O’Neal gibi ünlü isimlerin evlerindeki projeler, Japonya’daki birçok oteldeki mozaikler” diyor.
Bodrumdan çıkan gıda markası: KK
Bundan 90 yıl önce Eskişehir Odunpazarı’ndaki bir evin bodrum katında başlamış Kemal Kükrer markasının hikâyesi. Meşe fıçılar içinde ağırlıklı el emeğiyle üretilmiş o dönemin koşullarında. Kükrer ailesinin çabalarıyla üretimi artırılan marka asıl dönüm noktasını 1998 yılında yaşamış. 84 yıl markayı yaşatmayı başaran Kükrer ailesi, yüksek teknolojiyle çalışan Gülel ailesine devretmiş firmayı.
Bugün Kütahya yolu üzerinde 23 bin metrekarelik bir alanda üretimi yapılan marka, 90 yıldır Ege ve Güneydoğu Anadolu’nun aromatik üzümlerinden Kemal Kükrer (KK) markasıyla sirke üretiyor.
Cirosu 7 trilyon
Şirketin başında Cavit Gülel var. Devraldığı asırlık mirası korumak ve markalaştırmak istediğini söylüyor. Yıllık cirosu 7 trilyona ulaşan şirket 2002′de yeni ürünler çıkarmış. Gülel, “Alkol sirkesi üretimine girdik. Kemal Kükrer markamız, alkol sirkesinde Türkiye’nin ilk koşer belgesine sahip firma oldu. 2002′de ürün çeşidimize sirke, limon, nar, ve soya sosu, nar ekşisi, meyve konsantresi gibi birçok yeni ürün kattık” diyor.
Öğretmenler havyar fabrikası kurdular
Susitaş, öğretmenlerin sadece başarılı öğrenci değil, şirketler de yetiştireceğinin, geliştireceğinin bir kanıtı gibi. Susitaş, 1982 yılında çoğunluğu öğretmen olan 49 ortak tarafından 11 milyon lira sermaye ile kurulmuş. Bugün 80 ortağı ve 3 milyon dolar cirosu olan bir şirket.
Üretimine tuzlu balık, havyar gibi su ürünleri işleyerek başlayan Susitaş’ın kurucularından Cihangir Hür’ün bu sektörle tanışması Edebiyat Fakültesi’nde öğrenciyken başlıyor. Hür, o günleri şöyle anlatıyor:
“Öğrencilikte çalışmak zorundaydım. Ayvansaray’da Yorgo Parlos Usta’dan tuzlu balık ve havyar işlemeyi öğrenmiştim. Öğretmenlik maaşı ile geçinemeyince, bu bilgilerimi piyasaya girerek değerlendirmek istedim. Öğretmen arkadaşlarımı da teşvik ettim, şirketi kurduk. Bugün 80 ortağız, çalışanlarımızı da şirkete ortak ettik.”
Şirketin kapariyi ihraç ürünü olarak ekonomiye kazandıran ilk firma olduğunu söyleyen Hür, şöyle devam ediyor:
“Kapari işleme ve satışı olarak dünyada ilk altı firma içindeyiz. 1988 yılında Alman firmaların isteği ile küçük salatalık ve değişik biber işeyen firmamız kuru domatesten közlenmiş bibere, meyve kompostolarından sebze konservelerine kadar birçok ürünü işleyerek ihraç ediyor.”
Susitaş yeni bir yatırıma gidiyor. 2005′te üretime başlayacak yeni fabrikada da tuzlu balık ve havyar işlenecek.
Nadide taş üretecek
10 trilyon lira ciroya sahip şirket, dünyaca ünlü isimlere de hizmet veriyor. Şirket Jeniffer Lopez’in bahçesindeki havuzunu, ünlü futbolcu David Beckham’ın bahçe ve dış cephesini, Jan Claude Van Damme’ın da mutfak, banyo ve havuzunun döşemesini gerçekleştirmiş.
Cinkaya, bunların yanı sıra işlenmesi meşakkatli olan nadide taşları işlemek ve dünya piyasalarına sunmak için girişimlere başlamış. Bunun için özel bir uzman ekip oluşturan firmanın ocakları kısa zamanda faaliyete geçecek.
Çinli paulownia ağacını Sakarya’da üretiyor
Erdem Yıldırım, 1999 yılında kurduğu Paulownia Fidancılık şirketiyle anavatanı Çin olan paulownia ağaçların üretim ve satışını yapıyor. Kısa süre önce kurduğu şirketin cirosu 100 bin dolara ulaşırken, şirkette dört kişi çalışıyor. Yıldırım, paulownianın Çin’de yaşayan, çok hızlı büyüyen ve özellikle kerestesi için yetiştiriciliği yapılan bir ağaç olduğunu söylüyor. Yıldırım, “İlk iki yıl iklime uyum sağlamasını bekledik. Bu ağaçların ortalama ömrü 70 yıl olup, beş yılda ekonomik kesime geliyor” diyor.

