Küçük bir belgesel…
Eylül 25, 2009
Öğrendik ki…
Eylül 25, 2009
Öğrendik ki… Bir tek insanin bize “iyi ki varsın” demesi, varolduğumuz için mutlu olmamızı sağlar…
Öğrendik ki… Kibar olmak, haklı olmaktan daha önemlidir.
Öğrendik ki… Bir çocuğun bize uzattığı hediyeyi geri çevirmemeliyiz…
Öğrendik ki… Hayat şartları bizi ne kadar ciddi görünmeye zorlasa da hepimiz çılgınlıklarımızı paylaşacak birini arıyoruz…
Öğrendik ki… Bazen tek ihtiyacımız olan tutunacak bir el ve bizi anlayacak bir yürektir.
Öğrendik ki… Parayla “klas insan” olunmuyor.
Öğrendik ki… Gün içinde başımıza gelen küçücük şeyler gün sonunda koca bir mutluluğa dönüşüyor.
Öğrendik ki… İnkâr edip içimizde sakladığımız şeyler gerçekliğini kaybetmiyor.
Öğrendik ki… Biriyle dalaştığımızda tek başardığımız onun bize daha çok zarar vermesini sağlamaktır
Öğrendik ki… Her yarayı saran zaman değil sevgidir.
Öğrendik ki… Çabuk olgunlaşmak için zeki insanlardan cevre edinmek gerekir.
Öğrendik ki… Karşılaştığımız herkes bir gülüşümüzü hak eder.
Öğrendik ki… Hiç kimse mükemmel değildir.
Öğrendik ki… Hayat zorludur ama biz daha zorluyuz.
Öğrendik ki… Gülümsemek, daha güzel bir görüntüye kavuşmanın bedava yoludur.
Öğrendik ki… Hepimiz zirvede olmak istesek de asil keyif oraya tırmanırken yaşadıklarımızdır.
Öğrendik ki… Zamanımız ne kadar azsa yapacak işler o kadar çoktur.
Öğrendik ki… Birini ne kadar çok seversek hayat onu bizden o kadar çabuk alır.
www.dusunvebasar.com
Mutluluk Reçetesi
Eylül 25, 2009
Bilim adamları, mutlulukla insanın alın yazısı arasında ilişki olmadığını savunuyorlar. Bilim adamlarına göre mutluluk, öğrenilebilir.
Bir başka deyişle mutlu olmak için lotodan çıkacak milyarlara ya da genlere ihtiyaç yok. İsteyen herkes mutluluğu bulabilir. Dokunarak, gevşeyerek ve hatta stres halinde mutluluğu bulmak mümkün.
Alman Bunte Dergisi’nin son sayısında Alman uzman Wilhelm Schmid-Bode’nin mutluluk reçetesi açıklandı:
ÇOCUKLAR …!!!!
Bütün anketlerde aynı sonuç çıkıyor. Bir insan için en büyük mutluluk çocuguyla birlikte olmak. Böylelikle dünyayı çocuk gözleriyle algılamak için ikinci bir şans elde ediyoruz. Daha mutlu, daha heyecanlı, sinirsiz ve pespembe. Bol, bol çocuklarla oynayın ilgilenin.
KIRMIZI BİBER
Acı kırmızı biber, önce insanda cehennem duygusu uyandırır. Ancak hemen arkasından ödülü gelir. Biberdeki ”Capsacin” adli madde, damakta endorfin salgılanmasına yol açar. Endorfin acıları dindirir ve
insanı mutlu kılar. Bol acılı yiyen Asyalılar bunun için mutludur.
GÜNLÜK TUTMAK
İnsanın gerçek mutluluğu dışarıda değil, iç dünyasındadır. Günlük tutmak, insanin pusulası olabilir. Basımızdan geçen olaylar arasında
mutlu anıları özellikle vurgulayarak kağıda dökersek, bunları kalıcı kılmış oluruz.
JOGGING
Açık havada koşu yapmak ya da sıkı bir yürüyüş, mutluluk hormonu serotonin salgılanmasını sağlıyor. Bulduğunuz her fırsatta temiz havada koşu ya da yürüyüş yapın.
MEDİTASYON
Gevşeme teknikleri insanin ruhundaki sıkıntıları atar. Gevşemiş bir insan yasadığı anin tadını çıkarır, çevresinde küçük mutluluklar bulabilir.
