Namaz Külliyatı Kitap Seti
Haziran 25, 2010
“Namaz Gönüllüleri Platformu” farklı yayın evlerinden çıkan ve toplam trajı 5 milyonu aşan 28 kitabı bir araya getirdi.
Yayınevleri de namazın toplumda hak ettiği yeri alması için güç birliği yaptı ve projeye destekledi. Namaz kitapları Türkiye’nin her yerinden telefonla sipariş edebiliyor. Kargoyla eve teslim ediliyor.
Kutlu zaman dilimlerini içinde barındıran üç ayların ilk haftalarını geride bıraktık. Bu özel günler, kulluğun sırrını yeniden keşfetmeyi arzulayanlar için özel anları içinde taşıyor. Üç ayların bereketinden faydalanmak ve Kur’an’da 70 kez emredilen bir ibadeti, Peygamber Efendimiz’in (sas) “dinin direği, gözümüzün nuru, mü’minin miracı” diye tanımladığı bir ibadeti ikame etmek ister misiniz? Bu soruya evet cevabını vereceklere yardımcı olacak nitelikte bir kitap seti piyasaya çıktı. Namazın önemini, güzelliğini anlatan, namaza dair her türlü soruyu cevaplayan namaz kitaplığı 28 kitaptan oluşuyor.
Dört yıl boyunca, il il, ülke ülke dolaşarak konferans ve seminerle insanlarda namaz bilinci oluşturmak için el ele veren “Namaz Gönüllüleri Platformu” üyesi yazarların farklı yayınevlerinden çıkan 28 kitabı bir araya getirildi. Toplam tirajı 5 milyonu aşan kitapların toplumda hak ettiği yeri alması için yayınevleri güç birliği yaptı. Her biri namazın farklı bir güzelliğini konu alan kitaplarda namazın manasından çocuklara sevdirilmesine kadar birçok yönü ele alınıyor. İşte namaz bilincini uyandırmayı amaçlayan kitaplardan bazıları:
Namaz âşığı Bediüzzaman’ın dilinden namaz: İslam’ın ve Müslümanlığın sembolü olan namazı en iyi anlatan kitaplardan biri ‘Risale-i Nur’da Namaz ve Hikmetleri’. Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinden derlenen kitapta namazın manası, sırları ve hikmetleri tatminkâr bir şekilde anlatılıyor. “Her gün beş defa çok değil mi? Bitmediğinden usanç veriyor” tarzında ileri sürülen bahaneleri de Bediüzzaman, nefisleri ikna ederek cevaplıyor.
Çocuklar namazı bu kitapla sevecek: Anne ve babaların en büyük vazifesi, kapanmayan amel defteri olan çocuklarını yetiştirmek. Allah’ın hediyesi ve aynı zamanda emaneti olan çocuklara kulluk bilincini vermek ise hiç kolay değil. “Toplumda en büyük ihtiyaç çocuklarımıza namazı sevdirmenin yollarını bulmak.” diyen yazar Ahmet Bulut, anne ve babaların yardımına hazırladığı kitabı ile koşuyor. Uzun çalışmalar sonucu kaleme aldığı ‘Çocuklarımıza Namaz’ı Nasıl Sevdirelim’ kitabı ile çocukları namazla tanıştırmanın yollarını en iyi şekilde gösteriyor.
Namazı anlayarak kılmak için: “Muhakkak ki namaz, insanı ahlak dışı davranışlardan, meşru olmayan işlerden uzak tutar.” (Ankebut, 45) ayetini ele alan Prof. Dr. Davut Aydüz, “Eğer kıldığımız namaz bizi ahlak dışı davranıştan, meşru olmayan işlerden uzak tutmuyorsa bizim namazımızda bir eksiklik vardır.” diyor. Kaleme aldığı ‘Namazı Anlayarak Kılma’ kitabında bu ulvi ibadetin aç bir insanın yemek yemesi gibi duyarak eda edilmesi gerektiğini vurguluyor. Aydüz, namazda okunan dua ve surelerin kısa bir açıklamasını yaparak, huşu ve huzuru elde etmenin formülünü de gösteriyor.