Google’a kız kardeş geldi

Ocak 30, 2010

Çin ile internet arama motoru Google arasında yaşanan sansür ve siber saldırı krizinin ardından, Çin’de ismi kız kardeş anlamına gelen “ciecie”yi anımsatan “Goojje” adlı bir arama motoru kuruldu.

"Goojje" adlı bir arama motoru

"Goojje" adlı bir arama motoru

BBC Çince servisinin haberine göre, “Goojje.com” internet arama motoru, Çin yasalarına uygun bir şekilde filtrelenerek hizmet veriyor.

Google’a benzer bir tarzda logoya sahip arama motorunun internet sitesinde “Abisi kardeşi için kalıyor ve hala kız kardeşine düşkün” ifadesinin Çincesine yer veriliyor.

Öte yandan Reuters, “Goojje”nin Çin’de “ciecie” (kız kardeş) şeklinde anılmasını, Google’ın Çincede telaffuz edilirken “Gıgı” (büyük birader) sesini vermesinden kaynaklandığı şeklinde değerlendiriyor.

Google, yeni kurulan “Goojje” arama motoru hakkında halen bir açıklamada bulunmadı.

Çin ile Google arasındaki gerginlik, ABD’nin de Çin’i internet özgürlüğüyle ilgili eleştirmesiyle iki ülke ilişkilerine yansımış ve ABD-Çin ilişkileri de gerilmişti.

Görenler şaşkına döndü

Ocak 30, 2010

Normal şartlar altında çitalar kovalar, antiloplar kaçar. Ama bugünkü durum bunun tam tersi olmuş.

Çita ve Antilop

Çita ve Antilop-1

Çita ve Antilop -2

Çita ve Antilop-2

Çita ve Antilop

Çita ve Antilop-3

M.Bozdağ İle Röportaj

Ocak 15, 2010

M.Bozdağ: Batı maddeye odaklandı manayı kaybetti

1- Bilim ve teknolojideki baş döndüren gelişmeyi de göz önüne alırsak, ‘beşikten mezara kadar ilim öğreniniz’ sözünü nasıl algılamalıyız? Günümüzde ilim öğrenmek nasıl olur?

Hayatınızı dua ve çaba kanatlarıyla yükselen uçağa benzetin. Enerjiniz ilimdir. İlerlemezseniz havada duramaz, çakılırsınız. Sürekli öğrenip gelişmeyen fidan büyüyen yaban otlarının ayakları altında ezilip yok olur. Bildiklerinizle yetinirseniz, çok geçmez gerilerde kalırsınız. Ayrıca mal makam gelir geçer ama ilminiz sonsuza kadar sizinle gelir. Biz ilmi Allah’ı tanımak, O’nun emrettiği yüksek ahlaka ve yeryüzü huzuruna hizmet etme amacıyla edinmek istiyoruz.

Allah Kuran’ı oku emriyle başlattı ve bizi defalarca düşünmeye, irdelemeye, araştırmaya, gözlemlemeye, yani öğrenmeye çağırdı. Dinimize göre insanlar arasındaki alim, ölüler arasındaki diri gibidir. Nitekim biliyoruz ki bugün en önemli güç aracı bilgidir. Kim yeni, sıra dışı, işe yarar bilgilere sahipse dünya onun çevresine yöneliyor. Dünyanın en güçlü, en zengin, en etkili milletleri eğitimli toplumların omuzlarında yeşeriyor.

Yeni keşiflerin, bilgilerin dünyanın her yanından çağlayanlar halinde fışkırdığı bir çağdayız. Değerlerinizin gücünü ortaya koymanızın tek yolu bilgiye dayalı çalışmanızdır. Bu yolda insanlığa hizmet etmek isterseniz, önce kendi hayat görevinizi tek cümlede özetlersiniz. Neden yaşadığınızı belirlersiniz. Bu göreve uygun kitapları listeler ve hemen bugün okumaya, özetleme, özümsemeye başlarsınız. Deneyimli kimseleri dinler, eğitimlere katılır, çevresini gözlemlersiniz. Faydasız meşguliyetlerle ömrünüzden çaldırmazsınız. Gereksizleri ayıkladığınız sürece her günü mükemmel yaşarsınız.

