Paylaş

Liderlerin başarı öyküleri

Şubat 2, 2011

Şimdi, hepsini ülkelerinin başkanlık koltuğunda veya partilerinin başında genel başkan olarak görüyoruz. Fakat, dünya siyasetinde veya ülke siyasetinde önemli kararlara imza atan bu isimlerin hiçbiri lider olarak doğmadı.

Şimdiki güçlü, sert-kavgacı görüntülerinin altında, geçmişe ait bir hikâye saklı. Bir kısmı, ciddi bir güçlük yaşamadan politikaya atılırken bir kısmı, sokakta satıcılık, tamirci çıraklığı ve benzeri işleri yaptı.

DONDURMACI CUMHURBAŞKANI NICOLAS SARKOZY Fransa’nın yeni Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, göçmen bir ailenin çocuğu. Babası Macaristan’dan, annesi ise Selanik’ten gelerek Fransa’ya yerleşmiş. Küçük yaşta annesini terk eden babası yüzünden, çocukluğunu rahat bir şekilde geçiremedi, yoksulluk çekti. Eğitimi için babasından para istediğinde ‘benim size bir borcum yok’ cevabını almak onun için bir dönüm noktası oldu. Bundan sonra dondurma ve çilek satarak harçlığını çıkarmaya çalıştı. Daha sonra, hukuk diploması alan Sarkozy, 1977’de politikaya atıldı.

SİMİTÇİ TAYYİP ERDOğAN
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Rize’den göç eden bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi… Babası Ahmet Bey, Şirket-i Hayriye’de kıyı kaptanı olarak görev yapıyordu. İş hayatına ilkokul çağlarında atıldı, kâğıtlı şeker, su ve simit sattı. Ekmek fırınından 5 kuruşa bayat simit alarak, evde annesinin ısıttığı simitleri 10 kuruşa satması, sokakla ve ticaretle tanışmasını sağladı. Yine aynı dönemde top sahalarında su satması, onu futbolla tanıştırdı. Uzun bir dönem futbol oynadı. 1978’de Beyoğlu Gençlik Kolları Başkanlığı ile siyasete girdi.

TAMİRCİ, SİMİTÇİ, AMBAR GÖREVLİSİ DENİZ BAYKAL Kafkasya göçmeni Hüseyin Hilmi Bey ile Mısır göçmeni Feride Hanım’ın oğlu olan Deniz Baykal, çocukluğunda birkaç işte birden çalışmış. Tamirci çıraklığı ve simitçilik yaparak harçlığını çıkaran Baykal, doğup büyüdüğü Antalya’da okurken Toprak Mahsulleri Ofisi’nde ambar puantörlüğü ve tekneyle karpuz nakliyeciliği yapmış. Heybeliada Deniz Lisesi’ne girmek istemiş; ama sağlık raporu alamadığı için giriş sınavını geçememiş. Hukuk eğitimi alan Baykal, ilk kez 1973 yılından milletvekili seçilerek politikaya atıldı.

ÇIRAK GERHARD SCHRÖDER
Doğduktan kısa bir süre sonra babasını kaybeden Gerhard Schröder’in, annesinin ikinci evliliğinden olan kardeşlerinin de bakımını üstlendi. Komşu kentlerdeki okullara gidip eğitimini sürdürürken, 14 yaşında itibaren çeşitli dükkanlarda satıcı olarak çalışmaya başladı. Genç yaşlarda amatör futbol liglerinde de iyi bir orta saha oyuncusu olarak top koşturdu. 1963’te Almanya Sosyal Demokrat Partisi’ne girmesi ile başbakanlığa giden yolu açmış oldu.

KİMSESİZLER YURDU BAŞKAN YAPTI VLADIMIR PUTIN Leningrad’da fabrika işçisi bir anne ve donanmada görevli bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Hukuk fakültesini bitirip KGB’ye girmesinden önce resmî kayıtlarda hiçbir bilgiye rastlanmayan Putin’in, annesinin hayatta olduğu anlaşıldı. KGB ajanlarının ‘konuşma’ uyarısına rağmen bilgi veren annesi Vera Putina, küçük yaşlarda çocuğundan ayrı kaldığını söyledi. Oğlunun büyükanne ve büyükbabasının hastalığı üzerine kimsesizler yurduna verildiğini aktardı.

YOKSULLUK, SOSYALİZMİ GETİRDİ FIDEL CASTRO
İspanya göçmeni Angel Castro Argiz’in, aşçısı Lina Ruz’dan doğan beş çocuğundan ikincisi olan Fidel Castro’nun çocukluğu, yoksul bir yöre olan Mayari’de geçti. Oriente ilinin merkezi Santiago’daki Katolik okullarında ve Havana’daki Cizvit Lisesi Belen İlahiyat Okulu’nda eğitim gören Castro, hukuk eğitiminden sonra siyasî kariyerine ilk adımını attı. Yoksul bir çocukluk geçirmesi onu ülkesinde sosyalist bir düzen kurmaya götürdü.

FAKİRLİKTEN OKUDU HUGO CHAVEZ
28 Temmuz 1954’te ailenin altı erkek çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Yerli ırkla siyah ırkın karışımı, ‘Zambo’ diye adlandırılan bir ırka mensup olan Chavez’in anne ve babası öğretmendi. Orta halli bir ailenin çocuğu olarak okumak dışında bir seçeneği olmadığı için askerî okula kaydını yaptırdı. Askerî öğrenci olarak gittiği Peru’da ise siyasetle tanıştı. Siyasette sol blokta yer alan Chavez, devlet başkanlığı görevinde dünya solunun ümidi haline geldi.

GRUBUNU BIRAKIP BAŞKAN OLDU BILL CLINTON
19 Ağustos 1946’da Arkansas’ın Hope şehrinde dünyaya gelen Bill Clinton, doğumundan 3 ay sonra babasını kaybetti. 4 yaşındayken annesi, üvey babası Roger Clinton ile evlendi. Lise döneminde, üvey babasının soyadını alan eski ABD Başkanı, birçok defa okulunu profesyonel bir müzisyen olmak için bırakmayı düşündü. Ancak ‘Boys Nation’ isimli grubu kurmuşken, Beyaz Saray’da John F. Kennedy ile tanıştı. Bu tanışma siyasete ilk adımı da beraberinde getirdi.

EŞEKTEN DÜŞTÜ, PİLOT OLAMADI TURGUT ÖZAL
Banka memuru bir baba ve ilkokul öğretmeni bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Turgut Özal, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde elektrik mühendisliği eğitimi aldı. Devlet Planlama Teşkilatı’ndaki görevi ile bürokrasiye, Adalet Partisi ile de siyasete atılan Özal, siyasi kariyerini görevdeyken vefat ettiği cumhurbaşkanlığı görevi ile noktaladı. çocukluğunda bir dönemde ise pilot olma hayali kurdu. Eşekten düşerek kolunu sakatlayınca bir kolu biraz kısa kalan Özal’ın pilotluk hevesi kısa sürede sona erdi.

TÜCCAR OLAMADI, SİYASETE ATILDI ABDULLAH GÜL
1950 yılında Kayseri’de doğan Abdullah Gül, İstanbul Üniversitesi’nde iktisat eğitimi aldı. İstanbul Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi’nde hoca olarak çalıştıktan sonra İslam Kalkınma Bankası’nda bulunan Gül, 1991’de Kayseri milletvekili seçildi. Gençliğinde dedesinin, limonata sattırmak istediği Gül, yüksek sesle bağırıp müşteri toplayamadığı için limonataları satamadı. Böylece, ticareti mi eğitim hayatını mı seçeceği belli oldu. Gençlik yıllarında başlayan siyasi hayatı onu cumhurbaşkanlığı adaylığına kadar getirdi.

ÇANKAYA KÖŞKÜ’NDE DOĞDU MEHMET AĞAR
1951 yılında Ankara’da babasının görev yaptığı Çankaya Köşkü’nde doğdu. Aslen Ardahan’dan Elazığ’a göç etmiş bir ailenin çocuğu olan Mehmet Ağar, emniyet müdürü olan babasının memuriyeti dolayısıyla pek çok il gezdi. Çankaya’da dünyaya gözlerini açan ve taşrada çocukluk ve gençliğini geçiren Ağar, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Emniyet’teki görevin başladı. Çeşitli görevlerde bulunduktan sonra Emniyet Genel Müdürü oldu. Politikaya atılan Ağar, genel başkanlığa kadar yükseldi.

Kaynak: Zaman

Türkiye´nin girişimci haritası

Ocak 30, 2010

İçlerinde 80 milyon dolar ciro yapan da var, birkaç yüz milyar lira ciro yapan da. 20 milyon dolar ihracat yapan da var, ´ihracata hazırlanıyoruz´ diyen de.