Sabah namazına kalkmanın yolları: En çok kazaya bırakılan namaz, sabah namazıdır. Toplumdaki bu yarayı gören Cemil Tokpınar, ‘Sabah Namazına Nasıl Kalkılır?’ kitabı ile bu derdin dermanını buluyor. Sabah namazını kazaya bırakmamanın formüllerini sunan Tokpınar, namazın vazgeçilmezliğinin önemine vurgu yapıyor. Kitap, günümüz Müslümanlarını, en çok ihmal ettiği ibadetin gönüllü sevdalıları olmaya çağırıyor.
Yolculukta nasıl namaz kılabilirim?: ‘Dinimin Direği Namaz’ kitabını yazan Süleyman Bosnalı, namaz kelimesinin anlamından namazın özü ve manasına, namazın insana kazandırdıklarından namaz kılmayanları bekleyen en büyük tehlikeye kadar birçok konuya değiniyor. Kitapta ayrıca, ‘Niçin namaz kılmalıyız? Hastalıklar namaz kılmaya engel midir? Arabada, trende, gemide, uçakta namaz kılınır mı? Namazların cem (birleştirilmesi) edilmesi ne anlam ifade eder? Kutuplarda nasıl namaz kılınır? Namazın sünnetleri yerine kaza namazları kılınabilir mi?’ gibi birçok ilginç soruların cevapları da bulunuyor.
Namazın 28 kitabı
Moral Kitap’ın organizasyonu ile bir araya getirilen namaz kitapları, 212 444 24 14 numaralı telefonlardan sipariş ediliyor. 100 liraya evlere kadar teslim edilecek olan namaz külliyatında yer alan eserler şunlar:
Risale-i Nur da Namaz ve
Hikmetleri/Bediüzzaman Said Nursi
Niçin Namaz/Vehbi Karakaş
Namaz; Bir Tevhid Eylemi/Abdullah Yıldız
Namaz Göz Aydınlığım/Mehmed Göktaş
Namaz Bilinci/Hasan Hafızoğlu
Gece İbadeti/Abdülhakim Yüce
Namaz; Niçin ve Nasıl Kılınır/Mehmet Paksu
Namaz; Dirilişe Çağrı/Ahmet Bulut
Namazla Yeniden Doğdum/Yaşar Alptekin
Namazı Yaşayanlar/Said Demirtaş
Namazla Yaşamak/Veysel Akkaya
Namaz ve Karakter Gelişimi/Esma Sayın Ekerim
Namaz Akılları Durdurran Mucize/Kerim Buladı
Dinimin Direği Namaz/Süleyman Bosnalı
Namaza Giden Yollar/Alaaddin Başar
Namaz Çağrısı/Ramazan Kayan
Namazı Anlayarak Kılmak/Davut Aydüz
Kıl Beni Ey Namaz/Senai Demirci
Niçin Günde Beş Vakit
Namaz Kılmalıyız/Sabahattin Uçar
Namaz Darda Koymaz/Abdülaziz Kutluay
Namaz Âşıkları/Ali Balkan
Namazın Sırları/Ahmet Altun
Sabah Namazına Nasıl Kalkılır/Cemil Tokpınar
Müslüman’ım Diyen Bir İnsan Niçin
Namaz Kılmak İstemez/ Feyzullah Birışık
Namazla Kıyam Etmek/Abdullah Büyük
Ali’nin Seccadesi/Cüneyd Suavi
Çocuklara Namazı Nasıl Sevdirelim/Ahmet Bulut
Namaz Kahramanları/Cemil Tokpınar
Kaynak: ZAMAN
Moral Kitap’ın organizasyonu ile bir araya getirilen namaz kitapları, 212 444 24 14 numaralı telefonlardan sipariş ediliyor. 100 liraya evlere kadar teslim edilecek.