2- “Bir işten boş kaldın mı hemen diğer işe giriş.” (Kur’an: İnşirah, 7-8)” ayeti kerimesi üzerine “Başarının sırrını açıklayan ayet!” başlıklı bir yazınızı okumuştum. Bu ayeti kerimede ki “…hemen diğer işe giriş” kısmını ‘genç yetenekler’ için günümüz şartlarını göz önüne alırsak biraz daha detaylandırabilir misiniz?

Altın ve elmas üreten bir fabrikayı bir saniye bile kapalı tutmak istemezsiniz. İnsan yeryüzündeki en muhteşem, en verimli ilahi sanat eseridir. Dualarıyla, iyi çabalarıyla cennet bahçelerine vesile olacak. Siz ve biz hepimiz kısacık dünyaya konamadan ahirete göçüyoruz. Bu yüzden her saniyesinde altından elmastan değerli hazineler üretebilecek bir hayat yaşayabiliriz. Bunun yolu iman, ahlak ve ibadet üçlüsüne tutunarak yeryüzünde Allah’ın amacının yayılmasına hizmet etmeye hayatını adamaktır. Bir anlamda yerlerin ve göklerin sahibinin gönüllü temsilcisi, elçisi, askeri, hizmetçisi olmaktır.

Tabii ki aralıksız çalışmak her sistemi çökertir. Âlemlerin Sahibi her şeyi her an değiştirirken aralara dinlenme boşlukları koyuyor. Gündüzün namaz aralıklarında, günün gecesinde, yazın kışında, hayatın ölümünde dinleniyorsunuz.

Aralıksız değil, yeterince dinlenerek ama karıncalar gibi ölümüne çalışmalısınız. Bir hayata binlerce veciz söz, mucizeler ve muhteşem bir Kur’an ile taçlanan inanılmaz bir hayat hikâyesi sığdıran Peygamberimiz (asm) azmin en ihtişamlı örneğidir.

Geçen yıl ÖSS sınavını ilk sıralarda kazanan gençlerden birine başarısının sırını sordum: “Namaz saatlerinde dinlenmeyi esas alarak çalışmamı planladım” cevabını verdi. Huzurun başarının, ilerlemenin bir sırrı hakkıyla dua, değer sırrı da hakkıyla çabadır. Duayla kaderden bir rol alır, çabayla da onu icra edersiniz. Çabasız başarı beklemeyin.

Gece yarısı bir arkadaşım bana ABD’den yazmıştı. “Şimdi kütüphanedeyim, burada öğrenciler ölümüne çalışıyor” demişti. Hastalık, kötülük, karamsarlık tembellikte; sağlık, huzur, gelişme, güç düzenli ve azimli çalışmadadır.

3- Antony Robbins seminerleri sonunda katılımcıları ateşin üzerinde yürütüyor ve bu insanların çıplak ayakları yanmıyor… Yanmayacağına inansak gerçekten ateş yakmaz mı bizi? ‘Ruhsal Zeka’ kitabının yazarı olarak siz bu konuda ne dersiniz?

Ruhsal Zeka’nın inanma gücü bölümünde, kaderin yolunuzu inancınız ölçüsünde desteklediğini yazdım. Şu var ki içtenlik ve inançtaki sır iyiliği de kötülüğü de güçlendirebilir. Ateşin yakması ise ilahi emre maddenin itaatidir. Ateşin yakmaması sadece Hz. İbrahim’e (asm) lütfedilen bir mucizedir. Robbins’in gösterisinde hipnotize olmuş insanlar kızgın közlere hızla basıp sıçrayarak geçebiliyor. Ayakları belki az acıyor; ama o ateşin içerisinde dururlarsa yanarlar tabii ki. Doğa yasaları bariyerini aşmak bizim gibi sıradan insanların karı değildir. Uçacağınıza inanıp pencereden atlarsanız yere çakılırsınız.

4- Dualarımız hayatımıza ne kadar etki yapıyor acaba? Ruhsal dünyamız maddi dünyamızı ne oranda etkiler?