EYLEM TÜRK   — Milliyet 19 eylül 2004

Biz çizdik; işte Türkiye’nin yeni girişimci haritası
Faaliyet alanları farklı, büyüklükleri farklı. Türkiye’nin farklı illerine dağılmışlar. Ancak hepsinin ortak bir heyecanı var: Öncelikle hepsi genç şirketler. Son on yıl içinde kurulmuşlar veya son 10 yıl içinde krizlere rağmen büyük atak yapmışlar. Önemli bir kısmı beş yaşından da genç. Hepsi marka olmak, daha büyük ihracatlar yapmak istiyorlar.
Akla hayale gelmedik işler yapıyorlar. Birisi, Almanya’da viyolonsel, keman yapmayı öğreniyor, koşa koşa dönüp memlekette üretime başlıyor. Birisi, derisi iyi para eden ve kürk yapımında kullanılan çinçilya, bir başkası bio tavşan yetiştiriyor. Bir diğeri çini çamurundan el işi karo ve vazo, çerezli bal, keçe battaniyesi, metalize iplik, tavşan eti, etnik mutfak yemekleri, paulownia ağacı veya ançüez üretiyor. Tam anlamıyla bir ‘Allah ne verdiyse’ durumu söz konusu.
İşe küçük bir atölyede, bir bodrum katında, bir iki ilkel makine ile başlayıp, küçük birikimlerle ama büyük hedeflerle yola çıkmışlar. Şimdi milyonlarca dolarlık ciro ve ihracat yapıyorlar. Krizlere yenilmeden istikrarla büyümüşler. Piyasaları, boşlukları görmüşler, doğru öngörülerde bulunarak, gerçek birer ‘girişimci’ gibi hareket etmişler.
İşe hobi olarak başlayıp 1 milimlik taşlardan Hz. İsa ve Meryem Ana’nın yüz portresini üretip satan, hobileri olan balıkçılığı işe dönüştürüp, Avrupa’ya ihracat yapanlar var. Böylece hem sevdikleri işi yapmış, hem de para kazanmış, istihdam sağlamışlar.
‘Emekliliğim geldi, benden bu kadar’ demek yerine tecrübelerini değerlendirerek iş kuranlar var. Pilotmuş, ayrılmış, kendi şirketini kurmuş, şimdi beş uçağı, 12 helikopteri var.
Birçok alanda hizmet veriyor. Tekstil işçisiymiş, yıllarca çalışmış, öğrenmiş, emekli olmuş, kendi şirketini kurmuş, daha yeni olmasına karşın 200 milyar ciro yapıyor. Öğretmenmiş, kazancı yetmemiş, öğrencilik yıllarında öğrendiği işten para kazanmak istemiş, meslektaşlarını ikna etmiş, 80 ortak bulmuş, şimdi Almanya’ya tuzlu balık, havyar gibi su ürünleri işleyerek ihraç ediyor.
‘Türkiye’nin yeni girişimci haritası’ üzerinde isimlerini ve kısaca birkaç rakamını gördükleriniz, aslında bu şirketlerin tamamı değil. Bunlar, bizim araştırmamızda ulaştıklarımız. Gerçekte daha fazlalar. Her birinin hikâyesi birbirinden ilginç.
EDİRNE
ÖDENAY (1991)
Girişimci: Mustafa Öden
Ciro: 10 trilyon lira
Çalışan sayısı: 40 kişi
Çiftçilikten gelen aile, ayçiçek ve mısır yağı üreterek Trakya bölgesinde önemli bir marka haline geldi
ÇATAL – ÇEKİÇ SÜPÜRGE (1994)
Girişimci: Feridun Çatalçekiç
Ciro: 500 milyar lira
Çalışan sayısı: 5 – 10 kişi
Süpürge üretimi yapan firma 100 bin dolarlık ihracatının tamamını Yunanistan’a yapıyor.
ÇANAKKALE
SAROZ GIDA (1994)
Girişimci: Ahmet Or, Cengiz Batılı
Çalışan sayısı: 17
Ciro: 2 milyon euro
Canlı balık üretiyor. Tamamını ihrac ediyor. Yunanistan’a yaptığı ihracat 600 ton.
AKBALIK (1992)
Girişimci: Mehmet Ali – Hüseyin Ak
Ciro: 200 milyar lira
1992 yılında devralınan şirkette ançuez ve konserve üretimi yapılıyor.
İDA GIDA (1997)
Girişimci: Irmak Yayın, Erdem Ökte
Ciro: 2 milyon euro
Çalışan sayısı: 28
Firma kalkan balığı, çipura ve levrek üretimi yapıyor.
KIRKLARELİ
MEGA KONFEKSİYON (1996)
Girişimci: Münir Bedelli, Tahsin Kesim
Çalışan sayısı: 20 – 30
Ciro: 5 trilyon lira
Jean üreten ve 1 milyon dolarlık ihracatı olan firma 1996 yılından bu yana Marks & Spencer, Levi’s ve Lee’ye mont dikimi yapıyor.
TEKİRDAĞ
LAFER TÜRK TEKSTİL (1995)
Girişimci: Ahmet – Tamer Hasbay
Üretim: Makine
Çalışan sayısı: 125
Ciro: 7.5 milyon euro
İtalyan ortaklı şirketin ihracatı 1.8 milyon euro
MARSU (2002)
Girişimci: Eyüp Yiğiter – Harun Öner – Mustafa Sözen
Üretim: Deniz ürünleri
Çalışan sayısı: 100 – 200
Hobilerini işe çeviren iki ortak Avrupa’ya 4 milyon euro ihracat yapıyor.
YALOVA
GÜRLER MAKİNE (1998)
Girişimci:Hüseyin Toy
Çalışan sayısı: 14
Ciro: 200 milyar lira
Daha önce işçi olarak çalışan Toy, emekli olunca kendi şirketini kurmuş. Tekstil makineleri üretiyor.
GÖLLÜ SÜS BİTKİLERİ (1997)
Girişimci: Hakan Göllü
Çalışan sayısı: 4
Dış mekan canlı süs bitkileri üretiyor.
BALIKESİR
BEKKİ METAL (1997)
Girişimci: Hüseyin Beki
Çalışan sayısı: 43
Ciro: 7 trilyon lira
Çivi ve tel üretiyor. Yunanistan, Litvanya ve İsrail’e 300 bin dolar ihracatı var.
MANİSA
NEKY CHINCHILLA FARM (2003)
Girişimci: Neky Kurtulmuş
Ciro: Yıllık 50 bin euro
Çalışan sayısı:Üretme çiftliğine bağlı Türkiye çapında 95 aile var.
Dünyanın en değerli kürk hayvanı olarak değerlendirilen ve Türkiye’nin ithalatçı konumunda olduğu Çinçilya’ları üretiyor.
İZMİR
SUSÜTAŞ SU ÜRÜNLERİ (1982)
Girişimci: Cihangir Hür
Çalışan sayısı: 100
Ciro: 3 milyon dolar
Firma havyar ve kapari üretimi yapıyor.
AYDIN
KALTUN MADENCİLİK (1986)
Girişimci: Mehmet Tuncer
Çalışan Sayısı: 350
Ciro: 41 trilyon
Seramik ve cam hammaddesi üretiyor ve yüzde 80′ini ihraç ediyor. Kapasitesini son 10 yılda 10 katına çıkarmış. İki gemi ile nakliyeye de girmiş.
POLAT MAKİNE (1993)
Girişimci:İbrahim Polat
Ciro: 8.4 trilyon lira
Çalışan Sayısı: 250
Şirket zeytinyağı yerine zeytin sıkma makinesi üretmeyi tercih etmiş. 3 milyon dolar ihracatı var.
İZMİT
MARİNTEK TEKNE
Girişimci: Cengiz Arsay
Çalışan sayısı: 100
Ciro: 2.2 trilyon lira
Spor malzemeleri, deniz ve yat malzemeleri, tekne aksamı, dalış malzemeleri üretiyor.
SAKARYA
PAUL OWNİA FİDANCILIK (1999)
Girişimci:Erdem Yıldırım
Ciro: 100 bin dolar
Çalışan sayısı: 4Ciro: 100 bin dolar
Çalışan sayısı: 4
Anavatanı Çin olan Paul Ownia ağaçların üretim ve satışını yapıyor.
BİLECİK
DEKOMER ( 1997)
Girişimci: Haldun Aynur
Çalışan: 70 Kişi
Ciro: 1.5 milyon dolar
Taştan, dekoratif ürün üretiyor. Sahibi işe hobi olarak başlamış. 1 milimlik taşlardan Hz.İsa ve Meryem Ana’nın yüz portresini de üretiyor.
BURSA
ONURAL (1997)
Girişimci: Selahattin Topoğlu,
İbrahim Yaşar Ürey, Hayrettin Bıçakçı
Üretim: Oturma Grupları
Çalışan sayısı: 35
Ciro: 3 trilyon lira
KÜTAHYA
SARAÇOĞLU TEKSTİL (1996)
Girişimci: Mehmet Saraç
Ciro: Yaklaşık 10 trilyon lira.
Çalışan sayısı: 35
Firma, nevresim ve gömlek üretiyor.
ALTIN ÇİNİ (1995)
Girişimci: Mustafa Kıratlı
Ciro: 4 trilyon 628 milyar lira
Çalışan sayısı: 200
Çini çamurundan el işi karo, vazo, tabak, duvar seramiği, bordür ve çini karo üretiyor.
UŞAK
PAYTEKS DERİ (1998)
Girişimci: Ayhan Kınden
Çalışan sayısı: 16
Ciro: 1 milyon 200 bin euro
2000 yılında ihracata başlayan firma keçe battaniyesi ve vatka üretiyor.
AFYON
ÖZERLER HOLDİNG (1995)
Girişimci: Mustafa Özer
Ciro: 80 milyon dolar
Çalışan Sayısı: 1.000
Lastik ayakkabı, çizme, branda üretiyor. 20 milyon dolar ihracatı var. 1995′te özelleştirilen dört tesisi alarak atağa geçmiş.
DENİZLİ
FUNİBO (1995)
Girişimci: Celal Erkaya
Ciro: 12 milyon dolar
Çalışan sayısı: 250 kişi
Kumaş boyama ve apre üzerine çalışan firma kendilerine ait Funitex şirketlerinin kumaşlarını boyamak amaçlı kuruldu.
FABER MERMER (1993)
Girişimci: Yasin Cinkaya
Ciro: 10 trilyon lira
Çalışan sayısı: 500 kişi
Küçük bir atölyede işe başlayan şirket, Amerika, Avrupa ve Japonya’ya traverten ihraç ediyor.
MUĞLA
MANAVLAR GIDA (1994)
Girişimci: Mehmet, Cengiz Manav
Ciro: 2.5 milyon dolar
Çalışan sayısı: 45
Bal, helva, polen, arı sütü, çerezli bal üreten iki kardeş, baba mesleğinde marka yaratmış. Buram Bal markasıyla 18 ülkeye ihracat yapıyorlar.
BURDUR
AYTAŞ AKIN (1996)
Girişimci: Ercan Akın
Çalışan sayısı: 80
Ciro: 2 trilyon lira