Kişisel gelişim dergisi; Genç Beyin
Haziran 22, 2010
GENÇ BEYİN’İN 97. SAYISI
GERÇEK BİR HAZİNE!
• Başarıyı engelleyen zehirli sözler (Şu 70 sözü DUYMA ve SÖYLEME)
• EN TEMEL karakter özelliğin ne?
• YÜKSEK KARİYER yapmış eş adaylarına 3 tavsiye
• Ekmeği arslanın ağzından çıkarmada 8 yol
• Aşırı konuşkan çocuğa 4 çâre (Anneler! Bunları uygulayın, rahat edin!)
• Ünlü hatiplerin kürsü korkusu (Bu örneklere inanamayacaksınız)
• Çocuğumun zekâsını nasıl geliştirebilirim? (15 taktik)
• İtici güç arayanlara 2 çâre
• Milyon $’lık düşünme sanatı
• 50 yıl mutlu evlilik için 7 kural
• İmajını yönetemiyorsun, çünkü…
• İsim ve yüz hatırlamada İPUÇLARI
• Senin dostun 14 çeşitten hangisi?
• Çocuklarına okumayı sevdiren annenin 5 taktiği (Sonuç veren uygulama)
• Gerçek bir Leylâ ve Mecnun hikâyesi
• İçindeki 5 düşmanla YÜZLEŞ! (Pusuda bekliyorlar!)
• Böyle yetişen kız EVDE KALIR!
• Temizlikçiydi, şimdi 4 bin çalışanı var! (30 milyon $ ciro!)
Y.Ö.Özburun “Aile İçi İletişim” Seminerleri
Haziran 18, 2010
Y.Ö.Özburun “İNSAN SICAĞI ÖYKÜLERİ” Kitabı
Haziran 18, 2010
” Öyküler neye öykünür ? Neyi işaretler , neye dairdir öyküler ? ”diye sorsam, bunun muhtemel cevabı şöyle olurdu herhalde:
öykü hayatı, hayatın ta kendisi öykünür. Hayattandır ama hayat değildir. İnsan olmanın en derin sularından süzülüp gelir, gelirken geçtiği yerlerin kokusunu , tuzunu , tozunu beraberinde getiriir ama yine de kaynaktaki haliyle aynı değildir.
Dolasıyla öykü okumak , hayatı ve insanı doğala özdeş haliyle , evirip çevirmeden , en yalın şekliyle okumaktır çoğu kere.
Belki binlerce öykü, hikaye , mesel , masal okudum bu çalışmayı hazırlarken. Bunun en başta benım düşünce ve hayal hamuruma muazzam katkıları olduğunu bizzat gördüm. Yüzyıllar boyunca halk irfanının bu öykü , mesel , ve hikayeler yoluyla taşındığını , hikayelerle öykülerle düşünmenin insanda ayrı bir bilgelik insa ettiğini bir daha kavramak olağanüstüydü dogrusu.
İyice anladım ki insanlara ( ve sık sık kendime ) saatlerce teorik ve teknik terimlerle konuşmak yerine bir öykü anlatmak , bir temsil getirmek , bir nükte yapmak yeterli olabilmektedir . O vakit düşündüm ki bilgelik , erdem , anlam , anlaşmak her zaman yüce dağların başına bir mor ışık halesi şeklinde belirmez. Çoğu kere o yüce dağın eteklerindeki küçük , mütevazi bir çakıl taşının bağlarında uyuklamaktadır.
Öykü okuyabilene , mesel söyleyebilene ,
” İnsan Sıcağı”nı duyabilene ne mutlu …
Y.Ö.Özburun “HAYATA DOKUNAN ÖYKÜLER” Kitabı
Haziran 18, 2010
HAYATA DOKUNAN ÖYKÜLER
“Öyküler neye öykünür? Neyi işaretler, neye dairdir öyküler?” diye sorsam, bunun muhtemel cevabı şöyle olurdu herhalde: Öykü hayatı, hayatın ta kendisini öykünür. Hayattandır ama hayat değildir, insan olmanın en derin sularından süzülüp gelir, gelirken geçtiği yerlerin kokusunu, tuzunu, tozunu beraberinde getirir ama yine de kaynaktaki haliyle aynı değildir.