İstemenin Esrarı kitabında açıklanan sır bu soruyla ilişkili. Hayattaki en büyük zaferleriniz içtenlikli dualarınız olacak. Kaderin zorunlu ve iradi boyutları içerisinde yaşarken sizin ilk gücünüz duanızdır. Dua ve isteklerinize göre kaderden size sunulan rolü, çabanızla yaşamaya çalışırsınız.

İyilik için fidan dikmek istemezseniz kaderinizde böyle bir iş olmaz. İsterseniz cennette bir karşılık alacağınız kesindir. Fakat istemekle yetinmez de, fidan diker ve sulamaya çalışırsanız, Allah size ömür ve fırsat verirse dünyanızda da sonucunuza ulaşırsınız.

Diğer yandan içiniz dışınızı hem etkiler ve hem de belirler. İçiniz maneviyatınız, ekilen tohumun genetik planı gibidir. İçinizde ne varsa hayat boyu dışınızda o yeşerir. Aynı bahar bahçesinde biri dertli, biri yalnız, biri garip, biri mutlu, biri heyecanlı, biri coşkuludur. Beyin sağlığınız iyi mi? Hayatınızı ilahi doğallık çerçevesinde yöneterek kendinizi sağlıklı tutuyor musunuz? Gerilimlerinizi hakkıyla ifa ettiğiniz ibadetlerinizle, iyiliklerinizle, sorumluluklarınızla atıyor musunuz? O zaman hayatı çok mutlu yaşarsınız.

5- Eğitimin anne karnında başladığını artık bilimde doğruluyor. Günümüz şartlarında anne ve babalar bu noktayı göz önüne aldığında nasıl bir eğitim modeli seçmeli çocukları için?

Çocukları iyi eğitmenin biricik yolu iyi anne baba olmaktır. Bazı anne babalar çok iyi bir geçmişten geliyor ve ruh sağlıklarını iyi bir kişilik eğitimiyle taçlandırıyorlar. Bazı anne babalar ise, kendi anne babalarından aldıkları bencil, şiddetli, yıkıcı tavırları aynen çocuklarına taşıdıklarını geç fark ediyorlar. Düşünün ki hamilelikte bunalım geçiren annenin çocuğu kırk yaşında sırf bu yüzden kanser olabilir.

Çocukları üç alanda eğitmeyi önemsemeliyiz: Birincisi ahlaktır. Ailede tam bir sevgi odaklı ahlak atmosferi kurarsanız, çocuğunuzu kurtarırsınız. Şu var ki ahlak dinden, hele bizim dinimizden ayrılamaz. Din ile, Allah ve ahiret ile, diriliş ve hesap günüyle ilişkilendirilmeyen ahlak zaten temelsiz olur, yaşanamaz, korunamaz. İkincisi çocuğun zekasının, yeteneklerinin yeterli ve dengeli gelişimini sağlamaktır.

6- Dini eğitiminin çok az olduğu bir eğitim sistemi içinde eğitiliyoruz.  Din eğitiminin olmadığı bir toplumda ahlaksızlık had safhalara çıkmış durumda. Bu manada ailelere düşen bir şeyler olmalı değil mi?

Çocuklarını televizyonun, internetin, sokağın eline bırakmasınlar. Çocuklarının ahlakına yapacakları yatırım işlerine, evlerine, arazilerine yapacaklarından bit kat önemlidir. Geride ahlaklı ve sorumlu çocuktan daha değerli bir miras bırakamazlar. Çocuklarına her gün özel zaman ayırsınlar. Arkadaşlarını tanısınlar. Yararlı etkinliklere yöneltsinler. Deneyimlerini aktarsınlar. Eğitimleriyle ilgilendirsinler. En önemlisi çocuk eğitimi konusunda kendilerini eğitsinler.

7- Siz kitaplarınızda okur olarak sanki daha çok gençleri hedef seçmişsiniz gibi. Demek ki gençliği çok önemsiyorsunuz?

Dünyayı ele geçirmeyi hedefleyen sömürgeci güçlerin hedefi önce milletlerin gençleridir. Gençliğiniz geleceğinizdir. Gençliğini kaybeden bir millet her şeyini yitirir. Anadolu gençliği bence yeryüzündeki en özel, en değerli gençliklerden biridir. Bu altın insanlara hizmet eder ve iyi yetişmelerini sağlarsanız dünyaya erdem, iyilik, adalet dağıtırlar. Bu topraklarda dünyanın en temiz, en fedakâr nesilleri yetişebilir.

