” Gong … “

Kasım 21, 2009

GONG

Bir dostumu ziyaret etmek için iş yerine gitmiştim. Çay içip sohbet ediyorduk. Konuşmanın en revnaklı yerinde bir adam çıkageldi. Selam verip oturdu. Bir yandan bizi dinler görünüyor, bir yandan da tesbihini çekerek dudaklarını kıpırdatıyordu. Bir şeyler okuyor olmalıydı. Sohbet koyulaşmaya başlayınca, dayanamadı, o da katıldı bir ucundan. Olacak ya, tam da o bir şeyler söylerken, duvar saatinin gongu vurmaya başladı.

Yeni gelen arkadaş, biraz da sözünün yarıda kalmasının öfkesiyle,

“Ne bu yav!” dedi. “Kilise mi burası?”

İş yeri sahibi dostum, ne söyleyeceğini bilemeyen, ya da ne söylenmesi gerektiğini iyi bilip de, söylememesi gerektiğini bilenlerin sancılı tavrıyla başını eğdi, hiçbir şey söylemedi. Ev sahibinin bu kibar mahcubiyetini yanlış anlayan adam, bu tür saatların sakıncaları hakkında uzun bir nutka başlayınca, “Efendi!” dedim, “Ben, uzun zamandır buraya gelir giderim. Bu saatin sesini daha önce de işittim, ama kilise benim aklıma bile gelmemişti.”

“Ne geldi peki?”

“Bakın o ses bana neleri düşündürdü: Siz de bilirsiniz ki, alemdeki her varlık Allahı zikreder. Kimi kal diliyle, kimi de hal diliyle Allahı anarlar. Rüzgar eser, kuzu meler, kuş öter, kedi miyavlar, köpek havlar, inek böğürür, böcek cırlar… Bunların hepsi birer zikirdir, ibadettir. Gerçi onlar bilmezler ne yaptıklarını, ama biz biliriz. Zaten yapmak onların, bilmek bizim görevimiz. Zikir onlardan, fikir bizden. İşte, saat da zikrediyor Rabbini. Zamanı göstererek, ses vererek kulluk ediyor o. Hem daha başka şeyler de söylüyor bu saat.”

“Ne gibi…?”

“Her saat başında ikaz ediyor bizi. Zamanın su gibi akıp gittiğini, giden zamanların geri gelmediğini, ömür binasının yıkıldığını, geçen her saatin hayatı tükettiğini hatırlatıyor. Sesini işitenleri gaflet uykusundan uyandırmaya çalışıyor. Ben görevimi yapıyorum, ya siz ne duruyorsunuz, kulluk etsenize! diyor…”

Kızgın arkadaş söylediklerimi tam olarak dinledi mi, dinlediyse anladı mı, bilmiyorum. Çünkü, ne olumlu, ne de olumsuz hiçbir tepki göstermedi. Ben de sustum ve “İnşallah sözlerimle onu incitmemişimdir,” diye düşündüm.

Ömer Sevinçgül’ün “işte hayat böyledir” adlı kitabından alıntıdır.

www.dusunvebasar.com sitesi kaynak gösterilerek paylaşım yapılabilir.

Yorumlar

Yorum, eleştiri, fikir ve düşüncelerinizi yazabilirsiniz!





Abdulkadir Biber ?

İletişim bilgilerinden bizi daha yakından tanıyabilirsiniz :)
maskotİletişim »

Köşe Yazılarım

kampanya
Köşe Yazılarım »

MLM Seçenekleri

% 100 güvenilir ve kazanç sistemi kanıtlanmış Network marketing sistem firmaları...
Yazının Detayı »

Reklam Alanı -1

kampanya
Reklam Detayı »

Reklam Alanı -2

Buraya Reklam Verebilirsiniz.
Reklam Detayı »

İnternet Hizmetleri