Dolayısıyla öykü okumak, hayatı ve insanı doğala özdeş haliyle, evirip çevirmeden, en yalın şekliyle okumaktır çoğu kere.
Belki binlerce öykü, hikaye, mesel, masal okudum bu çalışmayı hazırlarken. Bunun en başta benim düşünce ve hayal hamuruma muazzam katkıları olduğunu bizzat gördüm. Yüzyıllar boyunca halk irfanının bu öykü, mesel ve hikayeler yoluyla taşındığını, hikayelerle, öykülerle düşünmenin insanda ayrı bir bilgelik inşa ettiğini bir daha kavramak olağanüstüydü doğrusu. İyice anladım ki insanlara (ve sık sık kendine) saatlerce teorik ve teknik terimlerle konuşmak yerine bir öykü anlatmak, bir temsil getirmek, bir nükte yapmak yeterli olabilmektedir. O vakit düşündüm ki bilgelik, erdem, anlam, anlaşmak her zaman yüce dağların başında bir mor ışık halesi şeklinde belirmez: Çoğu kere o yüce dağın eteklerindeki küçük, mütevazı bir çakıl taşının bağrında uyuklamaktadır.
Öykü okuyabilene, mesel söyleyebilene,
”Hayata Dokunabilene” ne mutlu…
Y.Ö.Özburun & S. Demirci “TANRI SANA KÜSMEDİ” Kitabı
Haziran 18, 2010
İstanbul’un Çamlıca Tepesi’nde bazen asude, bazen dar vakitlerde yazıldı bu kitap. İki yazar, yaklaşık on beş yıldır devam eden, birbirlerini tüketen değil çoğaltıp meyvelendiren dostluklarının mahsulünden bir demet sunmayı deniyoruz size. Kitapta tam kırk başlık seçtik ki bu kırk başlık, tek tek bir araya gelinerek, teknolojik uzaklıklar araya girmeden, yüzleşilerek yazıldı. Biz bu kırık başlığı kendimiz için bir kırk çıkarmak saydık.
Biz, bir gönül dağı’nı tırmanan iki yolcuyuz ki yolda düşündeklerimizi sizinle paylaşmak istedik, yolcunun azığını bölüşmesi gibi.
Sözün özü, yaratıcı diye bildiğiniz ama bir türlü tanışamadığınız Rabbimizle sizi yormadan, kırmadan, usandırmadan, yanıltmadan tanıştırmak istiyoruz.
Y.Ö.Özburun “YAŞAMA SEVİNCİ ÖYKÜLERİ” Kitabı
Haziran 18, 2010
YAŞAMA SEVİNCİ ÖYKÜLERİ
” Öyküler neye öykünür ? Neyi işaretler , neye dairdir öyküler ? ”diye sorsam, bunun muhtemel cevabı şöyle olurdu herhalde:
öykü hayatı, hayatın ta kendisi öykünür. Hayattandır ama hayat değildir. İnsan olmanın en derin sularından süzülüp gelir, gelirken geçtiği yerlerin kokusunu , tuzunu , tozunu beraberinde getiriir ama yine de kaynaktaki haliyle aynı değildir.
Dolasıyla öykü okumak , hayatı ve insanı doğala özdeş haliyle , evirip çevirmeden , en yalın şekliyle okumaktır çoğu kere.