Uzak olmayan gelecekte dünyanın süper güçleri çöktüğünde, eğer ahlaksızlık bizi parçalamazsa, ülkemiz yükselmiş olacak. O zaman bu gençler dünyada söz sahibi olacaklar. Dünya dillerini bilecekler, yönetebilecekler, düşünecekler, anlayacaklar. Belki bir kıtadan diğerine uçacak, yol gösterecek ışık olacaklar. Kaybettiğimiz gençliği bir yana bırakırsak, yetişenler zaten şimdiden başladılar bu ihtişamlı iyiliklerine. Daha da ilerlemeleri gerekiyor. Bu ideale hizmet edebilirsem benim için büyük bir onur olur.

8- Çok satan kitapların yazarı olsanız da ‘kişisel gelişimci’ diye bir kategoride değerlendiriliyorsunuz. Bazıları da dinci gelişimci diyor size. Siz kendinizi nereye koyuyorsunuz?

Ben Müslüman bir hayat bilgeliği yazarıyım. Hedefim insanlığın imanına, ahlakına, çalışkanlığına, sorumluluğuna, mutluluğuna, dayanışmasına anlatımlarımla hizmet etmektir. Yapıştırılan etiketleri önemsemiyorum.

9- Kişisel gelişim kitapları bir dönem çok parladı ülkemizde de, fakat şimdilerde popülerliği azaldı eskiye nazaran. Batı kaynaklı bu kitapların boş olduğu mu anlaşıldı da birden söndüler? Bunlara karşın, kişisel gelişimci olduğunuz söyleniyor ama hala kitaplarınız çok satılıyor…

Batı maddeye odaklandı manayı kaybetti, dünyaya odaklandı ahireti kaybetti, akla odaklandı, kalbi kaybetti. Kişisel çabaya odaklandı kaderi gözden kaçırdı. Bugün Batı zengin ama mutsuz. Şimdi başlayan kriz Batının zenginliğini de çökertiyor.

Sorunuza gelince… Birincisi aranan anlatım modası değişir. Talepler tarih boyunca dalgalı seyreder. Mevlana zamanında tarihi bile şiir diliyle yazarlardı. İkincisi insanlar yeni paketler, yeni besteler, yeni eserler, yeni bakışlar, yeni keşifler arıyor. Gelişim arayışı asla sönmez. Üçüncüsü kişisel gelişim paketlemesini tahrip eden çok zararlı içerikler ortaya çıktı: Maddecilik, kaderin inkârı, insanın tanrılaştırılması, şatafatlı, hayali iddialar, aşırı maddeci, bencil, rekabetçi saplantılar insani gerçekliği gölgeledi. Batı’nın kişisel gelişimciliği islami gelişimciliğin aksine mutsuzluğu körükledi.

Bizim eserlerimize gelince, biz başından beri bu maddeci, bencil, dünyacı hayalperestliğin karşısındaydık. Gelişimciliğimizin çerçevesini dinimizin hayat görüşüne dayandırdık. Batının inancını milletimize pazarlamak yerine, milletimizin inancını Batı’ya pazarlanabilir halde paketlemeye çalıştık. Belki de bu durumu algılayan okuyucunun katkısıyla her bir kitabımız yüzden fazla baskı yaptı. Bizi çok sevindiren kitapların çok satmasından öte, çok okunması, tekrar tekrar ve zevkle okunmasıdır.

10- yetenek.com’dan edindiğimiz bilgilere göre Muhammed Bozdağ çok yoğun birisi. TV – radyo programları, TBMM’de halkla ilişkiler müdür yardımcılığı, web sitesi yönetmek, gazete-dergilere yazılar ve daha bir sürü iş. Bunca iş arasında kitap yazmaya nasıl zaman ayırabiliyorsunuz?

Zamanınızı etkili yönetmeniz çok önemli. Lüzumsuz işleri hayatınızdan ne kadar eleyebilirseniz o kadar yararlı işler üretirsiniz. Hayatımı planlamaya ve yönetmeye çalışıyorum. Bazen iki adım ileri ve bir adım geri oluyor. Bazen yoruluyorum, geri çekiliyorum.  Asla kusursuz değilim. Yeterince dengeli dinlenebilirseniz, ömür boyunca aklınızı, kalbinizi ve bedeninizi sadece yaşama gerekçenize odaklayabilirsiniz. Bu cümleleri okuyan herkes muhteşem bir potansiyelle doğmuştur. Yeter ki gönlünüzün derinlerinde hayırlı bir cümleye adanın.