EVCİL HAYVAN
Kus, kedi, köpek ya da balık… Ev hayvanlarıyla uğrasan insanların çok daha mutlu ve sağlıklı yasadığı bilimsel bir gerçek. ev hayvanları, gün içinde nice küçük mutluluklar tattırırlar insana
EV İŞLERİ
İnanılır gibi değil ama gerçek: Erkeklerin yüzde 12′si, yemek pişirip ütü yaparak, ev temizleyerek mutlu olduğunu söylüyor. İşin çok daha iyi yani, erkekler is yaptığı zaman kadınlar da mutlu oluyor.
GÜLMEK
Her şeyi ciddiye alanlar bastan kaybediyor. Gülmek, gülümsemek ve mizah insanı sağlıklı ve mutlu yapıyor. Bir kahkaha, bin porsiyona bedeldir sözü kesinlikle doğru.
ÇİKOLATA
Bir parça yemek yeterli, mutluluk hormonu ”serotonin” anında beyinde dolaşıma çıkıyor. Çikolatanın içerdiği ”penilatilamin” insanı bulutlara çıkarıyor.
MUZ
Kendinizi güçsüz ve sinirli mi hissediyorsunuz, hemen bir muz yiyin.
Magnezyum ve kalsiyum içeren bu meyve strese karşı birebir. O da mutluluk hormonu serotonini kışkırtıyor.
DOSTLUK
Almanya’da yapılan araştırmalara göre insanların yüzde 45′i kendini arkadaşıyla mutlu hissediyor. Dostluğun en önemli belirtileri, karşılıklı güven ve birbirini dinleme yeteneği.
MOR RENK
Mor renk insani neden mutlu yapar? Renk araştırmacıları bu soruya su cevabı veriyor: Kırmızı insanı aktif yapar, mavi dinlendirir. Kırmızı ve mavinin karışımı olan mor ise insan ruhunu dengeye kavuşturur.
ÇİÇEKLER
Doğaya saygı gösteren insanlar, küçük şeylerle mutlu olmayı da bilir. Araştırmalara göre çiçek, insanin mutluluk düzeyini yüzde 100 oranında artırıyor.
Uykuyu uyutan adam!
Eylül 22, 2009
Uykuyu uyutan adam!
Bayram da, bayram yazısı yazmayacağım. Yüzünüzü güldürecek, en azından tebessüm ettirecek bir yazıyı paylaşmak istiyorum sizinle. Uykuyu uyutan matbaacı Halis’in uykusunu anlatacağım sizlere.
Birçok uyku hikayesi dinlemiştim. Ancak bugün sizinle paylaşacağım “uyku” hikayelerini başkasından dinlesem inanmayabilirdim. Bizzat tanıdığım bir uykucunun gerçek uyku hikayeleridir bunlar. Bu bir hastalık olsa gerek! Tedavisi var mı bilmiyorum.
Yaz tatilinde memlekete gittiğimde sık sık yanına uğradığım matbaacı arkadaşım Halis’in kaza yaptığını öğrendim. Arabanın tekeri patlamış ve direğe çarpmış diye duyduk önce. Araba ciddi hasar görmüş olsa da kendisine fazla bir şey olmamıştı.
Önce, “Önüne köpek çıkmış, köpeğe çarpmamak için direksiyonu kırınca direğe çarpmış” diye duyduk. Evine ziyarete gittiğimizde kazanın gerçek sebebini öğrendik. Direksiyonda uyuyakalmış bizim Halis. Uyku hastalığı yüzünden milletin diline düştüğü için de köpek yalanını uydurmuş!
Uyku yüzünden kaza yaptığını duyduğumuzda şaşırmadık. Çünkü Halis’in uykuya düşkünlüğünü hepimiz biliyorduk. Diyeceksiniz uykuya düşkün insan çok var. Hatta insanların büyük bir kısmı uykuyu sever. Elbette birçok insan uykuyu sever. Ancak Halis, çekirdek yerken, dişlerinin arasında çekirdeği tutarken bile, uykuya dalmayı başarabilen biridir. Dişlerinin arasında çekirdekle uyuyakaldığından ben ona heyecanla bir şeyler anlatıyordum. Birde baktım ki elinde çekirdek uyumuş.
Evine ziyarete gittiğimizde çabuk uykuya dalma hastalığının çocukluğundan kalan bir hastalık olduğunu anlattı bize.
“Çocukken inekleri gütmek için annem beni çobanlığa gönderirdi. Akşam olunca ineklerin hepsi eve gelirmiş. Tabi ben ortalıkta yokum. İnekleri ahıra yerleştiren annem beni aramaya çıkardı. Ya bir ağacın dibinde, ya da bir taşın yanında uyuyakalırdım.