Çorap üretimi yapan firma 1998 yılında ihracata başladı. Şirket bu yıl mermer üretimine de başlayacak.
KÜÇÜKKAYA (1992)
Girişimci: Hakan – Erkan Küçükkaya
Çalışan sayısı: 12
Ciro: 300 bin euro
Yaylı çalgılar üretiyor. Almanya’da eğitim gören firma sahibi, üretimin tamamını Almanya’ya ihraç ediyor.
ANTALYA
AGT Furniture Components (1999)
Girişimci: Ahmet – Mehmet – Mustafa Söylemez)
Ciro: 43 trilyon lira
Çalışanı: 160 kişi
Orman ürünleri malzemeleri üreten firmanın 5 milyon dolar ihracatı var. 1984 yılında kurulan aile şirketi, 1999′da kurulan fabrika ile atağa geçmiş.
RAL TEKSTİL (1995)
Girişimci: Ramazan Atılgan
Çalışan sayısı: 100 kişi
Cirosu: 1.5 milyon dolar
Yılda 100 bin parça ihracat yapan firma pijama üretimi konusunda çalışıyor.
ZONGULDAK
EMKO FENNİ MALZEME (1994)
Girişimci: Hüseyin Aydın
Çalışan sayısı: 100
Ciro: 5 trilyon lira
200 bin euro ihracat yapan firma panel radyatör imalatı yapıyor.
YURTBAY SERAMİK (1995)
Girişimci: Ali Yılmaz
Çalışan sayısı: 600
Ciro: 55.2 trilyon lira
Yer ve duvar karoları üretiyor ve yüzde 40′ını ihraç ediyor.
DÜZCE
YAVUZLAR FINDIK (1994)
Girişimci: İsmail Ergin Yavuz
Ciro: 57 trilyon lira
Çalışan Sayısı: 300 Kişi
1994′te fındık tüccarı ortaklar tarafından kurulan firma yılda 22 milyon dolarlık fındık ihraç ediyor.
BOLU
ERPİLİÇ (1997)
Girişimci: Ali Ericek
Çalışan sayısı: 900
Ciro: 158 trilyon lira
Civciv, yem ve piliç üretiyor. Er Civciv ve Er Yem’in birleşmesiyle kurulmuş.
ESKİŞEHİR
SERVO ELEKTRONİK (1995)
Girişimci: Serkan – Hayri – Volkan Durukan
Ciro: 1 trilyon 210 milyar lira
Çalışan sayısı: 38 kişi
Firma sinema ses sistemleri üretimini yapıyor.
KEMAL KÜKRER (1998)
Girişimci: Cavit Gülel
Ciro: 7 trilyon lira
Çalışan sayısı: 65 kişi
Sirke, şalgam ve sos üretimi yapan firmanın 100 bin dolarlık ihracatı var.
ANKARA
ANKARA MADENİ YAĞ (2002)
Girişimci: Murat Gür
Çalışan sayısı: 17
Ciro: 10 trilyon lira
Madeni yağ üreten firma, İngiltere, Ürdün, Suriye, İran ve Azerbaycan’a Esko markasıyla ihracat yapıyor.
OSKO ALÜMİNYUM (1996)
Girişimci: Mehmet – Murat Konyalı
Çalışan sayısı: 50
Ciro: 6 trilyon lira
Alüminyum profil imalatı konusunda çalışıyor.
KONYA
SAFA TARIM (1995)
Girişimci: Mustafa Büyükeğen
Ciro: 5 milyon dolar
Çalışan sayısı: 120
Kendi markasıyla tarım ilacı üretiyor. 170 çeşit ürünü var. Avrupa, Afrika ve Ortadoğu’ya ihracat yapıyor.
KARAMAN
ŞİMŞEK BÜSKÜVİ (1996)
Girişimci: Ramazan – Erol Şimşek
Çalışan sayısı: 500
Ciro: 30 trilyon lira
Bisküvi, çikolata, kek ve gofret üretimi yapan ve kurulduğu yıl 2 milyon dolar ihracat yapan firmanın 2003 yılı ihracatı 10 milyon dolar.
ANI BİSKÜVİ (1994)
Girişimci: Kemay, Rıfkı, Nazım, Vefik Boynukalın
Çalışan sayısı: 327
Ciro: 19 trilyon lira
Ticaretle uğraşan ama 1994′te üretime karar verip fabrika kuran Boynukalın kardeşler, 68 ülkeye, 9 milyon dolarlık bisküvi ihraç ediyorlar.
ISPARTA
ER-AH HAVACILIK
Girişimci: Erdoğan Cabıoğlu
Çalışan sayısı: 20
Ciro: 3.5 trilyon lira
Pilot olan Cabıoğlu’nun beş tane zirai mücadele uçağı, 12 yangın söndürme helikopteri ve hava taksi uçağı bulunuyor.
BARTIN
SELKO ATEŞ TUĞLA (1993)
Girişimci: Selahattin Kalaycı
Çalışan sayısı: 45
Ciro: 3 trilyon lira
Tuğla üreten şirket altı ortaklı bir aile şirketi olarak kurulmuş.
SİNOP
ÖRSAN TEKSTİL (1999)
Girişimci:Osman Ör
Ciro: 30 milyon euro
Çalışan sayısı: Bin 300
Pantolon üretiyor.
BETATEKS (1993)
Girişimci:Nejat Önen
Ciro: 10 milyon euro
Çalışan sayısı: 180
Metalize iplik üretiyor. İhracatı 9 milyon euro.
KASTAMONU
DORTEK KAPI (2004)
Girişimci: Ahmet Ceritoğlu
Çalışan sayısı: 200
Monoblok kapı üreten firma yeni kurulduğu için cirosu belli değil. Ancak hedeflerini yüksek tutuyor.
ÇORUM
YAĞMAKSAN (1994)
Girişimci: Mustafa Yağmaksan
Ciro: 2 milyon dolar
Çalışan sayısı: 35 kişi
Makine yedek parçası üretimi yapan ve iki ortakla 1994 yılında kurulan şirket üretiminin yüzde 90′ını Almanya’ya ihraç ediyor.
ÇANKIRI
ÇANKIRI YEM (1993)
Girişimci: Sadullah Erdem
Ciro: 4 trilyon lira
Çalışan sayısı: 25 Kişi
1975 yılında kurulan tesis 1993 yılında satın alınarak tekrar faaliyete geçirildi. Firma yem üretimi yapıyor.
EREN UN (1997)
Girişimci: Şeref Çınaroğlu
Ciro: 12.5 trilyon lira
Çalışan sayısı: 60 Kişi
1997 yılında yatırım amaçlı kurulan ve 2001 yılında faaliyete geçen firma un ve yem üretiyor. Firma yakın dönemde makarna ve bisküvi üretimi yapacak.
KIRŞEHİR
KAYALAR EV TEKSTİL (1998)
Girişimci: Mevlüt – Hakan Kaya
Çalışan Sayısı: 8
Ciro: 250 – 300 milyar lira
Kayalar Ev Tekstil, perde üretimi yapıyor.
NEVŞEHİR
BİMSBLOK HAFİF YAPI (2002)
Girişimci:Adem Civelek
Ciro: 3 trilyon lira
Çalışan sayısı: 50
Bims mamülü ve duvar blokları üretiyor.
NEVKARSAN (1995)
Girişimci: Gürbüz Pınarbaşı
Ciro: 2 trilyon lira
Çalışan sayısı: 33
Kasa, dorse, silobas ve römork üreten firmanın 450 – 500 bin dolar ihracatı var.
AKSARAY
ÇİFT KARTAL (1998)
Girişimci: Sefa Saatçioğlu
Çalışan sayısı: 200
Ciro: 10 milyon dolar
Değirmen makineleri üretimi ve çelik tahıl depolama siloları üreten şirket üretiminin yüzde 70′ini ihraç ediyor
ADANA
ÖZGÜMÜŞ DÖKÜM (2002)
Girişimci: Fırat Karalı
Ciro: 7.5 milyon dolar
Çalışan: 160
İş makinesi parçaları üretiyor. Üç arkadaş kiralık bir atölyede işe başlamışlar. Şimdi kendi fabrikaları var.
ABDİOĞULLARI PLASTİK (1993)
Girişimci: Abdi Sütçü
Ciro:13 trilyon lira
Çalışan sayısı: 400
Çuval ve ambalaj konusunda çalışıyorlar. İhracatları 1.3 milyon dolar. Babaları Abdi Sütçü’nün vefatı üzerine dört kardeş tarafından kurulmuş.
MERSİN
YUMMY MEYVE SULARI (1994)
Girişimci: Selahattin Öder
Ciro: 7.5 trilyon lira
Çalışan sayısı: 60
Meyve suyu üreten firmaya daha önce ticaretle uğraşan ortaklar kurmuş. Fabrika, günlük 350 ton üretim kapasitesine sahip.
AKDENİZ ÇİVİ (1994)
Girişimci: Serhat Dövenci
Ciro:18 trilyon lira
Çalışan sayısı: 107
Çivi ve dikiş teli üreten firmanın 1 milyon dolar ihracatı var.
SAMSUN
VEZİR AĞAÇ (1996)
Girişimci: Hasan – Nihat – Fuat Turan
Ciro: 17 trilyon lira
Çalışan sayısı: 157
Ağaç sanayi, sunta, suntalam, kereste ve kontraplak üretiyor.
AS ÇELİK (1995)
Girişimci:Turgut Tüfenk
Ciro: Yaklaşık 8 milyon euro.
Çalışan sayısı: 150
Çelik döküm üreten firma, üretiminin yüzde 90′ını ihraç ediyor
AMASYA
MERBAK (1999)
Girişimci: Ahmet Okudan
Ciro: 4.5 trilyon
Çalışan sayısı: 20
Nohut, yeşil mercimek üretiyor. ‘Bölgesel ihtiyaç’tan kurulmuş,
ÖZ YILDIZ (1998)
Girişimci: Arif – Ahmet Gürsoy
Ciro: 1 trilyon lira
Çalışan Sayısı: 200
Turizm sektörüne yönelik temizlik, ilaçlama, hemşirelik, konularında çalışıyor.
TOKAT
SANTAFE TEKSTİL (1997)
Girişimci: Mehmet Sena Arvaz
Ciro: 600 milyar lira
Çalışan sayısı: 52 kişi
Firma iplik üretiyor.
ERBA HAZIR BETON (2003)
Girişimci: Talha Yüce
Ciro: 700 – 800 milyar
Çalışan sayısı: 17 kişi
Firma İnşaata hazır beton üretiyor.
KIRIKKALE
PRİZMA MOBİLYA (1999)
Girişimci: Oğuzhan – Şeref Eryılmaz
Çalışan sayısı: 100
Ciro: 8 milyon dolar
Modüler mobilya üretiyor. 1.5 milyon dolar ihracatı var.
AKS MOBİLYA (1995)
Girişimci: Sami – Yusuf Özdemir
Çalışan sayısı: 25
Ciro: 300 milyar lira
Koltuk ve mobilya üretiyor. Yedi ülkeye ihracat yapıyor.
YOZGAT
ROSA MOBİLYA (1999)
Girişimci: Şenol Taşhan
Çalışan sayısı: 150
Ciro: 3 milyon dolar
Firma mobilya, oturma grubu, yatak odası ve ev tekstil ürünleri üretiyor.
SENTEKSTİL (1999)
Girişimci: Ruhi Daştan
Çalışan sayısı: 300
Ciro: 2 milyon dolar
Kadın giyim üretiyor. İngiltere’ye 1.5 milyon dolarlık ihracatı var.
KAYSERİ
PARTEKS TEKSTİL (1996)