11- Yeni kitap projenizden bahseder misiniz? Biz okurlar sizin kaleminizden daha hangi eserleri okuyabileceğiz?

Sevgi zekâsını yeniden yazdım. Şimdi Sonsuzluk Yolculuğu’nu yeniliyorum. Çıtamın yüksekliği eserlerimi geciktiriyor. Sırada aile, çocuk, gençlik, kader konulu kitap projeleri var. Hangisinin ne zaman tamamlanacağını Allah bilir.

12- Bu dünyadan ayrıldığı zaman insanlara ne bırakmak istiyor Muhammed Bozdağ, nasıl anılmayı hayal ediyor?

Hayatımdan geriye, insanlığın Allah’ı tanıyıp sevmesine, ahlakı, hoşgörüyü, yardımlaşmayı benimsemesine hizmet eden huzur vesilesi eserler kalmasını diliyorum.

Yeni Dünya Dergisi, Ocak 2010

Röportaj: Yakup Tutum / yakup@yakuptutum.com

Grip olanlara altın öneri

Aralık 5, 2009

Adana İl Sağlık Müdürü Dr. Aytekin Kemik, grip riski bulunan vatandaşların hastanelerin acil servislerinden önce aile hekimlerine başvurmalarını istedi.

Kemik, “Domuz gribine karşı her türlü önlemleri alıyoruz. Aile Sağlığı Merkezleri akşam saat 20.00′ye kadar açık tutuyoruz. Hastane acil servislerimize doktor ve sağlık çalışanı takviyesi yaptık.” dedi.

Adana’da öncelikle sağlık çalışanları ve hacı adaylarının domuz gribine karşı aşılandığını hatırlatan Kemik, Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği risk grupların da aşılama çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

Adana’da 10 bin 500 sağlık çalışanı ile 7 bin 200′ü hacı adayının domuz gribine karşı aşılandığını kaydeden Kemik, hafta başından bu yana 0-5 yaş grubundaki çocuklar ile risk grubundaki hastaların da aşılandığını dile getirdi.

Vatandaşların paniğe kapılmalarına ve hastanelerin acil servislerine akın etmemelerine gerek olmadığını vurgulayan Dr. Aytekin Kemik, vatandaşların özellikle temizlik kurallarına her zamankinden daha fazla dikkat etmesini istedi.

Hastalıkta ilk olarak aile hekimlerine müracaat edilmesi uyarısında bulunan Kemik, “Adana’da 136 Aile Sağlığı Merkezimiz var. Tamamı akşam 20.00′ye kadar açık. Hastanelerimizin acil servislerinde de önlemlerimizi aldık. Acil servislerimize yoğun başvuru var. Bu yığılmayı önlememiz gerekiyor. Bunun yolu da aile hekimlerimiz. Aile hekimlerimiz gerekli gördüğü hastalarını hastanelerimize sevk ediyor. Yatması gereken hastalarımız yatırılarak tedavi ediliyor.” diye konuştu.

Sağlık Müdürü Dr. Aytekin Kemik, Türkiye genelinde 5 domuz gribi laboratuarı bulunduğunu bunlardan birinin de Adana’da faaliyet gösterdiğini belirtti. Adana’da 49 kişinin domuz gribi şüphesiyle yatırılarak tedavi edildiğini, bunlardan 15′inin yoğun bakımda tedavi gördüğünü ifade eden Dr. Aytekin Kemik, “Hastaneye veya aile sağlığı merkezlerine başvuran herkesten tahlil için örnek almıyoruz. Uzmanlarımız gerekli gördüğü hastalarının örneklerini alıyor ve sonuçları aynı gün öğrenebiliyoruz.” şeklinde konuştu.

Kemik, “Benim 2 çocuğum var. İkisi de domuz gribine yakalandı. Biri çok ağır atlattı. Eşim şeker hastası. Risk grubunda olduğu için aşısını yaptırdı. Aşı, hastalığın sigortasıdır. Ya aşı olacağız ya da hasta olacağız. Kimseye zorlamamız yok. Domuz gribini en az hasarla atlatabilmek için önlemlerimiz devam ediyor.” açıklamasını yaptı.

(CİHAN)

Kaynak:  zaman.com.tr

Sonraki Sayfa »

Şimdi Reklamlar :)

Şimdi Reklamlar :)

İnternet Hizmetleri