Askerde, günlerin nasıl geçtiğini hiç anlayamadım. Hatta bazen gece ile gündüzü birbirine karıştırırdım. Herkes gün sayardı, ben hiç saymazdım. Sadece bir defa beni nizamiye nöbetine koydular. Orda da uyuyakaldığım için komutandan fırça yedim. Bir daha da nizamiye nöbeti yazmadılar bana.”
Halis uyku yüzünden yaşadığı sıkıntıları hem anlatıyor hem de gülüyordu.
“Akşam yemeğinden sonra yatağıma girince, yastığa başımı koyduğum anı bile zor hatırlıyorum. Her seferinde “Fatiha süresi okuyup sonra uyuyayım!” diyorum. Ancak şimdiye kadar Fatiha suresini bitirebildiğimi hatırlamıyorum!
Bir müddet sonra tekrar uyanıyorum. Fatiha süresine tekrar başlıyorum. Ancak yine bitiremeden uyuyorum.”
Matbaacılık yapan Halis, matbaa makinelerinin sesi arasında bile çok rahat uyuyabiliyor. Gözlerini kapayınca, sanki kulaklarını da tüm dünyaya kapatmış oluyor.
“Bu kadar da olmaz!” diyebilirsiniz. Ancak Tokat’ın Turhal ilçesinde Halis’i tanıyan herkes buna şahittir. Böylesi bir uyku hikayesi hiç dinlemediğim için, yazının başlığını, “Uykuyu uyutan adam!” diye koydum.
Uyan be Halis! Daha matbaa da yapılacak çok iş var!
Hayırlı Bayramlar.
Sait ÇAMLICA
Eğitimci – Yazar
Bugün Okur, yarın Lider.
Eylül 22, 2009
İyi liderler okumaya aşıktırlar.
Çalışma alanının dışında da olsa bazı gazete ve dergilere Abone olurlar.
1992 yılında Amerikan halkının sadece %4’ünün kitap satın aldığı araştırmalarla gösterilmiştir.
Televizyonun kişisel karar verme yeteneğini öldürdüğünü biliyor muydunuz. Televizyon seyrediyorsanız, her şeyi doğrudan doğruya o programları hazırlayanların gözleriyle görürsünüz. Ama eğer kitap okursanız kendi bakış açınızı ortaya çıkarabilirsiniz. Araştırmalar beynin sağ yarısının yeni bir şeyler ortaya koymak için kullanıldığını gösterir. Beynin bu kısmı, kitap okuduğunuz zaman, televizyon seyrettiğiniz zamana göre daha çok çalışır.
İyi bir lider yolculuğa çıkarken, seyahat sırasında okuyacağı kitapları seçmeye, giyeceği giysileri seçmekten daha çok zaman ayırır. İyi bir lider kitapsız yaşayamaz.
Kitabın açık olduğu her zaman, bir şey öğrenilir. (Çin Atasözü)
www.saitcamlica.com
Çılgın mühendis…
Eylül 22, 2009
Genç mühendis, işe yeni başladığı şirketteki bir toplantıya katıldığında, masa üzerindeki gazeteye göz atıp âniden yerinden fırladı ve ‘eyvah mahvoldum’ gibilerden bir şeyler söyleyip koşar adımlarla odasına girdikten sonra, kapısını da arkadan kilitledi. Bir anda buz gibi bir hava esti içeride.
Şirket sahibi, çok babacan insandı. Toplantıyı bir bıçak gibi kesip:
-Bu işte bir bit yeniği var, dedi. Mühendise kötü birşeyler oldu. Dikkat edin, canına kıyabilir.
Şirket çalışanları, müdürün ne kadar tecrübeli olduğunu bildiklerinden, hep birlikte yerlerinden fırladı. Sekreterlerden biri, mühendisin okuduğu gazeteye bakarak:
-Biliyorsunuz ki bugün borsa tepetaklak geldi, dedi. Mutlaka çok sayıda hissesi vardı.
Bir başkası:
-Faiz veya repo da olabilir, diye araya girdi. Yüzde ikiyüz sınırı aşıldı.
Diğeri, kendinden emin bir tarzda:
-Dün dolar bozduracağını söylemişti, dedi. Bugün döviz âniden yükseldiği için, milyarlarca lira zarar etmiş olmalı.
Şirketin muhasebe müdürü:
-Kesinlikle yanılıyorsunuz, diye lafa karıştı. Daha üç gün önce avans çekmişti. Paralı insan böyle birşeyler yapmaz. Olsa olsa karısıyla kavga etmiştir.