Girişimci: Ahmet Çapar
Çalışan sayısı: 120
Ciro: 5 trilyon lira
Firma geri dönüşümlü kağıt ve oluklu mukavva üretiyor.
ULUTAŞ (1995)
Yetkili kişi: Mehmet Ulutaş
Çalışan sayısı: 600
Ciro: 60 trilyon lira
İplik ve dokuma üretimi yapan firmanın 5 trilyon liralık ihracatı var.
NİĞDE
NİĞDE MAKİNA (1996)
Girişimci:Serkan – Mustafa Karadal
Üretim: Tarım makineleri
Ciro:400 milyar lira
Çalışan sayısı: 10
KAHRAMAN MARAŞ
TEMSAN MAKİNE (1995)
Girişimci: Yusuf – Cem – Metin – Bekir Sıtkı Kesim.
Çalışan sayısı: 90
Ciro: 6 trilyon lira
Tekstil klima sistemleri, santralleri ve filtre sistemleri üretiyor.
ŞİRİTÇİOĞLU MENSUCAT (1994)
Girişimci: Atıf – Arif Şiritçioğlu
Çalışan: 160
Ciro: 15 trilyon lira
Denim kumaşı üretiyor. Kardeşler altı makineyle işe başlamış. şimdi ihracat da yapıyorlar.
OSMANİYE
AYŞEM MODA (1994)
Girişimci: Feride Yılmaz
Ciro: 240 milyar lira
Çalışan sayısı: 100
Giyim alanında üretim yapan firmanın ihracatı 200 bin euro.
OSMANİYE YEM (1998)
Girişimci: Ahmet Özkan
Ciro: 2 trilyon 164 milyar TL
Çalışan sayısı: 15
Yem üretiyor.
HATAY
ÖZBUĞDAY TOHUMCULUK (1995)
Girişimci: Aykut Özbuğday
Çalışan sayısı: 40
Ciro: 5 trilyon lira
Özbuğday Tohumculuk pamuk, mısır ve buğday tohumu üretimi yapıyor.
KİLİS
HACI YUSUFOĞULLARI TEKSTİL (2003)
Girişimci: İsmail – Hüseyin Niziplioğlu
Çalışan sayısı: 150
Ciro: 6 milyon dolar
Seccade ve divan örtüsü üretiyor.
ORDU
DUT TEKSTİL (1996)
Girişimci: Sertan Abalı
Ciro: 5 trilyon lira
Çalışan sayısı: 70
Çuval üretiyor. 1992 yılında kurulan ve 1996 yılında üretime geçen firma Yunanistan ve Fransa’ya ihracat yapıyor.
GRUP GOFRET (1996)
Girişimci: Aydın Şen
Ciro: 200 milyar lira
Çalışan sayısı: 8
Gofret, pudra şekeri ve nişasta üretiyor. Firma, bölgenin ihtiyacını karşılamak için üç ortak tarafından kurulmuş.
GİRESUN
FREŞA (1997)
Girişimci: Ahmet Çakırmelikoğlu
Çalışan sayısı: 100
Ciro: 24 trilyon lira
Giresun’da İnişdibi Madensuyu kaynağının alınmasıyla kurulan, saatte 30 bin şişe üretim kapasitesine fabrikada meyveli soda üretiliyor.
TRABZON
ÖZGÜR LASTİK (1994)
Girişimci: Ramazan Ünal
Ciro: 463 milyar 563 milyon
Çalışan sayısı: 4 kişi
1994 yılında kurulan firma kauçuk soğuk kaplama işi yapıyor.
GÜNDOĞDU MOBİLYA (1994)
Girişimci: Aydın Gündoğdu
Ciro: 5 trilyon 760 milyar lira
Çalışan sayısı: 187 kişi
Modüler mobilya, oturma grupları ve yaylı yatak üretimi yapıyor
SÜMELA MOBİLYA (1999)
Girişimci: Aydın Gündoğdu
Ciro: 415 milyar lira
Çalışan sayısı: 25 kişi
Devlet teşviğiyle kurulan firma sünger ve mobilya üretiyor.
GÜMÜŞHANE
GÜMÜŞYAPI SANAYİ (1996)
Girişimci: Lokman Eren
Çalışan sayısı: 8
Ciro: 1 trilyon lira
Gümüş Yapı Sanayi inşaat malzemesi üretimi konusunda faaliyet gösteriyor.
SİVAS
TUĞRA MOBİLYA (1996)
Girişimci: Ünal Karaca
Ciro: 2 trilyon lira
Çalışan sayısı: 120 kişi
Oturma grubu, yatak, kanepe, masaj koltuğu üretimi yapan firma ürünlerinin yüzde 80′ini ihraç ediyor.
IŞIN GRUP (1997)
Girişimci: Tamer Işın
Ciro: 1.5 – 2 milyon dolar.
Çalışan sayısı: 13 kişi
Firma medikal ürün pazarlamasının yanı sıra tarım ve hayvancılık ile uğraşıyor.
TUNCELİ
ÖZCİHAN GIDA (2002)
Girişimci: Bülent Açıkgöz
Ciro: 3 trilyon lira.
Çalışan sayısı: 13 kişi
Firma un üretimi yapıyor.
MALATYA
ILSAN TEKSTİL (1996)
Girişimci: Sadullah Ilıcak
Ciro: 10 trilyon lira
Çalışan sayısı: 200
İplik üretiyor.
ELAZIĞ
AKDAĞ SENTETİK (1990)
Girişimci: Sait Akdağ
Ciro: 2 trilyon lira
Çalışan sayısı: 30
Çuval üretimi yapan firma bu yıl içinde mermer üretimine başlayacak. Firma 5 milyon dolar ciro hedefliyor.
ADIYAMAN
YÜCEL İPLİK (2002)
Girişimci: Mustafa Yücel
Ciro: 10 trilyon lira
Çalışan sayısı: 116
İplik üretiyor. GAP projesi kapsamında bölgede oluşan potansiyeli değerlendirmek için kurulmuş.
GAP AYAKKABI (2004)
Girişimci: Zafer Ersoy, Mehmet Aşıcıoğlu, Mehmet Çetin
Ciro: 700 bin dolar (hedef)
Çalışan sayısı: 70
Ayakkabı üretiyor. Ortadoğu’ya ihracat yapacak.
GAZİANTEP
TAD PİLİÇ (1997)
Girişimci:Abdülkadir Boyhüyük
Ciro: 12 trilyon lira
Çalışan sayısı: 150 kişi
Firma tavuk yemi üretiyor.
ŞANLIURFA
POLTEKS İPLİK (1999)
Girişimci:Barış Gendal Polat
Ciro: 20 trilyon lira
Çalışan sayısı: 180
İplik üretmek amacıyla kurulan firma Irak’a yıllık 5 milyon dolar ihracat yapıyor.
IŞIKLAR GIDA (1992)
Girişimci: Abuzer Işık
Ciro: 1.5 trilyon lira
Çalışan sayısı: 10
Üretim: Bulgur, mercimek.
DİYARBAKIR
DİMER (2003)
Girişimci: Raif – Mehmet Latif Türk, Nihat Yıldırım
Ciro: 6.6 trilyon lira
Çalışan Sayısı: 210
Üretim Konusu: Mermer
BATMAN
BATMAN UN (2002)
Girişimci: İbrahim İzmir
Çalışan sayısı: 35
Ciro: 25 trilyon lira
Un üreten üç ortaklı firma yakında ihracata başlıyor.
BAYTAR VETERİNER (1994)
Girişimci: Fikret Gündüz
Ciro: 300 milyar lira
Hayvancılık üzerine ilaç üreten firmayı, oğulları veteriner olan Fikret Gündüz kunmuş.
MARDİN
ERDOBA EVLERİ (2001)
Girişimci: Bülent Sümer, Emin Gözü
Ciro: 90 milyar lira
Çalışan sayısı: 30
Firmanın sahip olduğu Erdoba Evleri’nin yatak kapasitesi 65.
CERCİS MURAT KONAĞI (2001)
Girişimci: Ebru Baybara
Ciro: 86 milyar lira
Çalışan sayısı: 32
Etnik mutfak yemekleri üretiyor.
RİZE
GÜRSOY ÇAY (2000)
Girişimci: Muhammed Gürsoy
Ciro: 1.5 trilyon lira
Çalışan sayısı: 80
Kuru çay imalatı ve pazarlaması alanında faaliyet gösteriyor.
ARTVİN
MACAHEL GIDA (1997)
Girişimci: Metin – Zekeriya Özaydın, Nurettin Sav
Çalışan sayısı: 4
Ciro: 183 milyar lira.
Bal ve ana arı üreten şirket, Borçka’daki Macahel yöresinin balını Türkiye genelinde pazarlıyor.
BAYBURT
ARGÜR DEMİR (1998)
Girişimci: Nurettin Gürbüzer
Çalışan sayısı: 10
Ciro: 162 milyar lira
İnşaat çivisi ve bağlama teli üreten firma müzik piyasasına çalışıyor.
ÇORUH PLASTİK (1998)
Girişimci: İbrahim Erdemli
Çalışan sayısı:24
Ciro: 900 milyar lira
250 bin dolar ihracatı olan firma, plastik üzerine çalışıyor. Bayburt yöresinin ilk ihracatını yapmış.
ERZİNCAN
BALACAN SÜT (1998)
Girişimci: Mürsel Atış
Ciro: 977 milyar lira
Çalışan sayısı: 17 kişi
Firma süt ve süt ürünleri üretiyor.
IŞIKPINAR (1997)
Girişimci: Dinçer Parmaksız
Ciro: 700 – 800 milyar lira
Çalışan sayısı: 20 kişi
Firma yoğurt ve ayran üretiyor.
BİNGÖL
BETONSAN (1999)
Mehmet Ali Uzunyayla
Üretim: Hazır beton
Çalışan sayısı: 30
Ciro: 5 trilyon lira
BİNGENÇTUĞ TUĞLA (1997)
Girişimci: Mehmet Ali Uzunyayla
Çalışan sayısı: 150
Ciro: 1 trilyon lira
Tuğla üretiyor. İl Özel İdaresi’nden satın alınmış.
ERZURUM
BİRLİK UN (1993)
Girişimci: Yavuz Akpınar
Ciro:4 trilyon lira
Çalışan sayısı: 31
Un üretimi yapan firma Orta Asya’ya ihracat yapıyor.
MUŞ
SÜLEYMANOĞLU NAKLİYAT (1995)
Girişimci: Yadigar – Murat Korkmaz
Ciro: 1 trilyon lira
Çalışan sayısı: 10
Nakliye ve toplu taşıma alanında faaliyet gösteriyor. Askeri birliklere kömür taşımacılığı ve şeker pancarı nakliyesi yapıyor.
SİİRT
LAY MER (1999)
Girişimci: Bedri – Refik – Mehmet – Ömer – Uğur Kızılay
Ciro: 3 trilyon 900 milyar lira
Çalışan sayısı: 46
1994′te yem üretimiyle işe başlayan Kızılay kardeşler, 1999′da mermer ve doğal taş işine girmişler. Uzakdoğu ülkeleriyle ihracat görüşmeleri yapıyorlar.
ARDAHAN
DEM – SAN YEM (1995)
Girişimci: Şefik Demirci
Çalışan Sayısı: 30 kişi
Sahibi Şefik Demirci 17 yıl yurtdışında kazandığı parayla kurmuş. Saatte 200 torba yem üretiyor. Önümüzdeki ay ihracata başlıyor.
DEMİR AŞ (1994)
Girişimci: Osman Demir
Çalışan Sayısı: 6
Ciro: 3 milyon dolar
Süt ve kesimhanelere hayvan yetiştiren firma, bir ‘Anadolu markası’ yaratmak istiyor.
KARS
ÇAMLI OTEL (1998)
Girişimci: Çamlı Kardeşler