Belki binlerce öykü, hikaye , mesel , masal okudum bu çalışmayı hazırlarken. Bunun en başta benım düşünce ve hayal hamuruma muazzam katkıları olduğunu bizzat gördüm. Yüzyıllar boyunca halk irfanının bu öykü , mesel , ve hikayeler yoluyla taşındığını , hikayelerle öykülerle düşünmenin insanda ayrı bir bilgelik insa ettiğini bir daha kavramak olağanüstüydü dogrusu.
İyice anladım ki insanlara ( ve sık sık kendime ) saatlerce teorik ve teknik terimlerle konuşmak yerine bir öykü anlatmak , bir temsil getirmek , bir nükte yapmak yeterli olabilmektedir . O vakit düşündüm ki bilgelik , erdem , anlam , anlaşmak her zaman yüce dağların başına bir mor ışık halesi şeklinde belirmez. Çoğu kere o yüce dağın eteklerindeki küçük , mütevazi bir çakıl taşının bağlarında uyuklamaktadır.
Öykü okuyabilene , mesel söyleyebilene ,
” Yaşama Sevinci ” duyabilene ne mutlu …
Hayat Yayınları / Edebiyat Dizisi
Y.Ö.Özburun “HATIRLA BENİ HAYAT” Kitabı
Haziran 18, 2010
Söz ‘ün ve suskunun annesi Meryem sancının çarpıntısıyla kuru kütüğe tutunduğunda kütük yemyeşil olmuştu. İsa ‘nın sancısıydı bu. Filozofun Hiç Kimsenin Ülkesi dediği düşünce yurdunda her birimizde var olan hakikat çocuğunun sancısını çekmenin çarpıntısıyla kaleme tutunmak anlamına geliyor benim için yazma etkinliği. Doğacak olan İsa mıdır bilmem…
İlk gençlik yıllarımdan beri yazmakta olan muaşakamın beni bu küçük kitapçığın kıyısına getirip bırakacağını hiç tahmin etmezdim. Benimkisi zaman can elmasını kül etmekteyken bir yerlere çentik atma iz bırakma beni de yaşadım ‘Hatırla Beni Hayat ‘ deme çabasından başkaca bir şey değil. Çat ayazda donmamak için olduğu yerde debelenen bir biçarenin karda bıraktığı izlerden başkası değil.
Kendimi bildim bileli “manda gibi bir bacak”tan ziyade “Sokrat gibi bir kafa”nın sahibi olmaya gayret ettim. Kendi kuşağımın ve benden sonra gelenlerin içinde hiçbir angajmana girmeden çağın tiksinç derebeylerine yaltaklanmadan kendinden yine kendine seyahat eden bir garip yolcunun kırık ama onurlu duruşunu korumak istedim.
Y.Ö.Özburun “DÜŞTÜĞÜN YERDEN KALKACAKSIN” Kitabı
Haziran 18, 2010
Düştüğün yer burası. Cennetin asudeliğinden dünyanın kesafetine, karmaşasına, maddiliğine, perdeliliğine düştün. Kalbin cennetinden kopuk aklın kıskacına sıkıştın. Ruhun cennetinden gövdenin bataklığına saplandın.
Düştüğün yer burası ve yükselişin yine buradan olacak. Bunun için önce gözündeki perdeleri aralayıp ‘hayret’e uyanman gerek. Hayret’e uyanmak için önce varlığa, varoluşa, eşyaya, olaylara, hayata, insanlara, ağaca, kuşa, suya, toz tanesine alışıldık, bayat gözlerle, bilimin kafanı ve gönlünü buzdolabına koyan dondurucu tanımlarıyla bakmaman gerek. Eskiler buna ‘ülfet ve ünsiyet’ diyorlar dostum.
Hadi o zaman Ülfeti kır, hayreti kuşan, düşünerek düştüğün yerden yükselmenin düşünü gör Düşünmek, düştüğün yerin farkına varıp düşmeden önceki yerinin düşünü görmek demektir.
Yüksel ki yerin bu yer değildir
Dünyaya gelmek hüner değildir
İsrail Boykot Ürünleri
Haziran 2, 2010