Kadın sekreterlerden biri:
-Öyledir öyledir, diye atıldı. Hanımına geçen gün rastlamıştım, çok suratsız biriydi.
Bütün ihtimaller tek tek sıralanırken, şirket müdürü,:
-Konuşmakla vakit kaybetmeyelim, diye gürledi. Her an bir tabanca sesi gelebilir içerden..
Müdürün sözleri, ortalığı tekrar karıştırdı. Şirkette ne kadar çalışan varsa, mühendisin kapısına yığıldı. Müdür bey, etrafındakileri bir el işaretiyle susturduktan sonra, yumuşak bir sesle:
-Mühendis beyyy!.. diye seslendi. Benim canım kardeşim, sakın bir çılgınlık yapma. Biliyorsun ki bu dünya fânidir. Bir gün zaten öleceğiz, değil mi?
Mühendisin bulunduğu oda müstakil olduğu için başka bir mekana bağlanmıyordu. Bu yüzden de herkes, onun içeride olduğundan emindi. Oda kapısı da özel olarak izole edildiği ve iki adet çelik levhadan yapıldığı için bütün çabalara rağmen kırılmıyordu. Buna rağmen içeriden çıt çıkmıyordu. Bu arada itfaiyeye haber verildi, altıncı katta bulunan odanın pencereleri altına brandalar gerildi ve televizyon kameramanları, yüzlerce meraklı eşliğinde canlı yayına geçerek, adamın aşağı atlaması için duaya başladılar. Mühendis bey, on beş dakika sonra kapıyı açtı. Yüzü ışıl ışıldı ve neler olup bittiğinden habersiz görünüyordu. Kapı önündeki kalabalığın şaşkın bakışları arasında:
-Az kalsın ikindi namazını kaçırıyordum, diye gülümsedi. Dünya fâni olduğundan, bu iş ihmale gelmez.
Cüneyd Suavi
Başarılı Olmak Üzerine…
Eylül 22, 2009
Başarı nedir?
Kimler başarılı sayılır?
Başarı için prestijli bir üniversite mezunu olmak mı gerekir?
Başarılı insanlar haftada kaç saat çalışıyor?
Yardım almak başarılı olma duygusunu nasıl etkiler?
Başarı bütün dertlerden kurtulmak anlamına mı geliyor?
Başarı çoğu kez bir şans işi midir?
Zengin olmak başarının çok önemli bir göstergesi midir?
Meşhur olmak başarılı olmak mı demektir?
Bu soruların cevaplarıyla ilgili çok yanlış düşünceler vardır. Esasen bu soruların cevaplarının bileşkesi size başarının tam olarak tarifini de yapmanızı sağlayacaktır.
1. Başarılı olmak için iyi bir eğitim, iyi bir yabancı dil ve iyi bir üniversite mezunu olmak çok önemlidir. İyi yabancı dil bildiği ve iyi bir üniversite mezunu olduğu halde başarısız olan çok insan vardır. Gerçek şudur; herkes başarılı olabilir. Başarı, ne istediğini bilmek, istediği şeylere ulaşmak için gerekenleri yapmak ve kişinin kendisi için koyduğu hedeflere ulaşması demektir.
2. Başarılı insanlar haftada en az 60 – 70 saat çalışmaktadır. Siz de başarılı olmak istiyorsanız haftada en az 60 saat çalışmalısınız. Başarı çok uzun süreler çalışmaktan daha çok, doğru şeyleri doğru zamanlarda yapmakla ilgilidir.
3. Başarılı olmak çok para kazanmak ve zengin olmaktır. Zenginlik ve para başarının getirdiği sonuçlardan sadece bir tanesi olabilir.Başarı hedeflediğiniz şeylere ulaşmaktır. Ulaşılan hedefler her zaman çok parayı ve zenginliği garanti etmez.
4. Başarı bir şans işidir. Sadece şanslı olan çok az kişi başarılı olabilir. Loto’dan para kazanmak kesinlikle bir şans işidir. Ancak başarı bir şans işi değil, aksine plan yapma, yapılan planlar doğrultusunda çalışma, bilgiyi yönetme ve uygulama işidir.
5. Başarılı insanlar asla hata yapmazlar. Tüm insanlar hata yapar. Hata yapmayan insan yoktur. Ancak yaptığı hatalardan ders alanlar ve almayanlar vardır. Başarılı insanlar da diğer insanlar gibi hata yaparlar. Ama onlar yaptıkları hatalardan ders alarak onları tekrarlamazlar.