Çalışan sayısı: 30 – 50
Ciro: 500 milyar lira
Çamlı Otel, bölgedeki kayak turizminin değerlendirilmesi amacıyla yedi kardeş tarafından kurulmuş.
AĞRI
NUHUN TEKSTİL (2004)
Girişimci: Ahmet Fuat Türkmen
Çalışan sayısı: 130
Ciro: 500 bin paund
Kadın dış giyim üreten firma tamamen ihracata çalışıyor. ‘Memlekete yatırım’ yapan firma, elemanlarını da ‘sıfırdan’ yetiştirerek iş sahibi yapmış.
IĞDIR
SÜRKİT BİSKÜVİ (2000)
Girişimci: Mehmet – Murat Sürkit
Çalışan sayısı: 350
Ciro: 5 milyon dolar
Bisküvi, kek ve çikolata üretimi yapan firmanın ihracatı ise 3 milyon dolar.
KAFKAS SÜT (1996)
Girişimci: Doğukan Bayat
Ciro: 250 milyar lira
Kafkas Süt, yoğurt, ayran ve yöresel peynir üretimi yapıyor.
BİTLİS
BİO TAVŞAN (2002)
Girişimci: Fırat Kıyagan
Çalışan sayııs: 3
Ciro: 40 milyar lira
Tavşan eti üreten firmanın 250 metrekarelik çiftliğinde ayda 400 tavşan üretiliyor.
VAN
CEVHER BAL (1994)
Girişimci: Halil Elasan
Çalışan sayısı: 3
Ciro: 360 milyar lira
Alınan bal siparişleri Türkiye geneline ücretsiz olarak gönderiliyor.
ŞIRNAK
BARINÇ MADENCİLİK (1997)
Girişimci: Vahit Haspolat
Kuruluş tarihi: 1997
Üretim alanı: Pres kömür eleme tesisi
Çalışan sayısı: 20 – 30
Ciro: 1 trilyon 650 milyar lira
HAKKARİ
BASKIN KARDEŞLER (1996)
Girişimci: Necip, Mehmet, Rıfat, Hamza Baskın
Çalışan sayısı: 25
Ciro: 200 – 300 milyar lira
Özelleştirilen SEK Süt fabrikasını alan Baskın kardeşler, Baskınova süt markasıyla süt ve süt ürünleri üretimine başlamış.
Viyolonsel üretip, Almanya’ya satıyor
Erkan Küçükkaya, viyolonsel, keman ve kontrbas gibi müzik aletleri üretmeyi Almanya’da küçük bir aile işletmesinde çalışırken öğrenmiş. Türkiye’ye dönerek ağabeyini ikna ederek kendi atölyesini kurmuş. Yılda 800 viyolonsel, 150 – 200 kontrbas, 150 viyola ve 150 keman üretip tamamını ihraç ediyor. Hammaddelerinin de Almanya’dan geldiğini söyleyen Küçükkaya, “Artık ağaçları kendimiz kesip hammaddemizi kendimiz üreteceğiz. Böylece kendi markamızla dünyaya açılmak istiyoruz” diyor
Erkan Küçükkaya, viyolonsel çalmayı bilmiyor. Keman da, kontrbas da çalamıyor. Çalmayı bilmiyor ama iyisini üretebiliyor. Bu müzik aletlerine ilgisi ‘sanatsal’ bir meraktan değil, ‘zanaatkâr’ bir meraktan kaynaklanıyor.
1965′te Burdur’da doğan Erkan Küçükkaya, gençlik yıllarını Almanya’da geçirmiş. Gönül verdiği viyolonsel yapımına da 1980 yılında Almanya’da küçük bir aile işletmesinde başlamış. 1992 yılına kadar aynı işletmede çıraklıktan ustalığa yükselen Küçükkaya, geleceğini bu işte kurmaya karar vermiş.
Viyolonsel üretimine yatırım kararı alan Küçükkaya, Türkiye’ye dönerek, memleketi Burdur’da ağabeyi Hakan Küçükkaya’nın kapısını çalmış: “Gel, birlikte viyolonsel üretelim. Bu işte para var.”
Ağabeyi Küçükkaya, biraz tereddüt etmiş ama sonunda ikna olmuş. Birlikte yaylı çalgı üretimine başlamışlar.
Hepsini ihraç ediyor
O günleri şöyle anlatıyor:
“12 yaşından sonra Almanya’ya gittim. Bu mesleği orada öğrendim. Çıraklık ve ustalığı orada geçirdikten sonra Türkiye’de üretmeye karar verdim. Bu süre içinde onlarca usta yetiştirdik. Bugün Burdur Organize Sanayi Bölgesi’nde 500 metrekarelik bir atölyede üretim yapıyoruz. Şu anda 12 çalışanımız var.”
Üretimlerinin yüzde 100′ünü ihraç ettiklerini söyleyen Küçükkaya, “Tüm ürünlerimizi Almanya’daki köklü atölyelere satıyoruz. Oradan da ABD, İtalya, Japonya’ya ihraç ediliyor” diyor.
Yılda 800 viyolonsel, 150 – 200 kontrbas, 150 viyola ve 150 keman ürettiklerini kaydeden Küçükkaya, yılda yaklaşık 300 bin euro ciroları olduğunu belirtiyor.
Hammaddelerinin Almanya’dan geldiğini söyleyen Küçükkaya, “Artık ağaçları kendimiz kesip hammaddemizi kendimiz üreteceğiz. Böylece kendi markamızla dünyaya açılmak istiyoruz” diyor.
Altın gibi kıymetli çinçilya üretiyor
Neky Chinchilla firmasının sahibi Neky Kurtulmuş, Türkiye’de henüz yaygınlaşmamış, derisi kürk üretiminde kullanılan çinçilya üretimine 2003 yılında başlamış. Dünyanın en değerli kürk hayvanlarından biri olarak bilinen çinçilya, İnka dilinde ‘tavşan’ anlamına geliyor. Bu konuya askerden geldikten sonra merak saran Kurtulmuş, “Ne iş yapabilirim diye düşünürken, yurtdışından çinçilya getiren insanlarla tanıştım ve araştırdım. Değerinin çok üstünde satıldığı ortaya çıkınca bu insanlar ortadan yok oldu ve iş bana kaldı” diyor.
Neky Kurtulmuş, 1997 yılında Almanya’da bu işi yapan bir Alman’dan işin tüm inceliklerini ve çinçilyaların 60 – 70 marka satıldığını öğrenmiş.
“Uzakdoğu’nun Viagrası”
Türkiye’de 5 bin çinçilyanın olduğunu söyleyen Neky Kurtulmuş; Marmaris, Karacabey, Bandırma, Konya, Denizli, Buca ve Dalaman’dan yatırımcılara damızlık veriyor. Diyarbakır, İstanbul, Antalya, Afyon, İzmir ve Balıkesir’den çinçilyaya yatırım yapmak isteyen aileler sırada bekliyor. Avrupa’da çinçilyanın
endüstri haline geldiğine değinen Kurtulmuş, Danimarka, Kanada ve Finlandiya gibi ülkelerin, çinçilya etiyle ilgilendiğini, Singapur, Tayland ve
Hong Kong gibi ülkelerde de ‘Viagra’ niyetine tüketildiğini anlatıyor.
Yeni doğan bir çinçilyanın para getirmesi için 10 ay gerekiyor. ‘Kürk olarak’ değeri dünyada 30 – 50 dolar. Damızlık
fiyatı ise 100 – 150 dolar arasında değişiyor. Bir çinçilya mantonun fiyatı ise 8 – 10 bin dolar. “Türkiye için çinçilya kürkünden bir manto lükstür” diyen Kurtulmuş, standart ve mutasyon renkte 500 civarında çinçilyayı üretim ortamında görmek isteyenleri Turgutlu’ya davet ediyor.
Pilotları kaçınca dümene kendi geçti
Obir pilot işadamı. Hem uçuyor hem para kazanıyor. Türk Hava Kurumu’ndan ayrıldıktan sonra kendi şirketini kuran Erdoğan Cabıoğlu, 1975 yılından bu yana havacılık sektörüyle uğraşıyor. Hem hobisi, hem de
işi olan pilotluğunu kurduğu şirket ile kazanca çeviren Cabıoğlu’nun, 1993 yılında Isparta’da kurduğu Er – Ah Havacılık, zirai ilaçlama, yangın söndürme, taksicilik gibi pek çok alanda faaliyet gösteriyor.
Cabıoğlu’nun şirketinde şu anda beş uçak var. Yurtdışından helikopter de kiraladıklarını anlatan Cabıoğlu, ihtiyaç olduğunda kendisinin de pilot olarak çalıştığını söylüyor. Yıllık 3.5 trilyon ciro yaptığını kaydeden Cabıoğlu, “Uçaklarımda kadrolu beş, helikopterlerde de 12 pilotumuz var. İhtiyaç olduğunda ben de çalışıyorum. Mesela bu yıl ben de uçtum. Pilotlarımın bir kısmı havayollarına kaçtı. Ben de uçmak zorunda kaldım” diye gülerek anlatıyor.
Havadan broşür de atıyor
‘Hem hobim, hem işim’ dediği havacılık faaliyetleri için Orman Bakanlığı’ndan ihale aldıklarını söyleyen Cabıoğlu, çiftçilere tarımsal ürün ilaçlaması konusunda bireysel hizmet de verdiklerini söylüyor.
Dört kişilik uçaklarıyla hava taksi işi de yaptıklarını söyleyen Cabıoğlu, “Bu yolla turist de taşıyoruz. Şirketimiz reklam panosu çekiminin yanı sıra havadan broşür ve el ilanı atımı gerçekleştiriyor. Ayrıca özel ve gösteri amaçlı paraşüt atlayışı da yaptırıyoruz. Teleferik montajı da faaliyetlerimiz arasında” diyor.
Fabrikasında sadece kadınlar çalışıyor
Turizmci Ebru Baybara, 2001 yılında Alman turistleri gezdirmek amacıyla Mardin’e gelmiş. Turistler ‘Mardin’e özgü yemek’ istemişler. Ancak böyle yöresel yemek sunan bir yer yokmuş. Ebru Baybara’nın kafasında işte o zaman bir ışık çakmış: ‘Bu işi yapabilirim.’
Aslen Mardinli olan Baybara bunun üzerine turistleri kendi evinde ağırlamış. Yemek için de mahallesindeki kadınlardan yardım istemiş. Şöyle anlatıyor: “Yapılan yemekleri misafirlerim çok beğendi. Bunun üzerine ben de Mardin’de bu kadınlarla beraber bir restoran açmayı düşündüm ve bu düşüncemi hep beraber gerçekleştirdik. Turizm amaçlı geldiğim Mardin’de Cercis Murat Konağı Restoranı’nın yanı sıra şimdi de bir yemek fabrikası kurdum.”
Baybara bu yıl faaliyete geçirdiği yemek fabrikasında sadece kadın işçilerle çalışıyor. Yemekler hiç makine kullanılmadan odun ateşinde pişiriliyor. “Kadınlarımız evde nasıl yemek pişiriyorsa biz de öyle pişiriyoruz. Aynı yöntemlerle üretim yapıyoruz. Pekmez, konserve, reçel, kuru bakliyat, baharat, tahin ve şimdi de şarap üretimi yapıyoruz. Ürünlerimizi koyduğumuz bez torbalardan ağızlarını kapattığımız bezlere kadar hepsini kendimiz dikiyoruz.” diyor.
Kitabını yazmış
Baybara, dört yıllık araştırma sonrasında içinde eski Mardin yemekleri tarifleri olan “Gelenekler İçinde Doğu’nun Mistik Tatları” adlı bir kitap da hazırlamış. Mardin’e gelen turistlere ilginç bir de hizmet veriyor. Şöyle anlatıyor:
“Tur kapsamında belli saatlerde restorana gelen turistler seçtikleri yemekleri çalışanların yardımıyla kendileri yapıyor. Daha sonra kendi yaptıkları yemekleri yeme şansına sahip oluyorlar.”
32 kişinin çalıştığı firmanın amaçlarından birisinin de Mardinli kadınları ekonomiye kazandırmak olduğunu anlatan Baybara, “Ev kadınları artık bir marka oluşturdu. Şimdi hedeflerimiz arasında İstanbul’da bir şube açmak yer alıyor. Restoranımızın cirosu 86 milyar lira” diyor. Baybara, bu yıl kurulduğu için fabrikanın cirosunu veremiyor.
Hz. İsa’nın mozaik portresini üretti
Haldun Aynur, İtalya seyahatinde bir mozaik sanatçısıyla tanıştı, çok etkilendi. Dönüşünde mozaik konusunu inceledi. Zamanla, en büyük hobisi haline gelen mozaik alanında fabrika kurdu. İki milimetrekarelik taş kesimleri yaparak Hz. İsa’nın portresini bile üretti. 25 ülkeye ihracat yapıyor
Dekomer’in öyküsü İtalya sokaklarında başlıyor. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Haldun Aynur, İtalya seyahatinde, sokaklarda gezerken bir mozaik sanatçısıyla tanışır. Sanatçının yaptığı mozaiği incelerken yaptığı sohbet sayesinde kendisini mozaiğin etkileyici dünyasında bulur. Döner dönmez ilk işi mozaikleri incelemek olur.
Tarihin Anadolu’ya büyük bir armağanı olan mozaiklere sevdası günden güne artar. Bu araştırmalar süresince mozaiklerin sonraki nesillere aktarılması gerektiğini düşünür ve mozaik fabrikası açmaya karar verir. Hobisi olan mozaiği fabrikasında üretmeye başlar.
Anadolu mozaikleri hakkındaki bilgilerini de kullanarak Ayasofya’da bulunan ‘diesis’ mozaiği ve buna benzer birçok ikona çalışmaları yapar.
Büyük fabrika kuruyor
Bilecik’te faaliyet gösteren Dekomer’in eskitilmiş mermer ve mozaik üretimiyle dekoratif ürünler yelpazesine estetik kalitesi yüksek ürünler kattığını söyleyen Aynur, “Bu fabrikada 2 mm X 2 mm ebatlarında taş kesimi yapıyoruz. Hatta Hz. İsa ve Meryem Ana’nın 1 milimetrelik taşlardan yüz portresini de çalıştık” diyor.
Aynur, Bilecik’te 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde, Ekim 2004′te inşaatı tamamlanacak olan, 40 bin metrekare alan üzerine kurulu 3 bin metrekare kapalı alanı olan yeni fabrikasında 300 kişiyi istihdam etmeyi hedefliyor. Mevcut fabrikasında 150 çalışanıyla yaptığı aylık 35 bin metrekare mozaik fon, 70 bin metrekare antik fon, 7 bin 500 metrekare mozaik halı üretiminin tamamını üç kıtada , 25 ülkeye ihraç ediyor.
Dubai Emiri’nin evini süslüyor
Avrupa pazarındaki payını artırmak için Bulgaristan’da da bir fabrika açmayı planlayan Aynur, malzemesi ‘doğal taş’ olan mozaik üretiminde asıl hedeflerinin malzemenin doğallığını bozmadan ona günümüzde endüstriyel ve estetik anlamda varlık kazandırmak olduğunu söylüyor.
Aynur, “Dünyada Dekomer’in imzasını taşıyan birçok proje var. Bunlar Dubai Emiri’nin evindeki mozaikler, Avrupa’daki birçok kilise mozaikleri, Amerika’da Claudia Schiffer, Shaquel O’Neal gibi ünlü isimlerin evlerindeki projeler, Japonya’daki birçok oteldeki mozaikler” diyor.
Bodrumdan çıkan gıda markası: KK
Bundan 90 yıl önce Eskişehir Odunpazarı’ndaki bir evin bodrum katında başlamış Kemal Kükrer markasının hikâyesi. Meşe fıçılar içinde ağırlıklı el emeğiyle üretilmiş o dönemin koşullarında. Kükrer ailesinin çabalarıyla üretimi artırılan marka asıl dönüm noktasını 1998 yılında yaşamış. 84 yıl markayı yaşatmayı başaran Kükrer ailesi, yüksek teknolojiyle çalışan Gülel ailesine devretmiş firmayı.
Bugün Kütahya yolu üzerinde 23 bin metrekarelik bir alanda üretimi yapılan marka, 90 yıldır Ege ve Güneydoğu Anadolu’nun aromatik üzümlerinden Kemal Kükrer (KK) markasıyla sirke üretiyor.
Cirosu 7 trilyon
Şirketin başında Cavit Gülel var. Devraldığı asırlık mirası korumak ve markalaştırmak istediğini söylüyor. Yıllık cirosu 7 trilyona ulaşan şirket 2002′de yeni ürünler çıkarmış. Gülel, “Alkol sirkesi üretimine girdik. Kemal Kükrer markamız, alkol sirkesinde Türkiye’nin ilk koşer belgesine sahip firma oldu. 2002′de ürün çeşidimize sirke, limon, nar, ve soya sosu, nar ekşisi, meyve konsantresi gibi birçok yeni ürün kattık” diyor.
Öğretmenler havyar fabrikası kurdular
Susitaş, öğretmenlerin sadece başarılı öğrenci değil, şirketler de yetiştireceğinin, geliştireceğinin bir kanıtı gibi. Susitaş, 1982 yılında çoğunluğu öğretmen olan 49 ortak tarafından 11 milyon lira sermaye ile kurulmuş. Bugün 80 ortağı ve 3 milyon dolar cirosu olan bir şirket.
Üretimine tuzlu balık, havyar gibi su ürünleri işleyerek başlayan Susitaş’ın kurucularından Cihangir Hür’ün bu sektörle tanışması Edebiyat Fakültesi’nde öğrenciyken başlıyor. Hür, o günleri şöyle anlatıyor:
“Öğrencilikte çalışmak zorundaydım. Ayvansaray’da Yorgo Parlos Usta’dan tuzlu balık ve havyar işlemeyi öğrenmiştim. Öğretmenlik maaşı ile geçinemeyince, bu bilgilerimi piyasaya girerek değerlendirmek istedim. Öğretmen arkadaşlarımı da teşvik ettim, şirketi kurduk. Bugün 80 ortağız, çalışanlarımızı da şirkete ortak ettik.”
Şirketin kapariyi ihraç ürünü olarak ekonomiye kazandıran ilk firma olduğunu söyleyen Hür, şöyle devam ediyor:
“Kapari işleme ve satışı olarak dünyada ilk altı firma içindeyiz. 1988 yılında Alman firmaların isteği ile küçük salatalık ve değişik biber işeyen firmamız kuru domatesten közlenmiş bibere, meyve kompostolarından sebze konservelerine kadar birçok ürünü işleyerek ihraç ediyor.”
Susitaş yeni bir yatırıma gidiyor. 2005′te üretime başlayacak yeni fabrikada da tuzlu balık ve havyar işlenecek.
Nadide taş üretecek
10 trilyon lira ciroya sahip şirket, dünyaca ünlü isimlere de hizmet veriyor. Şirket Jeniffer Lopez’in bahçesindeki havuzunu, ünlü futbolcu David Beckham’ın bahçe ve dış cephesini, Jan Claude Van Damme’ın da mutfak, banyo ve havuzunun döşemesini gerçekleştirmiş.
Cinkaya, bunların yanı sıra işlenmesi meşakkatli olan nadide taşları işlemek ve dünya piyasalarına sunmak için girişimlere başlamış. Bunun için özel bir uzman ekip oluşturan firmanın ocakları kısa zamanda faaliyete geçecek.
Çinli paulownia ağacını Sakarya’da üretiyor
Erdem Yıldırım, 1999 yılında kurduğu Paulownia Fidancılık şirketiyle anavatanı Çin olan paulownia ağaçların üretim ve satışını yapıyor. Kısa süre önce kurduğu şirketin cirosu 100 bin dolara ulaşırken, şirkette dört kişi çalışıyor. Yıldırım, paulownianın Çin’de yaşayan, çok hızlı büyüyen ve özellikle kerestesi için yetiştiriciliği yapılan bir ağaç olduğunu söylüyor. Yıldırım, “İlk iki yıl iklime uyum sağlamasını bekledik. Bu ağaçların ortalama ömrü 70 yıl olup, beş yılda ekonomik kesime geliyor” diyor.