6. Başarılı olmak tüm dertlerden kurtulmak demektir. Başarılı olmak yaşamdaki her problemi çözemez. Elde edilen bir başarı, o andan sonra tüm başarıları garanti etmez. Başarıdan sonra da çeşitli problemlerle karşılaşmanız çok doğaldır. Unutmayın başarı sizin olağanüstü bir varlık olmanızı sağlamaz.
7. Meşhur olmak başarının en önemli göstergesidir. Çok para kazanabilirsiniz, herkes sizi tanıyabilir, çok meşhur olabilirsiniz, birçok unvan alabilirsiniz ve yaptığınız işi büyük bir çoğunluk biliyor olabilir. Ancak bunlar başarılı olmak için gerekli olan şartlar değildir. Kimse sizi tanımasa da, zengin olmasanız da, sadece siz biliyor olsanız da çok başarılı olabilirsiniz.
Yazan; Oğuz KOÇ
Güzel 1 Başarı Hikayesi
Eylül 22, 2009
BAŞARININ SIRRI
İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı. Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı. Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu.’Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden birşey olduğu belli… Benimle Paylaşmak ister misin?’ diye sordu yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da, ‘Sana yardım edebilirim’dedi. Çek defterini çıkardı. İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi: ‘Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al’ dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu. İşadamı elindeki çeke baktı. Çekte 500.000 dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller’e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına. ‘Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim’ diye düşündü. John Rockefeller’e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi. Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına koydu. Onun kasasında olduğunu bilmenin güveniyle yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı. Büyük küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı. İyi yapılan işler yeni işleri doğurdu. Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyabilmişti. Takip eden aylarda ise borçlarından tümüyle kurtulup hatta para kazanmaya başlamıştı. Tüm bir yıl boyunca çalıştı durdu. Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka gitti. Kararlaştırılmış saatin gelmesini bekledi. Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiğini gördü. Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacakken bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladı. Hemşire ‘Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir’ dedi. ‘Çünkü bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp, bu parka geliyor. Herkese kendisinin John Rockfeller olduğunu söylüyor’ diye ekledi. Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte uzaklaştı. İşadamı şaşkın bir şekilde öylece durdu kaldı. Sanki donmuştu. Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı. Birden, hayatının akışını değiştiren şeyin para olmadığını fark etti. Hayatını değiştirenin yeniden kendinde bulduğu kendine güven ve inançtı. Başarının sırrı, kasamızda duran değil, kendi kalbimizde ve kafamızda olanlardır. Başka yerde aramaya gerek yok.
Kaynak: Erol Marketing Üye PlatFormu
Şiir “Anne”
Eylül 21, 2009
Anne konulu mükemmel bir şiir; gurbette ve annesinden ayrı olan ve onu özleyenler için…
Şiir; Ercan Öğretmen
Sesli yorum; Abdulkadir Biber
…
YİNE BİR BAYRAM DAHA SENSİZ ANNE
ARAMIZDA AŞILMAZ MESAFELER….
SENDE BOYNUN BÜKTÜN BENSİZ ANNE
ARAMIZDA YIĞIN YIĞIN ENGELLER….
HERKES BAYRAM YAPAR GÜLER EĞLENİR
BENİMSE İÇİMDEN AĞLAMAK GELİR….
ŞU GURBET ELLERDE ÖMÜR NASIL TÜKENİR
BELKİDE KAVUŞMAK MAHŞERDE ANNE…
SESİNİ DUYUNCA BAYRAM AKŞAMI
BİN KATINA ÇIKTI GÖNLÜMÜN GAMI….
BEN NEYLEYİM SENSİZ GEÇEN BAYRAMI
HERGÜN AĞLIYORUM BU YERDE ANNE
YÜREĞİM YANAR SENSİZ BOYNUM BÜKÜLÜR
GÖZLERİMDEN KANLI YAŞLAR DÖKÜLÜR…
BAYRAM GÜNÜ HASRET NASIL ÇEKİLİR
AYRILIK YAZILMIŞ KADERDE ANNE…
EVLAT HASRETİYLE YANMIŞ Kİ İÇİN
SORUYORSUN OĞLUM AYRILIK NİÇİN…
DEDİMYA BEKLENEN BİR BAHAR İÇİN
NE ZAMAN DİYORSAN İLERDE ANNE…
GÜL TOPLAMAK İÇİN ATILDIK YOLA
HERTARAF GÜL OLMADAN VEREMEM MOLA
KIZMA NEOLUR DÖNMEDİM DİYE HALA….
BÜTÜN ÜMİDİMİZ GÜLLERDE ANNE…….
Zaman Ve Ezeliyet Nedir?
Eylül 21, 2009