Çılgın mühendis…

Eylül 22, 2009

Genç mühendis, işe yeni başladığı şirketteki bir toplantıya katıldığında, masa üzerindeki gazeteye göz atıp âniden yerinden fırladı ve ‘eyvah mahvoldum’ gibilerden bir şeyler söyleyip koşar adımlarla odasına girdikten sonra, kapısını da arkadan kilitledi. Bir anda buz gibi bir hava esti içeride.

Şirket sahibi, çok babacan insandı. Toplantıyı bir bıçak gibi kesip:

-Bu işte bir bit yeniği var, dedi. Mühendise kötü birşeyler oldu. Dikkat edin, canına kıyabilir.

Şirket çalışanları, müdürün ne kadar tecrübeli olduğunu bildiklerinden, hep birlikte yerlerinden fırladı. Sekreterlerden biri, mühendisin okuduğu gazeteye bakarak:

-Biliyorsunuz ki bugün borsa tepetaklak geldi, dedi. Mutlaka çok sayıda hissesi vardı.

Bir başkası:

-Faiz veya repo da olabilir, diye araya girdi. Yüzde ikiyüz sınırı aşıldı.

Diğeri, kendinden emin bir tarzda:

-Dün dolar bozduracağını söylemişti, dedi. Bugün döviz âniden yükseldiği için, milyarlarca lira zarar etmiş olmalı.

Şirketin muhasebe müdürü:

-Kesinlikle yanılıyorsunuz, diye lafa karıştı. Daha üç gün önce avans çekmişti. Paralı insan böyle birşeyler yapmaz. Olsa olsa karısıyla kavga etmiştir.

Kadın sekreterlerden biri:

-Öyledir öyledir, diye atıldı. Hanımına geçen gün rastlamıştım, çok suratsız biriydi.

Bütün ihtimaller tek tek sıralanırken, şirket müdürü,:

-Konuşmakla vakit kaybetmeyelim, diye gürledi. Her an bir tabanca sesi gelebilir içerden..

Müdürün sözleri, ortalığı tekrar karıştırdı. Şirkette ne kadar çalışan varsa, mühendisin kapısına yığıldı. Müdür bey, etrafındakileri bir el işaretiyle susturduktan sonra, yumuşak bir sesle:

-Mühendis beyyy!.. diye seslendi. Benim canım kardeşim, sakın bir çılgınlık yapma. Biliyorsun ki bu dünya fânidir. Bir gün zaten öleceğiz, değil mi?

Mühendisin bulunduğu oda müstakil olduğu için başka bir mekana bağlanmıyordu. Bu yüzden de herkes, onun içeride olduğundan emindi. Oda kapısı da özel olarak izole edildiği ve iki adet çelik levhadan yapıldığı için bütün çabalara rağmen kırılmıyordu. Buna rağmen içeriden çıt çıkmıyordu. Bu arada itfaiyeye haber verildi, altıncı katta bulunan odanın pencereleri altına brandalar gerildi ve televizyon kameramanları, yüzlerce meraklı eşliğinde canlı yayına geçerek, adamın aşağı atlaması için duaya başladılar. Mühendis bey, on beş dakika sonra kapıyı açtı. Yüzü ışıl ışıldı ve neler olup bittiğinden habersiz görünüyordu. Kapı önündeki  kalabalığın şaşkın bakışları arasında:

-Az kalsın ikindi namazını kaçırıyordum, diye gülümsedi. Dünya fâni olduğundan, bu iş ihmale gelmez.

Cüneyd Suavi

Güzel 1 Başarı Hikayesi

Eylül 22, 2009

BAŞARININ SIRRI

İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı. Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı. Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu.’Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden birşey olduğu belli… Benimle Paylaşmak ister misin?’ diye sordu yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da, ‘Sana yardım edebilirim’dedi. Çek defterini çıkardı. İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi: ‘Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al’ dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu. İşadamı elindeki çeke baktı. Çekte 500.000 dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller’e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına. ‘Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim’ diye düşündü. John Rockefeller’e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi. Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına koydu. Onun kasasında olduğunu bilmenin güveniyle yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı. Büyük küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı. İyi yapılan işler yeni işleri doğurdu. Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyabilmişti. Takip eden aylarda ise borçlarından tümüyle kurtulup hatta para kazanmaya başlamıştı. Tüm bir yıl boyunca çalıştı durdu. Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka gitti. Kararlaştırılmış saatin gelmesini bekledi. Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiğini gördü. Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacakken bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladı. Hemşire ‘Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir’ dedi. ‘Çünkü bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp, bu parka geliyor. Herkese kendisinin John Rockfeller olduğunu söylüyor’ diye ekledi. Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte uzaklaştı. İşadamı şaşkın bir şekilde öylece durdu kaldı. Sanki donmuştu. Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı. Birden, hayatının akışını değiştiren şeyin para olmadığını fark etti. Hayatını değiştirenin yeniden kendinde bulduğu kendine güven ve inançtı. Başarının sırrı, kasamızda duran değil, kendi kalbimizde ve kafamızda olanlardır. Başka yerde aramaya gerek yok.

Kaynak: Erol Marketing Üye PlatFormu

Diplomasi yok, şirketi var

Eylül 10, 2009

Başarı Hikayesi

Şu ‘diploma’ takıntısı yok mu? Adamı yiyip bitiriyor. Her yıl 1.5 milyon genç, akıncı misali Viyana kapılarına dayanır gibi ÖSS’de ter döküyor. Sonuç malum; 1 milyonu aşkın genç sınav kapısından boynunu bükerek hayallerini bir sonraki yıla bırakıyor.

Hemen hepsi bütün soruları doğru cevaplasa bile bu adayların üniversiteye aynı anda girme şansları yok. Çünkü eldeki üniversite adedi ve kontenjanları belli. Oysa ‘üniversite diploması’na sahip olmamak dünyanın sonu değil. Çünkü piyasa, üniversitenin yolunu bilmemesine rağmen iş hayatında başarılı olan genç isimlerle dolu. Sacit Naşit Batllo, Barış Çayla ve Olcay Ocaklı ‘diplomasız ama başarılı’ isimlerden sadece üçü… Sacit, daha 26 yaşında ve yıllık cirosu 9 milyar Euro olan dünyanın en büyük ikinci tekstil firmasının Türkiye’deki tek sorumlusu. Kapanmak üzere olan şirketi bir yılda ayağa kaldırmış. Şimdi firma adına Türkiye’de 700 bin parça malı fason ürettirip ihraç ediyor. Üstelik bu kadar büyük bir organizasyonu sadece 12 kişi ile yürütüyor. Olcay, ortaokulu terk ederek Sultanahmet’te tezgâhtarlık yapmaya başlamış. Bugün dünyanın en zorlu pazarı Japonya’da bir şirketi var. Liseyi dışarıdan bitiren Barış Çayla ise turizm piyasasında herkesin parmakla gösterdiği bir acentenin başında.

Malum her Türk gencinin gönlünden ÖSS’den şık bir puan kapıp iyi bir bölümde okumak geçer. Bu aileden genetik olarak geçse gerek, daha çocukken ‘ne olmak istediği’ yönündeki soruya her Türk evladı nedense ‘doktor ve mühendis’ seçeneklerini ezbere sıralar. Allah’tan bu ezber son zamanlarda bozuldu. Azınlıkta kalsalar da yeni neslin arasında, ‘Ben büyüyünce veteriner olacam.’ gibi farklı sesler de çıkıyor. Ancak azınlığın seçeneklerinin bile üniversiteye endeksli olduğuna dikkati çekmek gerek. Her yıl 1,5 milyon gencin akıncılar misali ÖSS kapısına dayandığını ve bu kapının ‘Hayber’den zorlu olduğunu hatırlatmakta fayda var. Çünkü 1 milyondan fazlası bu sınavda ‘ister istemez’ eleniyor. Şimdi gelin kendinizi bütün bir aile, hatta bazen sülalenin umut bağladığı bir gencin yerine koyun da sınavı kazanamayın! Ölümden beter bir durum. Ancak ne üniversiteyi bitirmenin belirli bir iş garantisi olduğunu öne sürmek ne de diploma olmadan iş hayatında mutlak anlamda başarısız olunacağını varsaymak mümkün. Kaldı ki iş hayatı sayısız ‘genç’, ‘diplomasız’ ve ‘başarılı’ örneklerle dolu.

Örneğin, daha 26 yaşında dünyanın en büyük ikinci tekstil firmasının Türkiye’deki tek sorumlusu olan Sacit Naşit Batllo. Burada bahsettiğimiz yıllık cirosu 9 milyar Euro olan devasa bir şirket. Sacit, Suriye asıllı bir baba ile İspanyol annenin dört çocuğundan en küçüğü olarak Barcelona’da dünyaya gelmiş. ‘Naşit’ babasının ‘Batllo’ annesinin soyadı. Üç yaşında babasının işlerinden dolayı Şam’a taşınmışlar ve oradan da ilkokul üçüncü sınıfta iken İstanbul’a gelmişler. Sacit, okul hayatı boyunca öğretmenlerle yıldızının barışmadığını söylüyor. Sürekli öğretmenlerin anlattıklarında açıklar aradığını anlatıyor. Sınıfta, ‘Hocam madem su 100 derecede buharlaşıyor ve gaz küçük su taneciklerinden oluşur, o zaman neden bu su tanecikleri yerçekimine kurban gitmiyor?’ gibi akla ziyan sorularla öğretmenlerini çileden çıkarmış. Bir keresinde ortaokulda sınıfta bile kalmış. Üniversiteyi çok istemesine rağmen kazanamayınca soluğu İspanya’ya yerleşen ailesinin yanında almış. İki yıl tekstilci babasının yanında ‘hamallık’ yaptıktan sonra babası ile anlaşamayınca çareyi İstanbul’a dönmekte bulmuş. Sacit, “Babam bana ayrıcalık yapmadı. Aksine en ağır işleri bana yaptırdı.” diyor. İstanbul’a geldikten sonra iki ay iş arayan Sacit’in talihi bir gazete ilanı ile değişmiş. Sabri Doğan’ın sahibi olduğu Dodo Kumaşçılık’ta işe başlayan Sacit, iki yıl içinde piyasada tanınan bir isim olmuş. İki yılın sonunda İspanyol tekstil firmasından teklif alan Sacit, ‘babam’ dediği Sabri Doğan’ın da olurunu alarak İspanyol firmasına transfer olmuş.

“Şirkete geldiğimde İspanyollar firmayı kapatarak Türkiye’den çekilmek üzereydi. Şimdi ise ayda onlar adına Türkiye’de 700 bin parça malı fason ürettirip ihraç ediyoruz. Toplam 12 fabrika ile çalışıyoruz. Ekibim 12 kişiden oluşuyor. Bu çapta bir organizasyonu 12 kişi ile yapabilecek Türkiye’de bir firma yok. Zaten bu da imkansız.” diyor kendisinden emin bir ifadeyle. Ekibini tek tek kendisi seçmiş. Seçerken iki kriteri olduğu anlatıyor: ‘İşe aç ve genç olmalı.’ Sacit’in en büyük hayali kendi şirketini kurmak. Ancak yaşı her ne olursa olsun sadece hobi olarak bir gün üniversiteye gitmeyi düşünüyor.

Japonya’ya uzanan başarı öyküsü

Tıpkı Sacit gibi sıradışı bir diğer başarı öyküsü ise Olcay Ocaklı’ya ait. Ortaokulu bile bitirmeden öğretim hayatına ‘bye bye’ diyen Ocaklı’nın İstanbul’da başlayan ‘halıcılık’ macerası dünyanın en zorlu pazarı Japonya’ya devam ediyor. Osaka’da ilk dükkanını dört sene önce açan Ocaklı, yakında Tokyo’ya da bir şubesini açmayı planlıyor. Ocaklı’nın hikâyesi de Sultanahmet’te başlıyor. Ortaokulu terk edince bir yandan İngilizce kurslarına devam edip bir yandan da Sultanahmet’te tezgâhtarlık yapmaya başlamış. İlk satışını Japon turiste yapınca o hevesle kendisini Japonca öğrenmeye adamış. Yıldız Teknik Üniversitesi bünyesindeki Japonca kurslarına kısa bir süre devam ettikten sonra ise soluğu Japonya’da almış. Yanında götürdüğü halıları orada satarak seyahat parasını çıkaran Ocaklı, bu sefer Japon alfabesine el atmış. Dünyanın en zor alfabesi kabul edilen Hiragana ve Katagana’yı öğrenmiş. “Bu seyahatlerimde Japonlar ve Japon piyasası hakkında da çok şey öğrendim. Japonlar alışverişi seven bir millet, ama çok titiz ve sabırlılar. Güvene çok önem veriyorlar. Bu yüzden sadece Japonca bilmeniz malı satmanıza yetmiyor. Japonlar arasında güvenilir de olmanız gerekli.” diyor. Japon turistlerin Ortadoğu’da çıkan en ufak çatışma ve Türkiye’de meydana gelen terör hadiselerinden çabuk etkilenmelerinden dolayı kapağı Japonya’ya atmaya karar vermiş. İlk olarak kendisinden alışveriş yapan Hirai Mariko’ya ortaklık teklif etmiş. Şimdi Mariko ile birlikte Osaka’nın en büyük caddesi Shinsaibashinin Yotsubashi’de ‘Alaturka’ adlı mağazayı işletiyor. Bir yandan ‘www.e-jutan.com’ adlı internet sitesi ile, diğer taraftan Japonya’nın önde gelen alışveriş merkezleri Takashimaya, Hanshin ve Daimaru’da periyodik olarak sergiler açarak Türk kültürünü Japonlara tanıtmaya çalıştığını söylüyor. Ocaklı ‘okuyamama nedenini’ ise şöyle açıklıyor: “Bizim zamanımızda özel okul yoktu. Devlet liselerinde ise derslerimizin çoğu boş geçiyordu.”

‘Liseyi dışarıdan bitirdi ama Türkiye’nin en başarılı turizmcisi’

Barış Çayla, çalışma hayatına 13 yaşında başlamış. Liseyi dışarıdan bitiren Çayla, 17 yaşında Taksim’deki Fransız Konsolosluğu’nun kafetaryasını işletmesini almış. Askerden sonra turizm giren Çayla, kısa sürede 1990’lı yılların en büyük acentesi Topkapı Konsept’in Ege sorumlusu olarak yükselmiş. Gösterdiği yüksek performanstan dolayı buradan ayrılıp Ege’ye turist getiren dört acentenin turistik operasyonlarını üstlenmiş 1996’dan beri İstanbul’da bir acentenin operasyonlarını yürütüyor. Çayla’nın başında bulunduğu şirket iki yıl üst üste ‘Türkiye’nin en iyi acentesi’ olarak turizmcilerin oscarı olarak bilinen ‘Skalite Ödülü’nü almaya hak kazandı.

Türkiye’de diploma ile değerlendiriliyorsunuz

Hakan Baykal (Zirve Dergileri Rehberlik Uzmanı): Algı böyle. Bu yüzden iki yıllık yüksekokullar tercih edilmiyor. Ancak işsizlik oranı üniversite mezunlarında daha yüksek. İki yıllık üniversite okuyanların veya lise mezunlarının hayata erken atılma gibi bir avantajları söz konusu. Eldeki veriler üniversite diplomasının çok da fazla işe yaramadığını gösteriyor. Yapılan masrafın karşılığı da iş hayatında alınamıyor.

Piyasada ‘beyaz yaka’ doygunluğu var

Kemal Pehlivanoğlu(Eğitim ve Yönetim Danışmanı):Örneğin, AB içerisinde seyahat edilebilecek sıfatları haiz TIR şoförümüz yok. Geçen büyük bir optik grubu ile bir araya geldim. Açtıkları mağazalara yetişemediklerini; çünkü ellerinde yeterli sayıda optisyen bulunmadığından yakınıyorlardı. Ya da Türkiye’nin her yerinde mantar gibi yayılan konutlara bakın. Emlak piyasası açıldı. Ancak şu anda sektörde emlak portföyünü yönetecek danışman yok. Çünkü öğrencinin 18’ine kadar meslek edinme şansı yok. Üniversiteyi deniyor. Kazanamazsa tekrar şansını denemeye çalışıyor. Eğer giremezse bu sefer onu asker ocağı bekliyor. Bir insanı 21 yaşından sonra nasıl meslek sahibi yapabilirsiniz ki? Elimde 15 tane işletme mezunu iş arayan eleman var; ama bir tane optisyen yok. Gençler üç adım sonrasını görmüyorlar ve ebeveynleri de gençlere ufuk verme meselesinde maalesef yetersiz kalıyor.

Hakan YILMAZ

Kaynak:Gençlik/Zaman

Ems Başarı Hikayem

Haziran 26, 2009

Erol Marketing Sistem‘e Hoşgeldiniz.

5 yıllık network marketing tecrübesi ile bu alanda çalışan birisi olarak Erol marketing sistem ‘in ilklerindenim. Kasım 2007 itibari ile aktif bir üyeyim. Üniversitede Yüksek Lisans öğrencisi olmam dolayısıyla bu işi part time olarak yapıyorum yani öğrenciliğimden arta kalan zamanı maddi özgürlüğüm için kullanıyorum. Başlangıç yaptığımız dönemde Erol marketing sistem sadece çorap üzerine kurulu bir sistemdi ama şuan ürün yelpazesine baktığımız zaman yüzlerce çeşit ürün görebiliyoruz. Takip edenler çok iyi bilir, Her zaman gelişen, gelişmeye, büyümeğe devam eden Erol marketing sistem ; bu zamana kadar dağıtmış olduğu primler, sunmuş olduğu güven, anlayış ve kalitesi ile mükemmel başarılara imza atmıştır. Erol Marketing Sistem‘de Bu mükemmel başarıya bizlerde ekip olarak imzamızı attık.

Erol Marketing Sistemde kurmuş olduğum ekibimizde 43.000 ( kırk üç bin ) üye sayımızla Türkiye’nin En Büyük ekibi biz olduk. Ekibimizin adını “Türkiye Liderler Ekibi” olarak belirledik.

Yüksek Lisans yapan ve bu işi ekipçe başarabilen bir üniversite öğrencisi olarak ; Öğrencileri, ev hanımlarını, emeklileri, memurları, maddi özgürlük isteyenleri kısacası 16 yaş üstü herkesi; birlikte çok kolay başarabileceğimiz Erol Marketing Sistem‘e davet ediyorum.

Her üyenin sadece kendi ihtiyaçlarını almasıyla bile çok ciddi bir gelire kavuşabileceği bu sistemin sektördeki öncüsü bir türk şirketi ve %100 yerli sermayeden oluşmaktadır.

Kendinizde İşi Başarabileceğinize dair özgüven varsa, Azimliyseniz, Başarının sırlarını biliyorsanız veya öğrenmeye açıksanız, Denemekten korkmuyorsanız BENDE VARIM diyorsanız MUTLAKA EMS gibi % 100 GÜVENİLİR BİR ŞİRKETDE İLK ADIMI ATINIZ.

Sizde “Türkiye Liderler Ekibinde” olmak ister misiniz? Cevabınız “EVET” ise aşağıdaki iletişim bilgilerinden bizimle irtibat kurabilir veya  “Erol Marketing Sistem” sayfamızdan sitemizi inceleyebilirsiniz.

A.Kadir Biber

msn & mail; dusunvebasar@hotmail.com

Gsm: 0544 252 95 37

Bu site bireysel websitemdir.
( Not: Bu websitesinde yazı içerikleri izinsiz kopyalanamaz )

Şimdi Reklamlar :)

Şimdi Reklamlar :)

İnternet Hizmetleri